agiz.gen.tr https://www.agiz.gen.tr Ağız, Ağız Hastalıkları Belirtileri ve Tedavisi tr-TR hourly 1 Copyright 2019, agiz.gen.tr Sun, 25 Jan 2015 00:00:00 +0000 Mon, 18 Nov 2019 00:00:00 +0000 60 Yutak https://www.agiz.gen.tr/yutak.html Sun, 04 Nov 2018 07:17:05 +0000 Yutak; halk arasında geniz yada farinks olarakta bilinmektedir. Sindirim organlarından birisi olan yutak sindirim kanalının ağız ve burun boşluğunun arkasında bulunmaktadır. Yutakta gırtlak bulunmaktad
Yutak; halk arasında geniz yada farinks olarakta bilinmektedir. Sindirim organlarından birisi olan yutak sindirim kanalının ağız ve burun boşluğunun arkasında bulunmaktadır. Yutakta gırtlak bulunmaktadır. Besinin yemek borusuna geçişini sağlar. Solunum sisteminde de yutağın rolü çok büyüktür.

Yutak 50 cm. Uzunluğunda, tüp biçiminde, kas ve mukozadan oluşan bir organdır. Yutağın en üst bölümünün hemen önündeki burun boşluğu bağlantı halindeyken, alt ucu yemek borusu ile devam eder. Yutağın yemek borusuna dayandığı bölümü sindirim kanalının en dar bölgesidir. Yutağın arka duvarı omurganın boyun bölümüyle komşudur. Yutak yukarıdan aşağıya doğru Nasofarinks, Orofarinks, ve Laringofarinks olmak üzere üç bölümden oluşmuştur.
Nazofarinks hemen önündeki burun boşluğu ile,burun arka delikleri aracılığı ile bağlantı halindedir.

Yutak Bölümleri Nelerdir;
  • Nasofarinks, yutağın burun boşluğunun arkasında kalan bölümdür.
  • Orofarinks, yutağın ağız boşluğununun arkasında kalan bölüm.
  • Laringofarinks yutağın C3 veC6 boyun omurları hizasında kalan bölümdür.
Yutak Kasları Bölümleri;

Yutak, içerde ve dışarda bir akörtüyle kaplanmış kaslardan oluşmuştur. Yutak kasları yatay kasları, yarım çember biçimi yada büzücü kasları, kafa tabanından inen dikey yada kaldırıcı kasları kapsar.

Yutak Büzücü Kasları;

Üç tanedir. Birleşerek yutak oluğunu oluştururlar.üst büzücü kas, orta büzücü kas, alt büzücü kastan oluşmaktadır.

Yüzüksü Kıkırdak-Yutak Kası;

Tiroyit kıkırdağa yapışan demet çok daha kalındır. Yüzüksü kıkırdak -yutak kası yada yemek borusu ağzı kası adını taşır. Aşağıda, yutak ile yemek borusu arasında geçişi sağlar.

Kaldırıcı Kaslar;

Büzücü kasların her iki yanından, onların dışında olarak aşağıya inerler. Yukarıda yutak çıkıntı kası aracılığı ile, damak kemiği düzeyinde de yutak-damak kası aracılığıyla dikensi çıkıntıya yapışırlar.

Yutağın Akörtüleri;

Yukarıda anlatılan kasları sararlar. Dışarıda kalındırlar içeride incedirler ve mukozayla kaplanmıştır.

Yutağın Görevleri Nelerdir;

Ağız boşluğuyla yemek borusu arasında kapı görevi görmektedir. Yutağın bir özelliğide soluk borusu ve yemek borusu arasında bir bağlantı bulundurmaktadır. Ağızdan nefes alabilmemizin sebebide budur. Dil besinleri yutağa doğru ilerletir. Bu sırada soluk borusu gırtlak kapağı ile kapatılır.

Yutağın İşlevleri Nelerdir;

Yutak, birçok organizmada sindirim sisteminin ve solunum sisteminin bir parçasıdır. Havanın ve besinin yutağın içinden geçmesinden dolayı, epiglottis adı verilen ve bağ dokudan oluşan bir kapak, besini yutma sırasında soluk borusunun girişini kapatıp besinin buraya kaçmasını engeller. Yutak insanların konuşmasında da çok etkilidir ve etkin bir rolü vardır.
]]>
Ağız Kokusu Nasıl Geçer https://www.agiz.gen.tr/agiz-kokusu-nasil-gecer.html Sun, 04 Nov 2018 18:16:34 +0000 Ağız kokusu nasıl geçer, ağız kokusu hem kişinin kendi, hem de etrafındaki insanlar için oldukça rahatsızlık verici bir durumdur. Ağız kokusu birçok nedenden dolayı ortaya çıkabilir. Bunun için öncelikli olarak Ağız kokusu nasıl geçer, ağız kokusu hem kişinin kendi, hem de etrafındaki insanlar için oldukça rahatsızlık verici bir durumdur. Ağız kokusu birçok nedenden dolayı ortaya çıkabilir. Bunun için öncelikli olarak ağız kokusunun neden kaynaklandığını öğrenmek için diş hekimi ya da bir kulak burun boğaz uzmanına danışılmalıdır. Ağı kokusuna yol açan etken bulunduktan sonra evde basit yöntemlerle de ağız kokusuyla savaşılabilir.

Ağız kokusu nasıl geçer

Ağız kokusu için doktora başvurulduğunda doktor kokunun neden kaynaklandığını öğrenmek adına bazı araştırmalar yapar. Eğer kokuya yol açan bir hastalık varsa öncelikli olarak bu hastalığın tedavi edilmesi gerekir. Bu sayede ağız kokusundan da kurtulmak mümkün olur. Bazı bitkisel yöntemler kullanılarak ağız kokusu geçirilebilir. Ağız kokusu nasıl geçer diyorsanız yazımızın devamında işinize yarayan bilgiler bulabilirsiniz.

Karanfil: Ağız kokusunu geçirmek için sıkça kullanılan bitkilerin başında gelir. Karanfil ağız içinde bakteri ve mikrop oluşumunu engelleyen etkiye sahiptir. Antioksidan ve antiseptik etkisiyle ağız kokusu için faydalı olan karanfil, çiğnenerek ya da çay şeklinde hazırlanarak kullanılabilir. Tane karanfil ağız içinde tahrişe yol açabileceğinden çay şeklinde hazırlanarak tüketilmesi daha faydalı olur.

Aloe vera: Yaygın olarak, yanık, çizik, yara ve morlukların tedavisinde kullanılan aloe vera ağız kokusu içinde faydalı bitkilerin başında gelir. Aloe vera jeli yarım çay bardağı suyun içine eklenerek ağız kokusunu geçirmek için kullanılabilir. Aloe vera bitkisinin içeriğinde b-sitosterol adlı bir bileşen bulunmaktadır. Bu bileşenin iltihap önleyici ve mide asidini dengeleyici etkisi vardır. Mide problemleri ağız kokusunun en yaygın nedenleri arasındadır. Bu problemleri geçirmek için aloe veradan yardım alınabilir.

Adaçayı: Esansiyel yağlar barındıran ve antibakteriyel etkisi olan adaçayı, özellikle diş iltihabı sebebiyle gelişen ağız kokusu için faydalıdır. Sindirime karşı faydalıdır ve bakterilerle savaşır. Ağız oluşan kötü koku haricinde kokuya yol açan sebeplerle de savaşan bir bitkidir.

Siyah çay: Adaçayı gibi ağız kokusuna karşı siyah çay kullanılabilir. İçeriğinde yer alan polifenoller dişlerde plak oluşumunu önler. Diş plakları ağızda kötü kokuya sebep olur. Ağızda oluşan bakteriler içinde etkili olan siyah çay ağız kokusuna iyi gelir.

Yeşil çay: Yeşil çayda ağız kokusuna karşı anlık çözüm sağlayan bitkiler arasındadır. Aromatik ve dezenfekten etkisi sayesinde ağız kokusuna karşı faydalıdır. Ağızda oluşan kötü kokuyu anlık olarak bastırmak için yeşil çay kullanılabilir.

Isırgan otu: Vücutta biriken toksin ve metaller ağız kokusuna yol açabilir. Isırgan otu kullanılarak vücut bu zararlı maddelerden arındırılabilir. Günlük düzenli olarak ısırgan otu çay şeklinde hazırlanıp tüketilebilir. Ağız kokusu haricinde kanı temizleyici etkide yaratır. Böbreklerin aktif şekilde çalışmasını sağlar, zararlı maddeleri vücutta uzaklaştırır ve ağız kokusuna karşı kalıcı çözüm getirebilir.

Tarçın: Çeşitli sağlık sorunlarına karşı mucizevi bir bitki olan tarçın ağız kokusu üzerinde de etkilidir. Tarçın çubuğunda yer alan esansiyel yağlar ağız kokusuna yol açan bakterileri yok edici özelliktedir.

Ağız kokusu nasıl geçer Diyorsanız bu bitkilerin haricinde nane, kekik, maydanoz, okaliptüs, ekinezya, çay ağacı yağı kullanabilirsiniz. Aç kalmak ağız kokusuna yol açabilir. Bu nedenle açlık saati uzatılmamalıdır. Bol su içmek, dişleri düzenli fırçalamak, yatmadan önce her gün düzenli gargara yapmak ağız kokusuna karşı alınabilecek önlemler arasındadır.

]]>
Ağızda Şeker Tadı https://www.agiz.gen.tr/agizda-seker-tadi.html Sun, 04 Nov 2018 20:12:47 +0000 Ağızda şeker tadı, ayrıca dysgeusia adı verilen bir sorundur. Bu durum ayrıca kişide iştah kaybına da neden olmaktadır. Bu sorundan kaynaklı olarak kişi yediği yiyeceklerden zevk ve tat alamaz hale gelir. Ağızda şeker tadı ge Ağızda şeker tadı, ayrıca dysgeusia adı verilen bir sorundur. Bu durum ayrıca kişide iştah kaybına da neden olmaktadır. Bu sorundan kaynaklı olarak kişi yediği yiyeceklerden zevk ve tat alamaz hale gelir. Ağızda şeker tadı gelmesi hissi, ağızdan alınan bir çok ilaçların çoğunda bu ağızda tatlı bir tat bırakan bakterilerin büyümesine yol açar. Bir başka neden ise sindirim sistemi bozuklukları olabilir. Bu rahatsızlığı olan kişilerde yüksek kan şekeri seviyesi ve böylece ağızda tatlı bir tat  oluşumuna yol açan ağız salgısına, tükürük şeker sayısına yol açar. Bu duruma ek olarak kan şekeri düzeylerinin iyi bir doktor kontrolü almadan bilinçsizce yapılan uygulamalardan uzak durun. Ağızda şeker hissine sebep olan unsurlar ilk olarak 400 ün üzerinde ilaç türü ağızda böyle bir tat oluşumuna neden olur, bu ilaçlardan bazıları tansiyon ve antidepresan gibi ilaçlardan dolayı kaynaklanır. Ayrıca kafein, alkol tüketimi, biyolojik yaşlılık ve bazı sistemik hastalıklar, romatizmal hastalıklar, bağışıklık sistemini hasarları, hormonal bozukluk, şeker hastalığı, nörolojik hastalıklar ve Parkinson gibi hastalıklarda görülür. 

Ağızda şeker tadı tedavi yöntemleri nelerdir:
  • Ağızda şeker tadı hissini ilk olarak sık sık ve yudum yudum su içilmelidir. Bu durum için yanınızda sürekli olarak şu taşımak gerekir ve gece yatarken yanınızda sıvı içecekler ve su bulundurmamız gerekir.
  • Şekersiz bir sakız çiğnemek ağızda şeker hissini ortadan kaldırıyor
  • Sigara alkol ve sakarlı şeylerden uzak durulması gerekir
  • Bulunduğunuz ortamın nemli olması gereklidir
  • Eğer çok gerekirse eczanede satılan yapay tükürük tabletleri alınıp kullanılabilir
  • Bakteri plağı kontrol altına alınması gerekir
  • Floridli diş macunu kullanılması iyi gelebilir aynı zamanda jel ve gargara da iyi gelir.
  • C vitamini kullanımı iyi gelir.
  • Bileşiminde alkol ve sodyum lauryl sülfat bulunan ağız ve dış bakımı ürünleri kullanılabilir.
  • Sizlere önerimiz yukarıda belirtilen unsurlardan birini yapmış ama hala fayda göremediyseniz hemen bir doktora gidip uzman bir dahiliye, fizik tedavi ve nöroloji ve kulak burun boğaz uzmanına görülmelidir.
]]>
Ağız Kokusu Neden Olur https://www.agiz.gen.tr/agiz-kokusu-neden-olur.html Mon, 05 Nov 2018 10:12:50 +0000 Ağız kokusu neden olur, ağız kokusunun farklı nedenleri olabilir. İnsanların önemli bir kısmını etkileyen ağız kokusunun en önemli ağız ve diş bakımına önem verilmemesinden kaynaklanır. Bu sorun fizyolojik etk Ağız kokusu neden olur, ağız kokusunun farklı nedenleri olabilir. İnsanların önemli bir kısmını etkileyen ağız kokusunun en önemli ağız ve diş bakımına önem verilmemesinden kaynaklanır. Bu sorun fizyolojik etkenler nedeniyle olabileceği gibi, psikosomatik ve gerçek ağız kokusu olan patolojik nedenlerden oluşabilir. Toplumda kulak burun boğaz hastalıklarından tedavi gören kişilerin ortalama % 15 kadarının ağız kokusu şikayetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu sorun insanlarda en fazla erişkinlik döneminde etkili olur. Bunun mutlaka ciddiye alınması gerekir. Çünkü bazı ağız kokuları ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabilir. Bu aynı zamanda insanların sosyal ilişkilerini bile olumsuz şekilde etkileyebilir. Bu nedenle ağız konusunun nedeni tespit edilmeli ve buna uygun tedavi yolları uygulamalıdır.

Ağız kokusu etkisi yapan hastalıklar nelerdir

  • Akciğerler ve sinüslerden kaynaklana enfeksiyonlar
  • Şeker hastalığı aseton kokusu benzeri ağız kokusu etkisi yapar
  • Karaciğer yetmezliğinde ağız kokusu oluşur
  • Böbrek yetmezliğinde balık kokusu benzeri ağız kokusu olur
  • Metabolizma bozukluğu olan kişilerde bazen kötü balık kokusu gibi ağız kokusu olur
  • Diyet yapma, aç kalma, oruç tutma, ağız kuruması gibi etkenler ağız kokusu yapar
  • Mide ve bağırsak sisteminde olan  rahatsızlıklar ağız kokusu nedeni olabilir.

Ağız kokusu nedenleri

Ağız ve diş sağlığı: Bu ağız kokusunun en önemli sebepleri arasındadır. Kişilerin düzenli olarak diş fırçalamaması nedeniyle ağızda bakteri oluşumu ağız kokusuna neden olabilir. Diş eti iltihapları, diş çürümesi ağız içindeki enfeksiyonlar ağız kokusu nedeni olabilir. Dil ve diş eti hastalıkları yine ağızda bakteri üremesine neden olur. Bu etkiler yüzünden insanların rutin diş doktoru ziyaretlerini yapmaları, ağız ve diş sağlığına önem vermeleri gerekir.

Yeteri kadar su içilmemesi: Suyu az miktarda içen kişilerde tükürük salgısı da azalır. Bu nedenle ağızda kokuyu önleyen en önemli unsur olan tükürük salgısının olması için, her gün en az 8 bardak su tüketilmelidir.

Ağız Kokusu Neden Olur

Alerjik yapıya sahip olmak: Alerjik yapıda olan kişiler alerjenlerin etkisiyle sıkça burun tıkanıklığı sorununu yaşar. Bu durum nefes almayı zorlaştırdığı için, ağızdan nefes alınmaya başlanır. Bu ağız kuruluğu yaşanmasını, dolayısıyla ağız kokusunun oluşmasını sağlar. Bu nedenle bol su içilmesi gerekir.

Beslenme düzeninde yapılan hatalar: Günlük beslenme düzeninde soğan ve sarımsak gibi yiyeceklerin tüketilmesi ağız kokusu etkisi yaratır. Süt ve süt ürünlerinin tüketimi ise, balgam yapıcı etkiler gösterir. Bunlar ağızda kükürt kokusuna sebep olur. Bunlar dikkate alınarak, besinlerin uygun zamanlarda tüketilmesi gerekir.

Sinüzit ve bademcik enfeksiyonları: Bu enfeksiyonlar ağız kokusu nedeni olabilir. Bu nedenle tedavilerinin aksatılmaması ve sıkça ağız gargaralarının yapılması tavsiye edilir.

Reflü rahatsızlığı: Bu sorun mide salgısı yüzünden oluşan mide ekşimesi nedeniyle ağız kokusu yapar. Bu nedenle reflü mutlaka tedavi edilmelidir.

Kanser türleri gibi önemli hastalıkların olması: Bu tür sorunlar nadir olsa da, boğaz, kulak ve burunla ilgili kanserli bulgular ağız kokusu etkisi yapabilir.

Basit şekerlerin fazla tüketilmesi: Beslenmede basit şekerlerin, fruktoz şurubu kullanılmış olan gıdaların, beyaz unun tüketilmesi halinde, ağızda bakteri oluşumu fazla olur. Bakteriler ise şekerlerin etkisiyle daha hızla çoğalırlar. Şekerli gıdaların hepsinde basit şeker kullanılmaktadır. Bunlar aynı zamanda diş çürüklerine neden olarak, ağızda kokuya neden olabilir. Basit şeker tüketmeyi azaltmak ve su tüketimini arttırmak faydalı olabilir.

Sigara içilmesi: Bu alışkanlık insanl]]> Ağız Kuruluğu https://www.agiz.gen.tr/agiz-kurulugu.html Mon, 05 Nov 2018 14:40:41 +0000 Ağız kuruluğu, ağız içi sağlığının korunabilmesi için tükürük salgısının mutlaka olması gerekir. Tükürük ağız içini nemli tutarak yutkunmaya ve tüketilen yiyeceklerin parçalanmasına yardımcı olur. Tü Ağız kuruluğu, ağız içi sağlığının korunabilmesi için tükürük salgısının mutlaka olması gerekir. Tükürük ağız içini nemli tutarak yutkunmaya ve tüketilen yiyeceklerin parçalanmasına yardımcı olur. Tükürük salgısı ağızın temizlenmesi, diş ve dilin temiz kalması için mutlaka gereklidir. Tükürük salgısı yeteri kadar gerçekleşmediğinde ağız içinde kuruluk meydana gelir. Ağız kuruluğu tükürüğün yetersiz olduğunda oluşur. Tıp camiasında ağız kuruluğu ''kserostomi'' olarak tanımlanır.

Ağız kuruluğu uzmanlara göre bir hastalık değildir. Ağız kuruluğu bir hastalığın habercisi ya da kullanılan bir ilacın yan etkisi nedeniyle ortaya çıkabilir. Ağız kuruluğuna yol açabilecek birçok hastalık bulunmaktadır. Ağız kuruluğu, çiğneme, yutma, konuşma, tat alma duygusunda bozukluk gibi birçok soruna yol açabilir. Ayrıca ağızda oluşan kuruluk dişlerin çürüme olasılığını da arttıran bir faktördür. Tükürük salgısı yetersiz olduğunda ağız içinde bulunan dokular zarar görerek ağız sağlığı olumsuz etkilenebilir.

Ağız kuruluğu kronik bir şekilde tekrarlıyorsa mutlaka bir doktora başvurularak nedeni araştırılmalı ve gerekli tedaviye başlanmalıdır. Ağız kuruluğunun neden kaynaklandığını öğrenmek ve ağız sağlığına zarar verip vermediğini anlamak için uzman bir diş doktoruna görünmek gerekir. Şayet ağız kuruluğuna neden olabilecek bir hastalık söz konusu ise dahiliye doktoruna muayene olmak gerekir. Dahiliye doktoru ağız kuruluğuna neden olabilecek sorunları araştırarak alta yatan nedene yönelik tedavi başlatır.

Ağız kuruluğuna yol açabilecek hastalıklar genellikle kişinin yaşam kalitesini bozacak türden hastalıklar değildir. Hasta ağız kuruluğu nedeniyle yemek yerken ya da konuşurken zorluk yaşayabilir. Fakat ağız kuruluğu uzun süredir devam ediyorsa ve tükürük salgısı iyice azalmışsa ağız sağlığını bozarak hasta sıkıntı yaşayabilir. Bu gibi durumlarda ağız kokusu ağız içi enfeksiyonları gibi problemler oluşabilir.

Ağız Kuruluğu

Ağız kuruluğu herkesin belli bir zaman maruz kaldığı bir sorundur. Önemli olan ağız kuruluğunun ne zamandır devam ettiğidir. Eğer ağız kuruluğu geçmiyorsa kullanılan bazı ilaçların yarattığı yan etkilerden kaynaklanıyor olabilir. Ağız kuruluğu kullanılan ilaç nedeniyle oluşuyorsa kullanılan ilacın bırakılması ile ağız kuruluğu ortadan kalkar. Devamlı kullanılan bir ilaç varsa ve ağız kuruluğu yaşanıyorsa ilacı reçete eden doktor ile ilacın yan etkileri hakkında görüşülmelidir.

Ağız Kuruluğu Nedenleri

Susuz Kalmak: Vücuda yeteri kadar su alınmıyorsa vücut birçok şekilde olumsuz etkilenebilir. Bu olumsuzluklardan biri de ağız kuruluğudur. Bu nedenle ağız kuruluğu yaşamamak için günlük su tüketimine dikkat edilmelidir.

Sigara: Sigara ağız kuruluğuna neden olan önemli faktörlerden biridir. İçeriğinde yer alan zararlı maddeler tükürük salgısının azalmasına yol açarak ağız kuruluğuna yol açabilir.

İlaçlar: Özellikle antidepresan ilaçları ve daha farklı psikolojik ilaçların an etkisi olarak ağız kuruluğu yaşanabilir. Ayrıca kas gevşetici ve bazı ağrı kesiciler de ağız kuruluğuna neden olabilir. Yine özellikle kanser tedavisi için uygulanan kemoterapi ve radyoterapi tedavileri de ağız kuruluğuna neden olabilir.

Stres: Stres vücutta birçok yan etkiye neden olabilen bir sorundur. Tükürük salgısı sinir sistemi ile alakalı olduğu için stresten yoğun bir şekilde etkilenebilir. Yine aşırı heyecan, panik atak ve depresyon ağız kuruluğuna neden olabilir.

Sinir Hasarı: Boyun ya da baş bölgesinde yer alan sinirler bir travma ya da ameliyat nedeniyle zarar görmüşe ağız kuruluğu meydana gelebilir.

Bazı Hastalıklar: Diyabet, Alzheimer, kansızlık, kistik fibrozis ağız kuruluğuna yol açabilecek hastalıklar arasındadır. Bağışıklık sisteminin güçsüz kalması nedeniyle de ağız kuruluğu yaşanabilir.

Ağız Kuruluğu Belirtileri

A]]> Ağız Ve Diş Sağlığı İçin Neler Yapmalıyız https://www.agiz.gen.tr/agiz-ve-dis-sagligi-icin-neler-yapmaliyiz.html Mon, 05 Nov 2018 19:39:34 +0000 Ağız ve diş sağlığı için neler yapılmalıyız, oldukça önemli ve merak edilen konular arasında yer almaktadır. Ağızda ki olumsuzluklar dişleri de etkilemektedir. Bunun dışında ilk kez tanışan insanlar ilk olarak karşıda Ağız ve diş sağlığı için neler yapılmalıyız, oldukça önemli ve merak edilen konular arasında yer almaktadır. Ağızda ki olumsuzluklar dişleri de etkilemektedir. Bunun dışında ilk kez tanışan insanlar ilk olarak karşıda ki kişinin dişlerine bakmaktadırlar. Bunlardan dolayı ağız ve diş sağlığının korunması ve gerekli özenin gösterilmesi oldukça önemlidir. Ağız ve diş sağlığının korunması için bir çok şey yapılaması gerekmektedir. Yapılması gereken bu öneriler ağız ve diş sağlığını sağlamak ve aynı zamanda ağız ve diş sağlığını korumak için oldukça önemlidir. 


Ağız ve Diş Sağlığı İçin Yapılması Gerekenler:

İlk olarak ağız ve diş sağlığının korunması ve bu korunmanın devam ettirilmesi için yapılaması gereken şey günde iki kez olmak üzere dişlerin fırçalanmasıdır. Bunun dışında diş sağlığı ve ağız sağlığı için diş ipinin kullanılması da oldukça önemlidir. Bunlar dışında düzenli olarak diş doktoruna gidilmelidir ancak yapılan bu uygulamalar ağız sağlığının ve diş sağlığının sağlanması için yeterli değil sadece bir başlangıçtır. Bunlar dışında ağız sağlığı ve diş sağlığının sağlanması için Sağlıklı beslenilmesi gerekmektedir. Sağlıklı beslenen bireylerin ağız ve diş sağlıkları daha da iyi olacaktır. Ancak sigara ve alkol tüketen kişilerin ağız sağlığı ve diş sağlığı istenildiği şekilde sağlıklı olmayacaktır. Ancak sigara tüketimi ve alkol tüketimi azaltıldığında ya da tamamen ortadan kaldırıldığında ağız ve diş sağlığı için gerekli ortam sağlanmış olacaktır. Aynı zamanda tüketilen yiyecek ve içecekler de diş sağlığı ve ağız sağlığı için oldukça önemlidir. Bir ömür boyu sağlıklı dişlere ve sağlıklı bir ağza sahip olmak için yenilen yiyeceklerin ve içilen içeceklerin önemi azımsanmayacak kadar fazladır. Yenilen yiyecekler ve içilen içecekler tüm vücuda nasıl etki ediyorsa aynı şekilde ağza ve dişlere de bu şekilde etki etmektedir. 

Ağız Ve Diş Sağlığı İçin Neler Yapmalıyız
Ağız sağlığı ve diş sağlığı için önemli olan bir diğer durum ise içeriğinde kalsiyum barındıran yiyeceklerin tercih edilmesidir. Fast food adı verilen aperatif yiyecekler de az miktarda kalsiyum bulunur. Ancak süt ve süt ürünleri gibi yiyecekler de bol miktarda kalsiyum bulunur. Bu yiyecekler dışında kalsiyum güneşte D vitamini bulunduğundan dolayı bol bol güneşe çıkılarak güneşten vücudun gerekli olan kalsiyum ihtiyacını karşılayarak aynı zamanda ağız ve diş sağlığını sağlamada etkili olacaktır. Yenilen ve içilen besinler oldukça önemlidir. Hem ağız sağlığı bakımından hem de diş sağlığı bakımından oldukça önemlidir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları çocukluk yaşlarda elde edilir ve bundan dolayı da ağız ve diş sağlığı için sağlıklı beslenmenin alışkanlık haline getirilmesi gerekmektedir. Bunlar dışında şeker tatlı bir besin kaynağı olmasına karşın dişlere etkisi çok hoş değildir. Şekerli olan yiyecek ve içeceklerin tüketilmesinden sonra dişler asit saldırısına maruz kalmaktadır. Asit saldırısına maruz kalan dişlerde bu durumdan dolayı çürükler meydana gelmektedir. Sadece şeker yemek değil içeriğinde şeker bulunan yiyecekleri tüketmekte dişlerde çürüklere neden olmaktadır ve ağız ve diş sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Bundan dolayı içeriğinde şeker bulunan gıdalar tüketildikten sonra ağız ve diş sağlığının sağlanması ve dişlerde oluşması muhtemel çürükleri engellemek için ağız su yardımı ile güzel bir şekilde çalkalanmalıdır. Ağız ve diş sağlığını olumsuz yönde etkileyecek olan bir diğer şey ise asitli içeceklerdir. Bunların tüketiminin en aza indirilmesi hatta mümkün olduğu kadar uzak durarak hayatımızdan çıkarılması gerekmektedir. İçeriğinde asit bulunan içecekler ister şekerli olsun ister şekersiz ağız ve diş sağlığını oldukça olumsuz yönde etkilemektedir. Asitli olan içeceklerin tüketilmesi zaman içinde diş hassasiyetine ve çürüklere neden olmaktadır. Bunu engellemek ise bu tür içeceklerden uzak durmka ile gerçekleşme]]> Ağız İçi Yaraları https://www.agiz.gen.tr/agiz-ici-yaralari.html Tue, 06 Nov 2018 10:51:21 +0000 Ağız içi yaraları, ağız içerisinde ve sıklıkla oluşan yanak ve dudak mukozasında, yumuşak damakta, diş eti üzerinde, dil üzerinde ve farenkste görülen sarı-kırmızı hale ile çevrili ola oldukça ağrılı ve ülserleşmiş Ağız içi yaraları, ağız içerisinde ve sıklıkla oluşan yanak ve dudak mukozasında, yumuşak damakta, diş eti üzerinde, dil üzerinde ve farenkste görülen sarı-kırmızı hale ile çevrili ola oldukça ağrılı ve ülserleşmiş olan lezyonlardır. Çoğu insan ağızda oluşan yaralarla karşı karşıya kalmaktadır. Ağız içinde oluşan yaralar daha çok bayanlarda görülmektedir. Ağız içinde oluşan yaralar genel olarak tek seyretse de aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir. 

Ağız İçi Yaralarının Oluşumunda Hangi Faktörler Önemlidir

Ağız içi yaraların oluşumunda önemli olan bazı faktörler bulunmaktadır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir.
  • Stres
  • Yiyecekler
  • Travma
  • Diş macunu 
  • Sistematik Hastalıklar
  • Diğer Nedenler
Stres: Günümüzde yüksek tansiyon, migren ve gastrit gibi birçok hastalığın nedenleri arasında kabul edilen stres aynı zamanda ağız içi yaralarının oluşmasında da önemli bir faktördür. Bayanlarda adet öncesi dönemde ağız içi yaraları görülmektedir.

Yiyecekler: Sirke, turşu, turunçgiller, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı olan çerezler gibi ağız mukozasını tahriş edebilen yiyecekler ağız içi yaralarının oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında yer almaktadır. Bunlar dışında bazı kişiler için alerjik olan karabuğday, çavdar, arpa, fındık, çikolata, kabuklu deniz hayvanları, domates, soya, elma, incir, patlıcan, peynir gibi yiyecekler de ağız içi yaralarının oluşumunu hızlandırmaktadır.

Travma: Dudak, yanak ve dil ısırma, sert olan yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan diş fırçasının kullanımı ile yumuşak olmayan diş fırçalama işlemleri, bununla birlikte iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğu vuruklarda ağız içi yaraların oluşmasını hızlandırmaktadır. 

Ağız İçi Yaraları
Diş Macunu: Diş macunlarının dişleri ve ağzı temizlemeleri için bu temizleme özelliğini arttırmak için köpük yapıcı olarak diş macunlarının yapılarına katılan mukoza hücrelerinin yıkımını arttıran tahriş edici bir kimyasaldır. SLS bu özelliğinden dolayı ağız içi yaraların oluşumu üzerinde direkt olarak etkili olan bir maddedir. Özellikle ağız içinde yarası olan kişilerin kullanabilmeleri için günümüzde daha az oranda içeriğinde SLS bulunan diş macunları tercih edilmelidir. 

Sistematik Hastalıklar: Genital ülser, behçet hastalığı, konjuktivit, retinit, lokositoz, gibi birçok sistematik rahatsızlıklar ağız içi yaraların oluşumunu hızlandırmaktadır. Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla birlikte de tekrarlayıcı olarak ağız içi yaraları görülmektedir.

Diğer Nedenler: Demir eksikliği, B12 vitamini eksikliği, sigara içme, tütün çiğneme gibi alışkanlıklar da ağız içi yaralarının oluşmasında etkili olmaktadır 

Ağız İçi Yaralarının Tedavisi:

Ağız içinde oluşan yaralara özellikle uygulanan herhangi bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Genellikle ağız içinde oluşan yaralar 7 ile 10 gün içerisinde kendiliğinden geçmektedir.  Ağız içinde yara oluşan kişilerin bu sorun ile karşı karşıya kaldıklarında birkaç uygulama yaparak bu yaraların açısından kurtulabilirler. Bunlar şu şekilde sıralanabilir.

Sıcak, asitli ve tahriş edici gıdalardan uzak durularak ağrı azaltılabilir. Su ve karbonat karışımından hazırlanan ince yapılı bir krem ile ağız içi yarası olan bölge temizlenebilir. Yarım bardak su ve içine yarım kaşık tuz atılarak hazırlanan karışım ile günde üç kez gargara yapılabilmektedir. Ağızda oluşan yara üzerine uygulanacak Orabase, Gly-oxide, Cankaid, Ambesol gibi ağız içi kremler kullanılabilir. Sucralfate adı verilen tablet ılık suda eritilerek gargara yapılabilir. 

Ağız içinde bulunan yaralar ağız içerisinde bulunmaktadır. Bulaşıcı değillerdir. Ağız içi yaraların oluş]]> Ağız Kanseri Belirtileri https://www.agiz.gen.tr/agiz-kanseri-belirtileri.html Tue, 06 Nov 2018 18:41:05 +0000 Ağız kanserinin belirtileri, her zaman ağız kanserinin belirtilerini erken bir zamanda fark etmek mümkün olmamaktadır. Bundan dolayı hem diş hekimlerinin hem de doktorların yaptığı düzenli olarak yapılan muayeneler çok önemlid Ağız kanserinin belirtileri, her zaman ağız kanserinin belirtilerini erken bir zamanda fark etmek mümkün olmamaktadır. Bundan dolayı hem diş hekimlerinin hem de doktorların yaptığı düzenli olarak yapılan muayeneler çok önemlidir. Bunun dışında başka belirtiler de görülmektedir. Bunlar şu şekilde sıralanmaktadır.

Ağız Kanserinin Belirtileri  Nelerdir
  • Dudaklarda, diş etlerinde ya da ağız içinde kolay bir şekilde kanayan ve iyileşmeyen yaralar
  • Yanak çevresinde dil ile hissedilebilecek bir şişkinlik ya kalınlaşma
  • Ağzın herhangi bir bölümünde his kaybı
  • Ağzın herhangi bir yerinde uyuşukluk
  • Diş etlerinde, ağız içinde ve dilde beyaz ya da kırmızı benekler
  • Çiğneme ve yutmada zorluk çekme
  • Ağızda acı ya da tarifi olmayan bir ağrı
  • Bilinen bir şey olmaksızın boğaza bir şey takılma hissi
  • Takma dişlerin kötü bir şekilde yerleşmesine neden olan çene şişkinliği
  • Seste olan değişiklik
Ağızda oluşan ve gelişen bir tümör ağrı vermeyebilir ama yayılarak kanamaya sebep olabilecek ülserlerin oluşumlarına neden olabilir. Dil kanseri çoğunlukla acı verir ve dilin anormal bir şekilde sert ve bükülmez olmasına neden olmaktadır. Düzgün konuşma ya da yutkunma zorluğuyla birlikte uyuşmuşluk hissi görülebilmektedir. Ağız içinde sürekli beyaz lekeler ya da kırmızı lekeler ortaya çıktığında görülen bu lekeler öncü kanser koşulları olarak onaylanabileceğinden doktor ve diş hekimlerinin dikkatine önerilmeleri gerekir. 

Ağız Kanseri Belirtileri
Ağız Kanseri Nedenleri Nelerdir

Ağız kanseri genel olarak tütün kullanımıyla ilgilidir.Sigarayı bırakmak bunun yerine pipo ya da puro içmek ağızdan alınan tütün miktarını azaltmamaktadır. Katran miktarı daha düşük olan light sigaralar da işe yaramamaktadır. Bir miktar tütünü ağızda bir noktada uzun bir süre tutmak oldukça tehlikelidir. Bu durum öncü kanser koşulu olarak kabul edilir. Ağız kanserini tetikleyen faktörler;
  • Sert alkollü içecekler kullanılması
  • Alkol ve sigaranın bir arada kullanılması
  • Yerine oturmayan takma dişler
  • Dişlerde pürüzlü ya da sivri uçlar olduğunda yetersiz yapılan bakım
  • Dişteki herhangi bir keskin kenardan dolayı dilin sürekli tahriş olmasıdır.
]]>
Ağız Kokusu Ölçümü https://www.agiz.gen.tr/agiz-kokusu-olcumu.html Wed, 07 Nov 2018 11:47:25 +0000 Ağız kokusu ölçümü, ağız kokusu hastalarda ağız boşluğundan, sindirim sorunlarından, bağırsak gazları ya da kulak burun ve boğaz sorunlarından kaynaklanabilir. Bunun hakkında bazı araştırmalar yapılmalı ve Ağız kokusu ölçümü, ağız kokusu hastalarda ağız boşluğundan, sindirim sorunlarından, bağırsak gazları ya da kulak burun ve boğaz sorunlarından kaynaklanabilir. Bunun hakkında bazı araştırmalar yapılmalı ve nedenleri tespit edilmelidir. Bu sorun tek başına bir hastalık olarak kabul edilmese de, ciddi bir hastalığın habercisi olabileceğinde tespit yapılması gerekir. Çünkü ağız kokusunun tedavisi bunun belirlenmesine bağlıdır. Bu konuda yapılan araştırmalarda ağız kokusunun meydana gelmesinde % 87 oranında ağız boşluğu sorumlu tutulmuştur. Kişide diş ve diş eti sorunları, dil iltihabı, periodontis gibi sorunlar ağız kokusu yapabilir. Ağız kokusu ölçümü sayesinde, ağız kokusunun nereden kaynaklandığı ve dolayısıyla rahatsızlığın tedavisi belirlenebilir.

Ağız kokusu ölçümü neye yarar

Ağız kokusunun kaynağı sülfür gazlarıdır. Bu koku halitometre cihazıyla ölçülmektedir. Bu sayede ağız kokusunun derecesi belirlenebilir. Ağız kokusunun derecesinin belirlenmesi ise, kokunun nereden kaynaklandığını tespit etmeye yardımcı olur. Halitometre cihazıyla yapılan tespit sonucunda, ağız kokuları sınıflandırmalara tabi tutulur. Bu sınıflandırma içinde 2 tanesi ağız boşluğundan kaynaklanan ağız kokularını, bir tanesi midede olan sorunlardan kaynaklanan ağız kokularını, bir tanesi psikosomatik kökenli olan ağız kokularını, bazıları akciğerlerden kaynaklanan ağız kokularını, en son olarak sağlıklı kişilerde bile olan özellikle sabahları meydana gelen ağız kokularını tespit etmeye yardımcı olur.

Ağız kokusu ölçümü sırasında değerleri etkileyen faktörler

  • Ağız kokusu ölçümü yapılmadan önce hastalar 2 gün süreyle ağız kokusu yapacak yiyecekler tükettiklerinde, ölçüm sonucundaki değerler yanıltıcı olabilir.
  • Ağız kokusu ölçümünden önce hastalar 8 saat kadar yemek yememelidir. Bunlarda değerleri yanıltıcı olabilir.
  • Yine ölçüm yapılmadan önceki 12 saat boyunca alkollü içeceklerin tüketilmesi, değerleri yanıltıcı etkilere neden olabilir.
  • Hastalar ağız kokusu ölçümünden en fazla 3 saat önce su içebilir. Bu süreden sonra su bile içmeleri ölçüm sonucunda hatalı sonuçlar alınmasına neden olabilir.
  • Ayrıca hastaların ağız kokusu ölçümü yaptıracakları gün parfüm, kolonya gibi kokulu ürünleri kullanması halinde bile ölçüm değerleri hatalı çıkabilir.
Ağız Kokusu Ölçümü

Görüldüğü gibi halitometre cihazıyla yapılan ağız kokusu ölçümü oldukça hassastır. Kokunun kaynağının belirlenmesi ve buna uygun tedaviyle ağız kokusunun giderilmesi için, hastaların bazı kurallara uyması gerekir. Aksi takdirde yapılan tetkik amacına ulaşamaz ve yanıltıcı tedavilerin yapılmasına etken olabilir.

]]>
Ağız Kokusu İçin Ne Yapmalı https://www.agiz.gen.tr/agiz-kokusu-icin-ne-yapmali.html Wed, 07 Nov 2018 21:41:48 +0000 Ağız kokusu için ne yapmalı, ağız kokusu için kişiler öncelikle ağız içi hijyenine dikkat etmesi gerekir. Bunun dışındaki alacakları bazı önlemler ve uygulamalar sayesinde ağız kokusunun önlenmesi mümkün ola Ağız kokusu için ne yapmalı, ağız kokusu için kişiler öncelikle ağız içi hijyenine dikkat etmesi gerekir. Bunun dışındaki alacakları bazı önlemler ve uygulamalar sayesinde ağız kokusunun önlenmesi mümkün olabilir. Ancak herhangi bir hastalık belirtisi olarak meydana gelen ağız kokularında, bunun sebebinin belirlenmesi ve hastalığın tedavi edilmesi gerekir.

Ağız kokusu nasıl önlenir

Diş ve diş eti sağlığının korunması: Diş çürükleri ile diş eti iltihapları ağız kokusuna neden olan önemli etkenlerdir. Ağız içinde oluşan her türlü enfeksiyon burada bakteri üremesine neden olacağından, ağız kokusu kaçınılmaz olur. Bu nedenle kişilerin diş doktoru ziyaretlerini aksatmaması ve ağız bakımına önem vermesi gerekir.

Ağız içinde olan protez ve köprüler: Zamanla eskimiş olan protez ve köprüler mutlaka yenilenmelidir.

Sakız çiğnenmesi: Tükürük salgısı ağız kokusunu önlemede çok önemlidir. Bu salgının içinde ağızda biriken besin parçacıklarının temizlenmesi ve mideye gönderilmesini sağlayacak güçlü enzimler, bakterileri öldürecek antibiyotikler bulunmaktadır. Özellikle ağızda kurumaya neden olan böbrek yetmezliği, şeker hastalığı gibi sorunlarda, ağız kokusu daha fazla olur. Tükürük salgısının arttırılması için, xylitol içerikli şekersiz sakız çiğnemek ve bol su içmek yararlı olacaktır. Bunun dışında naneli şeker ya da şekerli sakızlar aynı etkiyi göstermez.

Tarçın tüketimi: Bu şekilde ağızda biriken bakterilere savaş açabilirsiniz. Yemeklere, içeceklere ilave edilen tarçınla, tarçın içerikli sakız çiğnemekle ağız kokusu önemli oranda önlenebilir.

Su tüketimi: Yaşın ilerlemesiyle birlikte vücuttaki su kaybı artar. Bu durumda vücutta kuruma olduğu gibi, ağızda da kuruma sorunu meydana gelir. Su ağızda olan bakterilerin artmasına ve ağızda koku oluşumuna engel olur. Tükürük salgısını da arttırdığından, uzmanlar tarafından su tüketimi teşvik edilmektedir.

Ağız Kokusu İçin Ne Yapmalı

Burun tıkanıklığı: Bu sorun üst solunum yolu hastalıklarında, sinüzit gibi sorunlarda meydana gelir. Özellikle geceleri burun tıkanık olduğunda, kişi ağızdan nefes almaya başlar. Bu eylem ağızda ve boğazda kurumaya neden olur. Bu kişilerde ağızda bakteri üremesi meydana gelir. Ayrıca tükürük salgısının azalması da, durumu zora sokar. Bu yüzden burun tıkanıklığını açıcı önlemler alınmalıdır.

Basit şekerlerin tüketilmemesi: Ağız içindeki bakterilerin çoğalmasına basit şekerler neden olur. Diş çürüklerinde de basit şekerlerin etkin bir rolü bulunmaktadır.

Besinlerin gerektiği gibi çiğnenmemesi: Yemeklerde lokmaların tam çiğnenmeden yutulması, beraberinde ağız kokusunu getirir. Çünkü iyi çiğnenen lokmalarda tükürükle besinlerin harmanlanması ve ağızda besin artığı kalmamasına yardımcı olur. Bu bakterilerin ağızdan temizlenerek, mideye inmesine etkendir.

Diş ipi kullanımı: Dişlerin fırçalanmasıyla yerinden çıkarılamayan bakteriler, besin artıkları için diş ipi kullanımı gerekir. Böylece dişlerin arasında kalan artıkların temizlenmesi sağlanır.

Sigara içmemek: Sigara alışkanlığı ağız kuruluğu etkisi yapmakta, diş eti hastalıklarının oluşmasını sağlamaktadır. Bu nedenle sigara kullananların bunu bırakması tavsiye edilir.

Dil fırçalama: Pütürlü yapıdaki dil bakterilerin yerleşmesi için ağızdaki ideal ortamlardan biridir. Zor temizlenen bir yüzey olduğundan, ağız kokusu olması söz konusu olur. Bu nedenle diş temizliği sırasında dilin fırçalanması ağız kokusunun önlenmesinde etkili olur. Eğer fırçalamayı yapamayan kişiler, bunu plastik temiz bir kaşıkla dil kökünden ucuna kadar sıyırıp temizleyebilir.

Ağız gargarası: Ağız spreyi, nane şekeri ya da sıradan ağız gargaraları ağız kokusunda geçici fayda sağlayabilir. Ağız kokusunun da]]> Ağızda Aft https://www.agiz.gen.tr/agizda-aft.html Thu, 08 Nov 2018 07:32:19 +0000 Ağızda Aft, Ağız içerisinde meydana gelen dil yüzeyi, iç yanak kısımları ve diş  etleri üzerinde görülmekte olan ağrılı genellikle gri, solgun beyaz tonlarda, çevresinde aşırı kızarıklıklar olan ağrılı yara oluşumu Ağızda Aft, Ağız içerisinde meydana gelen dil yüzeyi, iç yanak kısımları ve diş  etleri üzerinde görülmekte olan ağrılı genellikle gri, solgun beyaz tonlarda, çevresinde aşırı kızarıklıklar olan ağrılı yara oluşumudur. Aftlar, uçuklar, ağız yaraları toplumun %19-20 lik kısmında daima oluşan sürekli kendini tekrar eden bir sağlık problemidir. Aft genel de ağız içinde bir bölgede oluşsa da ara sırı ağzın belirli kısımlarında birden çok alana yayılabilir. Aft günlük hayatta yeme ve içme de sıkıntılara yol açabilir. Aft ve ağız içi yaralarına oluşum nedenlerini öğrenmek için birden çok araştırma yapılmıştır. Aft oluşumunu etkileyen birden çok olumsuz nedenler vardır. 


Ağızda Aftın Nedenleri

Toplumun aşırı tuzlu ve baharatlı yiyecekler ağız içerisinde aft oluşumunu daha çabuk oluşmasına neden olan en büyük etkendir. Ağız içerisinde ve çevresinde bulunan mukoza dokusunu tahriş ettiğinde ve yıprattığında aft ve ağız içi yaralarının oluşumuna zemin hazırlar. Günlük hayata yaşadığımız stres ağızda aft oluşmasının en küçük faktör olarak görülse de aslında en büyük faktörler arasında yer alır. Aşrı gerginlik, yoğun ve stresli çalışmak ağız içinde  aft oluşmasına neden olur. Bayanlarda adet dönemi öncesi ve sonrası hormonların değişmesi, duygusal yoğunluk, aşırı stres, gerginlik döneminde çalışmak ağızda aft oluşmasına neden olur. Kişinin diş ve çene yapısında ki bozukluklar ağızda aft oluşmasına neden olur. Dişlerin kapanma kısmının ve çene yapısıyla olan durumların çapraz ve karışık olması sonucu ağız ve yanak içerisinde sürtünme ve ısırmalar eylemleri meydana gelmektedir. Dişlerimizi düzenli ve doğru biçimde fırçalamadığımız ve ağız içerisine gerekli titizliği göstermediğimiz durumlarda, yıpranan ağız içi dokusu ağızda aft oluşmasına neden olan etkenler arasında yer almaktadır. Kullandığımız diş fırçalarının temizliğine dikkat etmeli ve grip, enfeksiyon gibi hastalıkların ardından hemen diş fırçasını değiştirmediğiniz taktirde ağızda aft oluşmasına neden olur. Kullanılan diş macunlarının içerisinde bulunan birçok kimyasallar ağız içi dokusunun mukoza denilen yapısıyla uyumsuzdur. Bu ağız içinde aft oluşmasına neden olur. Diş macunların hijyenini artırmak için kullanılan köpük kimyasallar, ağız içerinde hücre duvarının tahrip edilmesine ve bakterilere ve bu bakterilerinde ağız içinde aft olmasına neden olmaktadır. Bulaşıcı ve dermetolojik hastalığı neden olan bir mikrop ağızda aft oluşmasına neden olan en büyük etmendir. Bu nedenle genital siğiller, cinsel yolla bulaşan cilt rahatsızlıkları gibi dermetolojik kliniğine başvurarak genel bir muayenenizi yaptırın. Bizim farkında olmadığımız bazı vitamin eksiklerinde dolayı ağızda aft neden olmaktadır. Bunlar B12 ve demir eksikliğidir. B12 ve demir eksikliği sonucunda oluşan ağızda aftların geçme süresi oldukça uzundur. 

Ağızda Aft
Ağızda Aftın Tedavileri

Bazı aftlar herhangi bir medikal tedaviye ihtiyaç duyulmadan 5-10 dün arasında kendiliğinden iyileşmeye bırakılır. Ağızda aft ağrısı yaşayan kişiler, ağrıyı hafifletmek amacıyla birçok yönteme başvururlar. Bunlardan bazıları biraz bahsedelim. Ağızda aft ağrılarını biraz hafifletmek için sıcak, soğuk, aşırı baharat ve ekşi yiyeceklerden uzak durmalı. Ağızda aft ağrılarını biraz artırsa da su ve karbonat karışımı ağızda aftın geçme süresini kısaltabilir. Steril edilmiş yarım suyla 2 tatlı kaşığı tuz eklenerek 2 saatte bir gargara uygulaması yapılabilmektedir. Ağızda aftın aşırı rahatsızlık verdiği durumlarda eczanelerden solüsyon ve ağı içi gargara satın alınarak kullanılabilir. Yapılan bu işlemlerden sonra ağızda aft geçmediyse bir doktora başvurmanız gerekir. Doktor önerisi olmadan herhangi bir ilaç kullanmayınız. 
]]>
Ağız Nedir https://www.agiz.gen.tr/agiz-nedir.html Thu, 08 Nov 2018 23:03:24 +0000 Ağız nedir, Ağzımız yüzümüzde bulunan, yemek yememizi, konuşmamızı, nefes almamızı, tat almamızı, yemekleri çiğnememizi, yutmamızı, gülmemizi sağlayan bir organdır. Ağzımız duygularımıza ifade eden, karşımızda bul Ağız nedir, Ağzımız yüzümüzde bulunan, yemek yememizi, konuşmamızı, nefes almamızı, tat almamızı, yemekleri çiğnememizi, yutmamızı, gülmemizi sağlayan bir organdır. Ağzımız duygularımıza ifade eden, karşımızda bulunan insanların mimiklerimizle birlikte duygu ve düşüncelerimizi ifade eder. Ağzımız sindirim sisteminin bir parçası olmaktadır. Yemeklerimizi dişlerimizle parçaladıktan sonra dilimizin kaygan olması nedeniyle yemek borusu vasıtasıyla midemize inmesini sağlamaktadır. Ağzımızın içerisinde dil, diş, damak, tükürük bezleri, ses telleri, soluk borusu ve yemek borusu bulunmaktadır. Ağzımızın dışında da dudaklar bulunmaktadır. İnsanlarla iletişime geçmemize de faydası vardır. Karşımızda bulunan insanlarla konuşmamızı sağlar. Ağzımız çok önemli bir organ olmaktadır. Ağız sağlığına çok iyi bakılması gerekmektedir. Ağzımıza iyi bakılmadığı takdirde diş sağlığını etkileyecektir. Şiddetli bir kokunun da olmasına neden olacaktır. Diş eti hastalıkları da ağız sağlığı ile ilgilidir. Diş etlerinde kanama ya da diş etlerinde çekilme gibi sorunlar olabilir.

Ağız sağlığına nasıl dikkat edilir.

Yemeklerin dişlerle parçalanması ve ardından yemek borusuna gitmektedir. Koparılan parçaların diş üzerinde ya da arasında kalması sonucunda bu küçük parçalar hem koku yapacak hem de dişlerin çürümesine neden olacaktır. Eğer ağız sağlığınıza dikkat etmezseniz sindirim sisteminizin başlangıcı olmasından dolayı, sindirim sisteminizin de bozulmasına neden olacaktır. Ağzımızda parçaladığımız yemeklerin, tükürük bezlerinin salgıladığı tükürüklerle karışarak yutmamızı sağlar. Eğer dişlerimiz çürük ya da iltihap olursa çiğnemekte çok büyük zorluk çekeceğimizden tam olarak çiğnenmeyip yutmakta zorluk çekecektir. Ağzımızda bulunan bütün organlara çok dikkat etmeliyiz. Dilimiz ve dişlerimize çok iyi bakmamız durumunda herhangi bir ağız sorunu yaşama ihtimalimiz çok az olmaktadır. Bu yüzden dişlerimizi sabah ve akşam fırçalamalıyız. Dişlerimizi fırçalarken dilimizi de fırçalamamız gerekmektedir. Bu sayede dişlerimiz çürümeyeceği gibi ağzımızda koku da kalmayacaktır. Özellikle de et ya da diş arasında kalacak bir yiyecek yenildiğinde diş ipi kullanarak o parçayı çıkarmak gerekmektedir. Ağız gargaraları da oldukça faydalı olmaktadır. Kesinlikle ip yerine kürdan ya da başka bir şeyle dişler karıştırılmamalıdır.
Ağız Nedir
Yılda iki kez muayene olmak gerekmektedir.

Ağız sağlığı vücudumuzda çok önemli bir noktadır. Yapılan birçok araştırma ağız içerisinde bulunan iltihaplanmaların ve ya yaraların bir takım hastalıkların habercisi olacağını unutmamak gerekmektedir. Bu yüzden altı ayda bir gideceğiniz doktor muayenesi sonucunda dişlerinize ve ağız sağlığınıza baktırıp herhangi bir rahatsızlığınız olması sonucunda ortaya çıkmasını sağlamış olacaksınız. Ağız içerisinde bulunan iltihapların neden olacağı hastalıklar:
  • Kalp hastalıklarının belirtisi
  • Solunum enfeksiyonları
  • Sinüzit
  • Bademcik iltihabı
  • Mide ülseri
  • Hamile kadınlarda düşük riski
  • Romatizma

Zaman zaman bazı insanların dudaklarında halk arasında uçuk diye tabir edilen yaralar çıkmaktadır. Bu uçuklar vitamin eksikliğinin belirtisi olmaktadır. Ağzımızla birlikte kabuklu ve sert olan ceviz ya da fındık gibi yiyecekleri dişlerimizle kırmamamız gerekmektedir. Sigara ve alkol kullanımı ağız sağlığını olumsuz olarak etkilemektedir.

]]>
Ağız Yaralarına Ne İyi Gelir https://www.agiz.gen.tr/agiz-yaralarina-ne-iyi-gelir.html Fri, 09 Nov 2018 02:57:52 +0000 Ağız Yaralarına Ne İyi Gelir,  ağız ile ilgili sıkıntıların en sinir bozucu olanı ağız yaralarıdır. Ağız içinde dilde, diş etlerinde, yanak kısmında ve damak gibi hassas bölgelerde oluşup kişinin yemek y Ağız Yaralarına Ne İyi Gelir,  ağız ile ilgili sıkıntıların en sinir bozucu olanı ağız yaralarıdır. Ağız içinde dilde, diş etlerinde, yanak kısmında ve damak gibi hassas bölgelerde oluşup kişinin yemek yemesine, bir şeyleri içmesine hatta konuşmasına engel olmaktadır. Ayrıca tükürük salgılarını bile kontrol etmekte zorlanmasına neden olan sinir bozucu bir durumdur. Ağız yaraları tek başına oluşabileceği gibi çok sayıda da çıkabilir. Bayanlarda daha çok görülebilen ağız yaraları değişik sebeplere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Ağız içinde çıkan yaraların pek çok sebepleri vardır. Bu yaraları geçirmek ve yeniden çıkmasını önlemek için yaranın sebebine bağlı olarak farklı tedavi yöntemleri kullanmak gerekebilir. Ağız temizliği tam olarak yerine getirilmediğinde ağız içinde çıkan yaraların başlıca sebebidir diyebiliriz. Bunun dışında stres, hormon değişimleri, kalıtım, bazı gıdalar ve sigara kullanılması ve vitamin eksikliği de bu yaraların sebepleri arasında gösterilir. Ağız içi yaraların tedavisinde bazı bitkileri kullanabilirsiniz ancak yenilenen ve yayılma eğiliminde olan yaralar için öncelikle bir doktora görünmenizde yarar vardır. 

Ağız Yaralarına İyi Gelen Bitkiler

Muayene sonrasında doktor bu yaralar için özel bir gargara suyu, antibiyotik tedavisi önerir genelde. Bu uzman tedavi yöntemleri dışında yaraların daha kısa zamanda geçmesi için aşağıdaki bitkilerden yararlanmanız da mümkündür.

Çay: bakteri, virüs, alerji yada mantar sebebiyle oluşan ağız yaralarına iyi gelir. Önceden kullanılmış olan çay poşetini biraz soğutup yaranın bulunduğu bölgeye koyun ve 15-20 dakika bekletin. Aynı şekilde tanen içeren ayı üzümü, ada çayı, ahududu, nane ve meyan kökü çaylarını da kullanmanızı tavsiye ediyoruz.

Ülser Otu: adından da anlaşılacağı gibi ağız içi ülserleri için oldukça etkili bir bitkidir. Bitki geleneksel olarak ağız yaralarının tedavisi için kullanıldığı için bu ad verilmiştir. Ülkemizde çok yaygın değildir bu yüzden her aktarda bulmak mümkün olmayabilir ancak bulursanız bu otla çay hazırlayabilirsiniz.

Ağız Yaralarına Ne İyi Gelir
Altın mühür: Kanamayı azaltan ve antiseptik özelliği bulunan bu bitki, ağız yaralarının tedavisinde kullanılır. Altın mühür çayı hazırlamak için çeyrek litre su içine 2 çay kaşığı altın mühür koyarak karıştırın ve 10 dakika kadar demleyin. Sonra çayı soğutup gün içinde gargara suyu olarak kullanabilirsiniz.

Meyan Kökü: Meyan kökü kullanarak hazırlanan ağız gargarası yaraların iyileşme süresini önemli oranda çabuklaştırır. Meyan kökünün bu etkisi yaralara iyi gelen tannik asit ve glisirrettinik asit bakımından zengin olmasından kaynaklıdır.

Adaçayı: Ağız ve boğaz yaralarına iyi gelen ada çayını ağız gargarası olarak kullanabilirsiniz.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, ağız yaralarının tedavisinde en etkili yöntemin bulunması için bu yaraların gerçek sebebinin belirlenmesi gerekir. Virüs, alerji yada bakteriden dolayı oluşan yaraların tedavisinde farklı yöntemler kullanılabilir. Örneğin gıda alerjisi sebebiyle görülen yaraların tedavisi için ilk olarak bu tür gıdaların tüketimi durdurulmalıdır. Oluşan yaraların iyileşme sürecini hızlandırmak için yukarıdaki bitkilerden yararlanabilirsiniz. Yine bu süreçte ağız temizliğine önem verilmesi gereklidir.
]]>
Ağız Hijyeni https://www.agiz.gen.tr/agiz-hijyeni.html Fri, 09 Nov 2018 06:48:54 +0000 Ağız hijyeni, sindirim sistemimizin başlangıcı olan ve yemekleri çiğnememizi sağlayan bir organdır. Yemeklerin tatlarını aldığımız gibi konuşmak için de bu organı kullanırız. Ağız sağlığımızda oluşacak herhangi bir Ağız hijyeni, sindirim sistemimizin başlangıcı olan ve yemekleri çiğnememizi sağlayan bir organdır. Yemeklerin tatlarını aldığımız gibi konuşmak için de bu organı kullanırız. Ağız sağlığımızda oluşacak herhangi bir sorun, hayatı olumsuz yönde etkileyecektir. İnsanlar ağızlarına gerekli özeni göstermediklerinde, çok kötü bir koku olacaktır. Dişlerde zamanla sararma olacağı gibi, dişlerin çürümesine de neden olacaktır. Dişleri sararan biri insanlar içerisinde gülümsemekten çekinecektir. Ağız kokusu olanların, bu kokudan çok büyük rahatsızlık duyacağı gibi aynı zamanda da insanlarla konuşurken rahatsızlık vermemesi adına yakından konuşamayacaktır. Diş çürümesi ilk başlarda fark edilip tedavi edilmediğinde ilerleyecektir. Aşırı bir ağrı oluşacağından gündelik hayatını etkileyeceği gibi aynı zamanda da insanların yemekleri çiğnemesinde çok büyük ağrı olacaktır. Sigara ve ya tütün ürünlerini kullanmayıp, asitli yiyeceklerden uzak durmak diş sağlığı için çok faydalı olmaktadır. Diş etlerimiz fırçalarken ya da diş ipi kullandığımızda kanama oluyorsa sorun var demektir. Sürekli oluşan kötü koku ve diş etlerinizin koyu renkte olması sizin ağzınıza gerekli özeni göstermediğinize işaret etmektedir.

Ağız bakımı nasıl uygulanır

Kendi sağlığınız için ağız bakımını her gün düzenli olarak uygulamanız gerekmektedir. Sağlıklı dişlerinizin olması, ağzınızda koku olmasını engelleyeceği gibi aynı zamanda da görüntünüzde büyük etki yapacaktır. Dişlerinizi mutlaka günde iki kez düzenli olarak fırçalamanız gerekmektedir. Küçük yaşta çocuklarınız varsa, diş fırçalamanın büyük önem taşıdığını onlara anlatmalısınız. Eğer dişinizin arasında herhangi bir yiyecek kaldıysa, dişinizi fırçalamadan hemen önce diş ipi kullanarak bu küçük yemek parçalarını çıkarmanız gerekmektedir. Diş sağlığınız için herhangi bir kürdan ya da iğne gibi bir şey kullanmayınız. Dişleriniz arasına herhangi bir yiyecek girdiğinde bunu çıkarmadığınızda, hem koku yapacağı gibi hem de dişlerinizin çürümesine neden olacaktır.
Ağız Hijyeni
  • Her gün düzenli olarak 2 defa dişlerinizi fırçalamalısınız.
  • Yemeklerden sonra kürdan yerine diş ipi kullanmalısınız.
  • Başkasını diş fırçasını asla kullanmamalısınız
  • Florür içeren diş macunu, diş gargarası kullanmak gerekmektedir.
  • Dişlerinizi en az 2 dakika fırçalamak gerekmektedir.
  • Diş fırçanızı 6 ayda bir değiştirin
  • Dişlerle birlikte dilinizi de fırçalamak
  • Şekerli ve çikolatadan uzak durun
  • Senede 2 defa diş hekimine gidin

Yapılan en büyük hatalardan bir tanesi, dişleri yatay olarak fırçalamaktır. Dişlerin arasına diş fırçası ulaşmayacağından aralardaki bakterilerin temizlemeyecektir. Bu yüzden dişleri dik bir şekilde fırçalamak gerekmektedir. Bir dişin üzerine fırça en az 8 defa değmesi gerekmektedir. Son zamanlarda üretilen ağız gargaraları da sağlığa çok faydalı olmaktadır. Florür içeren gargaralar sağlığınıza çok iyi gelecektir. Genellikle dişleri beyazlatan ürünler zararlı olduğu diş hekimleri tarafından açıklanmıştır. Bu yüzden dişlerinizin beyaz olmasını istiyorsanız, düzenli olarak fırçalayın. Sağlıklı dişler koku yapmayacağı gibi, diş etlerinde kanama da yapılmayacaktır. Eğer tüm ağız bakımınıza rağmen diş etlerinizde kanama oluyorsa bu başka bir sorun olacağından doktora gitmelisiniz.

]]>
Ağız Hastalıkları https://www.agiz.gen.tr/agiz-hastaliklari.html Fri, 09 Nov 2018 13:29:37 +0000 Ağız hastalıkları, birçok işlevi olan ve sindirim sisteminin başlangıcı olan ağzımız değişik nedenlerden dolayı bazı sorunlar olacaktır. Ağzımız içerisinde ve ağzımızı kapatmaya yarayan dudaklarımızda bazı yaraları Ağız hastalıkları, birçok işlevi olan ve sindirim sisteminin başlangıcı olan ağzımız değişik nedenlerden dolayı bazı sorunlar olacaktır. Ağzımız içerisinde ve ağzımızı kapatmaya yarayan dudaklarımızda bazı yaraların ya da iltihaplanmaların olması görülmektedir. İnsanların beslenmesi, yediklerinden tat alabilmesi, nefes alabilmesi, insanların konuşabilmesi ağız yoluyla olmaktadır. Dişlerimizde oluşacak herhangi bir hastalığın olabilmesi sonucunda yememizde sorunlar olabileceği gibi, sindirim sistemimizi de etkileyip bazı sorunların olmasına neden olacaktır. Ağzımızda olacak olan kanama ya da yaraların olması hastalıkların habercisi olacağından tedavi edilmesi gerekmektedir. Ağzımız birçok organla bağlantılıdır. Dudak, diş, dil, damak, yemek borusu, nefes borusu gibi birçok organ bulunmaktadır. Ağız içerisinde bulunan ya da dudaklarda oluşan sorunlar, vitamin eksikliği, anemi hastalığı, romatizma, kalp hastalıkları, solunum sorunları, sinüzit, mide ülseri gibi birçok hastalığın habercisi olacağından hemen tedavi edilmesi gerekmektedir.

Ağzı içerisinde bulunan hastalıklar:

Ağız kokusu: Ağzı kokan bir insanın karşısında bulunan biriyle yakından ağzı koktuğundan konuşamaz. Utandırıcı bir durum olarak algıladığından ve insanları rahatsız edeceğinden çekingenlik ya da anksiyete gibi psikolojik rahatsızlıkların olmasına neden olacaktır. Ağız kokusunu gidermek için, çeşitli gargaralar kullanılır. Karanfil çiğnenir. Ağız kokusuna iyi gelecek olan sakızlar çiğnenir. Tüm önlemlere rağmen bir türlü ağız kokusu giderilmez. İnsanların ağız kokusunun özellikle de sabahları uyandığında aç karnına daha şiddetli kokular olacaktır. Bu kokulardan karşısında ki insanı rahatsız etme düşüncesi varken, kendi de ağız kokusundan tiksinecektir. Ağız kokusunun nedeni olarak, diş çürümesi ya da diş etinde oluşan hastalıklardan kaynaklanmalıdır. Özellikle de yemek sırasında diş aralarında kalan yemek atıklarından oluşmaktadır.
Ağız Hastalıkları
Ağız kuruluğu: Uyanık vaziyette olan bir insanın salgıladığı tükürük fazlayken, uyuyan bir insanın daha az tükürük salgılamaktadır. Bu durum geceleri ağız kuruluğuna neden olmaktadır. Özellikle insanların gece uyurken ağızlarını açarak uyuduklarında, ağız kuruluğu daha sık görülmektedir. Ağız kuruluğunun olması, ağız kokusuna neden olacağından gece uyurken su içmeleri gerekmektedir.

Ağız yaraları ve uçuk:
Bir hastalık sonucunda vücut direnci çok düşen hastaların ağız içinde yaraların olmasına neden olmaktadır. Vitamin eksikliğinden kaynaklı olarak ya da viral enfeksiyon geçiren hastaların dudak çevrelerinde halk arasında uçuk denilen yaralar çıkmaktadır. Bazı antibiyotik kullanan hastalarda, dil üzerinde mantara dayalı olarak beyazlamalar oluşur. B12 vitamini ve demir eksikliğinden kaynaklı olarak oluşan ağız ülseri mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir.

Yıpranmış dişler: İnsanların yaşadıkları stresten kaynaklı olarak geceleri diş gıcırdatma ya da dişleri sıkma görülebilmektedir. Kişi stres yaşadığı sorunun kaynağını bularak çözmediği takdirde, hastanın dişlerinde kırılmalar olacağı gibi çok şiddetli ağrıların olmasına da neden olacaktır.

Diş ve diş eti hastalıkları: Diş hastalıkları genetik ve daha sonradan olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Ağız bakımını çok iyi yapmayan, dişlerini fırçalamayı ve diş ipi kullanmayan insanların zamanla dişlerinde çürüme görülmektedir. Eğer tedavi edilmediğinde, hastanın dişlerini kaybetmesine neden olacaktır. Çürümüş olan diş şiddetli bir ağrı yapacağından yemek yemekte de çok büyük güçlük çekecektir. Diş eti kanaması ya da diş eti çekilmesi de çok ciddi olan rahatsızlıkların başında gelmektedir. Bu yüzden doktora giderek tedavi edilmesi gerekmektedir.

Dil hastalıkları: Dil içerisinde bulunan villüs büyümeye başladığında dilin üzerinde tüylenme meydana gelecektir. Peroxit içeren birçok gargara buna neden olurken, bir takım antibiyotiklerin de yan etkisi olmaktadır]]>
Ağız Kanseri https://www.agiz.gen.tr/agiz-kanseri.html Fri, 09 Nov 2018 23:07:36 +0000 Ağız Kanseri, Ağız içerisinde, dudakların üstünde, tükürük bezlerinde, boğazda ve gırtlakta oluşan bir kanser türüdür. Ağız içi yüzeyi, dudak, diş eti, ve dil kanseri yaygın olan kanser hastalıkları arasında ve sık r Ağız Kanseri, Ağız içerisinde, dudakların üstünde, tükürük bezlerinde, boğazda ve gırtlakta oluşan bir kanser türüdür. Ağız içi yüzeyi, dudak, diş eti, ve dil kanseri yaygın olan kanser hastalıkları arasında ve sık rastlanılan kanser çeşidi olarak bilinir. Ağız kanseri kadınlar dan çok erkekler de görülme riski daha yüksektir. Çoğunlukla  40 yaş üzeri erkeklerde görülürdü ama son dönemler de bu yaş sınırı genç yaş düzeylerine kadar inmiştir. Ağız kanseri kişinin günlük hayatını olumsuz yönden etkiler. Hastanın konuşma zorluğuna, bozukluğuna neden olan en büyük etkendir. 

Ağız Kanserinin Belirtileri

Kişinin ağız kanserini fark etmesi tam anlamıyla fark etmesi mümkün olmayabilir. Ağız kanseri tanısını diş hekimlerinin muayenesi veya alanın da uzman doktorların muayenesi ile teşhis edilebilir. Ağız kanserinin belirtileri:
  • Diş eti, dudak ve ağız içinde çabuk kanayan ve kolay iyileşmeyen yaralar
  • Yüz de  veya dilde dikkat çekecek derecede şişme ve sertleşme 
  • Ağız içerinde herhangi bir  yerinde hissizlik ve uyuşukluk
  • Çiğneme  ve yutkunma güçlüğü çekme
  • Ağız içinde ve  dil üzerinde  de kırmızı renge benzer  lekelerin oluşması 
  • Kişinin ses tonunda değişiklik gibi temel belirtiler neden olmaktadır.
Kanser tümörü hastaya sürekli ağrı vermez ama çoğunlukla  kanamalı kanamalı ağız içi yaraları neden olmaktadır. Bu belirtiler dikkate alınarak erken den ağız kanseri teşhisi konulması mümkündür. Fakat dil kanseri bunun tersi bir durumda meydana gelmektedir. Son derece ağrır ve acı düzeyi oldukça yüksektir. Bu durumlar da dil bükülmez hale gelir. 

Ağız Kanseri
Ağız Kanserinin Nedenleri

Halk arasında en çok bilinen nedeni tütün ve tütün ürünlerinin kullanılmasıdır. Sigara, tütün puro gibi keyif verici ürünler arasında geçiş yapmak daima kullanmak ağız kanserinin nedenleri arasında yer almakta. İnsanlar arasında da dudak tiryakiliği olarak da bilinen alışkanlık da ağız kanserine neden olur. Sigara tiryakilerinde sigarayı uzun süre ağızda tutmaları en önemli nedenler arasında görülür. Sigara tüketimi sadece ağız kanserine neden olmaz. Bir çok kanser türleri içinde tetikleyicidir. Vücutta var olan pasif hücrelerin aktif hale dönüşmesine büyük neden olan. Tütün gibi ürünleri uzun süre kullanıp bırak ağız kanseri riskini azaltmaz. Ağız kanserinin diğer bir nedeni alkoldür. Sık sık alkol tüketen kişilerde ağız ve dişlerde meydana gelen yaralar ağız kanserini neden olan etmenlerdir.

Ağız Kanserinin Teşhisi

Kişinin ağız içerisinde aniden oluşan şişlik uyuşukluk fark edilince uzman bir hekime başvurunuz. Doktorunuzun detaylı muayenesi sonrasında ağız içerisinde yara incelendikten sonra şişlik veya çatlak üzerinde biyopsi alınarak patolojiye gönderilir. Hastaya tanı ve teşhis koymak için biyopsi sonucu çok önemli.

Ağız Kanserinin Tedavisi

Ağız kanserinde tanı sonrası hastaya ilk müdahale cerrahi müdahale etmektir. Hastaya yapılan cerrahi işlem de kanserli dokular yerinden sıyrılarak çıkarılmakta. Daha sonra hastaya radyoterapi ve kemoterapi de uygulanmakta. Ağız kanseri de türlerine göre de lazer tedavisi uygulanmakta. Yapılan bu tedaviye fotodinamik tedavi yönetimi denir. Bu yöntem ile kanser hücreleri yok edilmeye çalışır.
]]> Ağız Mantarı https://www.agiz.gen.tr/agiz-mantari.html Sat, 10 Nov 2018 22:38:33 +0000 Ağız mantarı, ağız ve çevresinde oluşan bir küf mantarının neden olduğu bir mantar enfeksiyonuna verilen addır. Ağızda oluşan bu tür mantarların tipik ağız mukozası ile dil üzerinde bulunan beyaz renkli ya da alan şeklind Ağız mantarı, ağız ve çevresinde oluşan bir küf mantarının neden olduğu bir mantar enfeksiyonuna verilen addır. Ağızda oluşan bu tür mantarların tipik ağız mukozası ile dil üzerinde bulunan beyaz renkli ya da alan şeklinde bir yayılım göstermiş tabakadır. Ağız içerisinde yayılım göstermiş olan bu tabaka ağızda yanma ve yutkunma zorluklarının yaşanmasına neden olmaktadır. Candida mantar adı verilen yani ağız mantarının oluşmasının sebebi immun adı verilen sistemin direncini kaybetmesi neticesinde ortaya çıkmaktadır. İmmun sisteminin bir diğer adı ise bağışıklık sistemidir. Ağız enfeksiyonu genellikle yaygın bir biçimde yeni doğan bebeklerde görülmektedir. Yeni doğan bebeklerde yaygın bir şekilde görülmesinin nedeni ise bebeklerin bağışıklık sistemlerinin yeteri kadar gelişmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında antibiyotik ilaçlar ağız içerisinin florasını bozarak burada mantar oluşabilecek ve oluşan bu mantarların çoğalabileceği bir ortam oluşturmaktadır. Ağız ve çevresinde görülen mantarlar kısa bir sürede sindirim sistemine de özellikle de bağırsaklara doğru yayılım gösterebilirler. 

Ağız Mantarına Karşı Korunma Yolları ve Yöntemleri:

Ağız ve çevresinde oluşan mantarlara karşı Nystantinli ya da hint baklasından elde edilen ilaçlar ile mücadele edilebilmektedir. Ağız ve çevresinde mantar hastalığı bulunan hastaların şekerli olan besinleri tüketmemesi ve içeriğinde şeker olan içeceklerden uzak durmaları gerekmektedir. Bu içecekler cola, fanta ya da şerbet gibi içeceklerdir. Şekerli olan yiyecek ya da şekerli olan içeceklerin tüketilmemesinin nedeni şekerli olan tüm besinlerin ağız mantarları için temel gıda olmasından kaynaklanmaktadır. Şekerli yiyecek ve şekerli içecek tüketen hastaların ağız mantarları azar ve ağızda bulunan bu mantarlar gittikçe daha çok yayılmaya başlar. Bal, pirinç, peynir, kavun ve karpuz gibi yiyeceklerin tüketilmesi ağız mantarı olan hastalar için iyi bir seçenek değildir. Bebeklerin biberonları ve aynı zamanda emzikleri belli aralıklar ile temiz ortamda kaynatılmalıdır. Eğer bebeklerin biberonları ve emzikleri kaynatılmaz ise mantarlar oluşmaya ve görülmeye başlanacaktır. Ağızda mantar görülür ise mantarların bulundukları noktalara mirra tentürü sürülür ve bu sayede mantarlardan kurtulunmaya başlanmış olacaktır. Ağız mantarına kesin olarak çözüm üretilmesi ise bağırsak florasasının tedavi edilmesi ile mümkün olmaktadır. Bağırsak florası için gökçek tonik ve mantar çayı kullanmak zorunluluğu vardır. Ağız mantarı oluşumunda bunlar yapılarak ağız mantarından korunabilir ve aynı zamanda tedavi için neler yapılması gerektiğini öğrenebilirsiniz.

Ağız Mantarının Tedavisi:

Ağız mantarının tedavisi için yapılması gereken bazı uygulamalar bulunmaktadır. Bu uygulamalar şu şekilde sıralanabilir. Ağız mantarının geçmesi için beklenen maksimum bir haftalık sürede ağız mantarı bulunan hastanın beslenmesine kesinlikle dikkat etmesi gerekmektedir.

Ağız mantarı olan hastanın vücut direncini yüksek tutması için düzenli beslenmesi oldukça önemlidir. Bunun dışında yine ağız mantarı olan kişinin bol bol vitamin alması gerekmekte ağız mantarından korunmak ve aynı zamanda kurtulmak için oldukça önemlidir. Bunun dışında yine ağız mantarı olan kişilerin ağız içine zarar verecek sert yiyecekleri tüketmemesi buna dikkat etmeleri gerekmektedir. Bu sert yiyeceklere örnek olarak cips, sert kuru yemiş, bisküvi gibi yiyecekler ağızda yara oluşturmaları halinde ağız mantarına yol açabilirler. Bunlar dışında yine ağız derisini yeme alışkanlığı olan kişilerin de buna özellikle dikkat etmesi gerekmektedir. Bu kısımlara enfeksiyon bulaştığı zaman ağız mantarı oluşumu muhtemel olur. Ağız mantarının tedavisi sırasında ve tedavi sonrasında ağız ve diş temizliğine dikkat edilmesi gerekmektedir. 
]]>
Ağız Kokusuna Bitkisel Çözüm https://www.agiz.gen.tr/agiz-kokusuna-bitkisel-cozum.html Sun, 11 Nov 2018 21:24:30 +0000 Ağız Kokusuna Bitkisel Çözüm, elbette bulunmaktadır. Doğanın biz insanlara sunmuş olduğu sayısız faydalardan bir tanesi de ağız kokusunu gideren bitkilerdir. Bu bitkiler hangileri ve kullanım şekilleri neler gelim hep birl Ağız Kokusuna Bitkisel Çözüm, elbette bulunmaktadır. Doğanın biz insanlara sunmuş olduğu sayısız faydalardan bir tanesi de ağız kokusunu gideren bitkilerdir. Bu bitkiler hangileri ve kullanım şekilleri neler gelim hep birlikte bakalım. 
  • İki adet karanfilin uzun süre ağızda bekletilmesi ve bu sürede emilmesi, ağız kokusunu geçici bir süreliğine kaybeder. 
  • Bir tatlı kaşığı sirke ile bir tatlı kaşığı balın harmanlanmasından sonra, bu karışım ağızda bekletilir ve bu formülde yine geçici koku gidermek için iyidir. 
  • Bir adet defne yaprağı ile  yarım pırasa yaprağı ezilip, dişler ve diş etleri ovulur. Bu karışımda ise günlük bakımın yanı sıra ağız kokusuna kalıcı çözüm sunulmuştur. 
  • Bitki demleme bardağını içerisini sıcak su ile dolduralım ve içerisine bir tutam ada çayı koyalım. Bu formülde yine kalıcı çözümler arayanlar içindir. 
  • Bir bardak suyun içerisine bir tutam dereotu ve kişniş koyup, iyice kaynadıktan sonra süzülür ve bu elde edilen su ile ağız içerisi banyo ettirilir.
  • Ağız kokusuna kalıcı çözümler önerisinde nane çayını da unutmamak gerekmektedir. Yine çok güçlü bir antiseptik olan nane yağı ile ağız içerisi silinebilir. Nane yağının yutulmaması önerilmektedir. 
  • Hamileler haricinde, dereotu tohumu çiğnemekte ağız kokusunu büyük ölçüde giderir. Dereotunun tohumunu bulamayanlar, dereotunun kendisini de bol çiğneme yolu ile tüketebilirler. 
  • Eskilerden bu yana gelmiş bir bilgi, taze maydanoz çiğnemekte ağız kokusunu gidermektedir. Yine burada isteyenler iki adet maydanoz tohumunu çiğneme yöntemi ile ağız kokusuna çözüm bulabilirler. 
  • Bir litre suyun içerisine anason tohumu konulur ve bu su 5 dakika kaynadıktan sonra dinlenmeye bırakılır. Demlenme işleminden sonra isteyen bu sıvıyı bitki çayı gibi içerek tüketir, isteyen ise ağız içerisini gargara yöntemi ile banyo ettirir. Uzun zamanlı uygulamadan sonra her iki yöntemde de ağız kokusunun büyük ölçüde ortadan kalkacağı belirtilmektedir. 
  • Aynı zamanda Gece yatmadan 1 saat önce yemek yememekte ağız kokusuna büyük ölçüde çözüm niteliğindedir. 
  • Her yemekten sonra dişleri misvak ile fırçalamak  ağız kokusunun önüne büyük ölçüde geçecektir. 
Ağız Kokusuna Bitkisel Çözüm
Ağız kokusunun sebepleri:

Özellikle yetişkinlerde birçok nedenden dolayı ağız kokusu problemi olmaktadır. Çocuklarda ise bu durum birkaç hastalık belirtisi olarak ortaya çıkmaktadır. Kişilerde özellikle sabahları ve aç karna daha baskın bir ağız kokusu meydana gelmektedir. Bunun başlıca nedeni ise, midede yemeklerden dolayı meydana gelen asitlerin, yemek borusundan ağız içerisine sızarak koku yaymasıdır. Çocuklarda görülen ani gelişmiş ağız kokusunun sebebi ise, soğuk algınlığı ve bademciklerde meydana gelmiş bir enfeksiyon durumudur. Yine dişlerde bulunan çürükler ve diş etlerinde meydana gelen bir takım rahatsızlıklar sonucu da ağız kokusu olabilmektedir. Uzun zaman kabızlık ve hazımsızlık problemi yaşayan kişilerde de bu şikayet görülmektedir. Ağır bir hastalık olan verem hastalığının belirtilerinde de yine ağız kokusu bulunmaktadır. Şeker hastalığı bulunanlarda da aynı şikayet saplanmıştır. Bütün bu rahatsızlıkların tedavisi yapıldığında ise ağız kokusu kendiliğinden kaybolur. Yine dış etkenler olarak kabul edilen, sigara, alkol ve bunun gibi kötü alışkanlıkların da ağız kokusuna sebep olduğu bilinmektedir. Gece vücutta bulunan bütün organların dinlenmeye geçmesinden dolayı, gece yenilen yemeklerin öğütülmesi de %50 yavaşlamaktadır. İşte bu yüzden gece yatmadan önce tüketilen yiyeceklerde büyük ölçüde ağız kokusu meydana getirmektedirler. Mide rahatsızlıklarının tamamında ağız kokusu meydana geldiği bilmektedir. Boğaz enfeksiyonlarında ve solunum yolu rahatsızlıkların da yine sıkça bu şikayetle karşılaşılmaktadır. 
]]>
Ağızdan Kan Gelmesi https://www.agiz.gen.tr/agizdan-kan-gelmesi.html Mon, 12 Nov 2018 04:37:54 +0000 Ağızdan kan gelmesi; ağız yolu ile olan kanama mide, yemek borusu ya da on iki parmak bağırsağından kaynaklanmaktadır. Ülserler, ağır gastrit, enfeksiyon ve sindirim sisteminde bulunan tümörler de ağızdan kan gelmesine sebep ol Ağızdan kan gelmesi; ağız yolu ile olan kanama mide, yemek borusu ya da on iki parmak bağırsağından kaynaklanmaktadır. Ülserler, ağır gastrit, enfeksiyon ve sindirim sisteminde bulunan tümörler de ağızdan kan gelmesine sebep olabilmektedir. Ağız vücudun iç ve dış ortamla bağlantılı olduğu yapılardan biridir. Akciğerler, solunum yolları, yemek borusu ve mide ağız yoluyla dış ortamla etkileşim içindedir.

Ağızdan Kan Gelmesi:

Ağızdan gelen bir kanama olduğunda ilk olarak telaşlanmadan önce bu kanamanın nereden ve neye bağlı olarak meydana geldiği bunun kaynağı oldukça önemlidir. Birçok vücut kısmının dışarı ile bağlantısını sağlayan ağız buralardan meydana gelen kanamalardan direkt olarak etkilenmektedir. Örnek verilecek olursa eğer burun kanamalarında geriye doğru kaçan kan burun ve ağız arasında ki bağlantı sayesinde ağız içine gelmektedir ve ve buradan dışarı çıkabilir. Aşırı bir şekilde öğürerek meydana gelen kusmanın ardından yemek borusunda oluşan tahrişten ve aşınmadan dolayı ağızdan kan gelmesi görülebilir. Tüm bu olanların ayrımına varmak ancak iyi bir şekilde incele yapıldıktan sonra mümkündür. Kişilerde görülen öksürükten sonra ağızdan kan gelmesi daha çok akciğer ve solunum yolları ile ilgili problemleri düşündürürken bulantı ve kusmanın ardından yaşanan ağızdan kan gelme olayı beraberinde yemek artıklarının olması mide ve yemek borusu ile ilgili problemleri akla getirmektedir. Akciğer kaynaklı olan bir kanama hava ile daha fazla temas ettiği için köpüklü bir şekildedir. Öncesinde yoğun bir şekilde alınan alkol, hepatit ve siroz gibi karaciğer hastalıkları olan bireylerde mide kanaması ya da yemek borusunda varis kanaması ilk akla gelmesi gereken durumlardan biridir. Ağızdan gelen kanın rengi ve miktarı da kanın oluşmasının sebebi hakkında önemli bilgiler vermektedir. Parlak kırmızı renkte olan kan daha üst kısımları ifade ederken, kahve telvesi şeklinde olan kan midede beklemiş olan kanı göstermektedir. Aşırı miktarda taze kan yine mideyle ilgili ciddi kanamalarda gözlemlenmiştir. 
Günlük hayatta ağızdan gelen kanamanın tehlike oluşturacağı kanamaların başında üst sindirim sistemi kanamalarıdır.

Ağızdan Kan Gelmesi
Üst Sindirim Sistemi Kanamaları:

Üste sindirim sistemi yani yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağından oluşmaktadır. Üst sindirim sistemi kanamaları ile yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağında oluşan kanamalar şeklinde ifade edilmektedir. Üst sindirim sistemlerine bağlı olan kanamalarda acil olarak hastaneye yatış sebeplerinin bir kısmını oluşturmaktadır. Kanamadan olan ölümlerin büyük çoğunluğu kanama ile birlikte ciddi kanama dışı hastalığı olan yaşlı hastalarda görülmektedir. Hastaların risklerini tespit etmek için ilk 24-48 saat arasında endoskopi yapılması büyük önem taşımaktadır.  Üst sindirim sistemi kanamaları geçiren hastalar genel olarak kahverengi kusma ya da siyah dışkılama ile doktora başvurmaktadır.

Üst Sindirim Sistemi Kanamalarının Sebepleri:
  • Peptik ülser hastalığı (mide ve on ki parmak bağırsağı ülseri)
  • Yemek borusu ve mide varisleri
  • Gastritler
  • Daha çok alkol kullanan kişilerde görülen aşırı öğürmeye bağlı olarak mide girişinde yırtık oluşması
  • Tümörler
  • Sirozu bulunan hastalarda mide mukozasında oluşan değişiklikler nedeniyle meydana gelen kanamalar
  • Midede bazı hastalarda yüzeysel damarların kanaması
  • İntihar girişimi
]]>
Ağız Kokusu https://www.agiz.gen.tr/agiz-kokusu.html Mon, 12 Nov 2018 13:47:59 +0000 Ağız Kokusu, Tıptaki ismiyle halitosis geçmişten günümüze insanların sosyal ve psikolojik sorunlar yaşamına neden olmuştur. Evliliklerin dahi olumsuz etkilenmesinin gerekçesi olarak kabul edilebilir. Günlük yaşamda ve iş hayat Ağız Kokusu, Tıptaki ismiyle halitosis geçmişten günümüze insanların sosyal ve psikolojik sorunlar yaşamına neden olmuştur. Evliliklerin dahi olumsuz etkilenmesinin gerekçesi olarak kabul edilebilir. Günlük yaşamda ve iş hayatında kişi öz güven problemi yaşar ve bu sorun mesleki başarının önüne geçer. Ağız kokusu problemiyle karşı karşıya kalan kişi bu probleminin farkına vardığında kabullenme konusunda ve çevresel dışlanma konusunda psikolojik sorunlar yaşar. Hastalık olarak görülmez. Bir diğer hastalığın habercisi olarak kabul edilir. Ağız kokusu fizyolojik ve patolojik olmak üzere iki gruba ayırmak mümkündür.

Patolojik Ağız Kokusu:  Ağız kokusunun farkındalığı kişinin kendisi, çevresindekilerin uyarısı ya da doktorun uyarısı ile mümkün olabilir. Hasta diş hekimine bu şikayetle başvurduğunda ilk adım atılmış olur. Bu tip ağız kokusunun sebepleri arasında: 

  • Şeker Hastalarında (aseton kokusuna benzer),
  • Karaciğer yetmezliği yaşayan hastalarda, 
  • Kronik böbrek yetmezliği hastalarında (balık kokusuna benzer),
  • Akciğer ve sinüs kökenli enfeksiyonlarda,
  • Metabolizmanın çalışmasından kaynaklı bozukluklar, 
  • Diyet, oruç tutmak, açlık ve ağız kuruluğu (Sıvı gıda tüketiminin azalmasıyla vücudumuzdaki yağ ve protein çözünmesi kötü ağız kokusuna yol açar)

  • Fizyolojik Ağız Kokusu: Herhangi bir ağız ve diş problemi yaşamayan kişilerde sabahları uyandığında ağız kokusu sorunuyla karşılaşmaktadır. Bu duruma sindirim kanalında toplanan gazlar ve dilde üreyen bakteriler yol açmaktadır. Dili fırçalamak, gargara yapmak ve sakız çiğnemek bu problemin geçici çözümleri arasında olabilir. Ayrıca yemek yedikten sonra nefeste fark edilen kötü koku fizyolojiktir. Sarımsak ya da soğan tüketen kişinin nefesinin kokması hastalık sebebi değildir. 

    Ağız Kokusu
    Ağız Boşluğundan Kaynaklanan (Halitosis) Ağız Kokusu

    Ağız kokusunun nedenlerinin %87'si ağız boşluğundan kaynaklanır. Bunun dışındaki  nedenler arasında ise %51 dil, %17 diş eti enfeksiyonu, %15 diş eti çekilmesi kalan %17 ise diğer nedenler sebep olur. İlk muayenede tanı koymak mümkündür. Geç kalınmadığı takdirde kolay tedavi edilebilir. Problemin fark edilmesinin ardından doktora müracaat konusunda gecikmemek kolayca çözüme ulaşmayı sağlar. Aksi takdirde daha büyük problemlerle karşılaşmak kaçınılmazdır. 

    Ağız Boşluğu Kökenli Ağız Kokusunun Tedavisinde Yapılması Gerekenler
    • Dişlerin ve diş etlerinin bakımı oldukça önemli bir etkendir. Diş çürüğü ve diş eti iltihapları ağızda kötü kokulara sebep olur. Bu nedenle ağız ve diş bakımını günlük yapmamızın yanı sıra rutin doktor kontrollerini aksatmamak gerekir. Doktor tavsiyelerini dinleyip ağız ve diş sağlığının bakımına önem verilmelidir. 
    • Sakız çiğnemek tükürük salgısını arttırır. Tükürük ağız kokusu mücadelesinde en güçlü ve en doğal silahımızdır. Dişlerin arasında kalan gıda parçalarının yerinden çıkmasını sağlar. İçinde bakteri öldürücü antibiyotikler bulunmaktadır. Sabahları ağız kokusu probleminin yaşanmasının en önemli etkeni ağız kuruluğudur. Tükürük salgısı gece uyurken yavaşladığı için ağız içinde kalan yemek artıkları gece boyu bakteri üretmektedir. Bu nedenle sabahları ağız kokusu yaşamak kaçınılmazdır. Sakız çiğneyerek ağız kokusunun önüne geçilebilir. 
    • Diş protezlerine ve köprülerin bakımını aksatmamak temizliğini özenle yapmak gerekir. Biriken yemek artıklarının yol açacağı ağız kokusu kaçınılmazdır. Diş hekimi kontrollerinin zamanında yapılması ve değiştirilmesi gereken protezlerin zaman kaybetmeden yapılması önemlidir. Ayrıca tam olmayan dişlerin eksikliğinin giderilmesi konusunda hassasiyet göstermek gerekir.
    • Su tüketimini arttırmak bilinen diğer faydalarının yanı sıra ağız kokusuna da faydası vardır. Ağızda bakteri birikmesine bol su tüketimi ile engel olmak]]> Ağız Bakımı https://www.agiz.gen.tr/agiz-bakimi.html Mon, 12 Nov 2018 20:53:54 +0000 Ağız bakımı, insanların dışardan bakıldığında güzel bir dişlerinin olması ya da ağzının kokmaması çok önemlidir. Sigara içen bir insanın dişlerinde sararma ya da dişlerini fırçalamıyorsa sararma görülmektedir. Ağ Ağız bakımı, insanların dışardan bakıldığında güzel bir dişlerinin olması ya da ağzının kokmaması çok önemlidir. Sigara içen bir insanın dişlerinde sararma ya da dişlerini fırçalamıyorsa sararma görülmektedir. Ağız sağlığında bakım yapılmadığında, dişler ve diller sürekli olarak fırçalanmadığında ağızda çok kötü bir koku olmasına neden olacaktır. Bu durum insanlarda çok büyük sorunların olmasına neden olacaktır. İnsanlarla konuşurken onları rahatsız etmemek amacıyla konuşmak isteyemeyecek, yakın görüşmelerde eliyle ağzını kapatacaktır. Bu durum insanın psikolojisini derinden etkileyebileceği gibi aynı zamanda da ağız sağlığını da derinden etkilemiş olacaktır. Ağız sindirim sistemiyle alakalıdır. Yenilen yemeklerin parçalanmasını sağlayan dişlerin herhangi bir bakım sonucunda çürümesi sonucunda çok şiddetli ağrıların olmasına neden olacaktır. Bu insanların yemekleri tam çiğneyemeden yutacaklarından sindirim sisteminin bozulacaktır. Sağlıklı bir yaşamınızın olmasını istiyorsanız ağız sağlığınıza çok dikkat etmeniz gerekmektedir.

      Ağız bakımı nasıl olur

      Dişiniz ağrımadan ya da kırılmadan diş hekimine giderek senede 2 defa muayene olmanız gerekmektedir. Eğer dişlerinizde çürük fark ettiğinde, hemen bunları onarmak için tedavi olunması gerekmektedir. Florür içeren diş macunlarını tercih etmeniz ağız sağlığınıza ve diş sağlığınıza çok faydası olacaktır. Dişleri fırçaladığınızda ya da diş ipi kullandığınızda diş etinizden kanama oluyorsa bu çok ciddi bir sorundur. Günde iki defa dişlerinizi fırçalamak ve her defasında dilinizi de fırçalarsanız ağız kokusu ya da diğer sorunların olmasını engellemiş olacaksınız. Yenilen yemeklerin parçaları dişlerinizin arasına girdiğinden bunları diş ipiyle çıkarmalısınız. Kürdan veya iğne asla kullanmamalısınız. Florür içeren gargara kullanmalısınız. Gargara her gün kullanılması zararlı olacağından, gün aşırı kullanmak faydalı olacaktır. Dilinizi fırçalamadığınız zaman da ağız kokusu olabilecektir. Başkasının diş fırçasını asla kullanmayıp, kendi diş fırçanızı da her altı ayda bir değiştirmeniz gerekmektedir.
      Ağız Bakımı
      Ağız bakımı çocukluk yaşlarda başlamalıdır.

      Küçük çocuğu olan anne ve babaların mutlaka çocuklarının günde 2 defa dişlerini fırçalama alışkanlığı kazandırılmalıdır. Çocuklar için üretilen özel olan diş fırçalar ve diş macunları kullanılmalıdır. Yetişkinlerin çok sert diş macunu kullanmamaları gerekmektedir. Diş beyazlatıcı ya da karbonatın herhangi bir faydası olmayacağı gibi, diş etlerine ve dişlere çok zararlı olmaktadır. Alkol ya da asitli içecekler de ağız sağlığını bozacak olan içecekler olmaktadır. Ağız hastalıkları arasında en sıklıkla rastlanan ağız kokusu ve diş ve diş eti sorunu olmaktadır. Bunun yanında ağız içerisinde çıkan yaralarda çok sorun olmaktadır. Bu çıkan yaraların genellikle nedeni B12 vitamini ve Demir eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Dişlerinizi fırçalarken yukarı ve aşağı fırçalayıp, en az 2 dakika boyunca dişlerin fırçalanması gerekmektedir. Eğer bulunduğunuz ortamda herhangi bir diş fırçası ya da gargara bulunmuyorsa suyla ya da tuzlu suyla ağzınızı iyice çalkalamanız gerekmektedir. Ağız kokusunun hastalıktan kaynaklı olarak olabileceğini bilerek, sorunu bulduğunuzda uygun tedavi sonucunda geçeceğini bilmeniz gerekmektedir.


      ]]>
      Ağız Ve Diş Sağlığı Bölümü https://www.agiz.gen.tr/agiz-ve-dis-sagligi-bolumu.html Mon, 12 Nov 2018 21:59:38 +0000 Ağız ve diş sağlığı bölümü: diş hekimlerinin laboratuvar işlemlerini yapabilecek insanların okuduğu bir bölüm olmaktadır. Hastanın kaybetmiş olduğu dişleri yaptırmak istediğinde, diş hekimlerinin aldığı kalıpları, Ağız ve diş sağlığı bölümü: diş hekimlerinin laboratuvar işlemlerini yapabilecek insanların okuduğu bir bölüm olmaktadır. Hastanın kaybetmiş olduğu dişleri yaptırmak istediğinde, diş hekimlerinin aldığı kalıpları, herhangi bir yanlış yapmadan kaplama dişleri ya da protezleri yapmak gibi görevleri bulunmaktadır. Bu bölümde okuyan insan tekniker olmaktadırlar. Okullar 2 yıl boyunca eğitim vermektedir. Diş muayenesi ya da hastayı tedavi ederken doktora yardımcı olmasını amaçlar. Okuduğu 2 yıl boyunca diş hekiminin kullanacağı malzemeleri tanıyacaktır. Ağız ve diş sağlığı bölümünü bitiren teknikerler, uluslar arasında eğitim görmektedirler. Bu yüzden iş bulma imkanları çok fazla olmaktadır. Diş hekimi ile aynı yerde çalışabileceği gibi kendisine ayrı bir ofis de açabilir.

      Okulun içeriği ve eğitimi :

      İlgili meslek liselerinden mezun olanlar sınavsız geçiş hakkından yararlanarak bu bölüme gidebilirler. ÖSYM tarafından hazırlanan sınava girip, puanı tutması sonucunda kazarak okuyacağı bölüm 2 yıllık bir bölüm olmaktadır.. Örgün eğitim görülür. Öğrencinin okuldan mezun olabilmesi için 45 gün staj yapabilmesi ve başarılı olması gerekmektedir. 2 yıl boyunca öğrenci genel kültür dersleri olan, Türk dili, Yabancı dil ve Atatürk ilke ve inkilapları dersini görecektir. Göreceği meslek dersleri: Anatomi, diş anatomisi, protez 1, protez 2, modern protez vb. gibi mesleki dersleri görecek ve mesleki dersler sırasında kullanması gereken aletleri yakından tanıyacaktır. 2 yıllık bölümü bitiren öğrencilerin, ÖSYM tarafından yapılan Dikey Geçiş Sınavına girerek, üst bölüm olan Diş hekimliği ya da Diş protez teknisyeni lisanslarını tamamlayabilirler. Kamu Personeli Seçme ve Seçilme sınavına girip devlet memuru olabilirler. İstedikleri zaman özel sektörde de çalışabilirler. Maaşları oldukça dolgun olmasından, iş imkanının olmasından tercih edilen meslekler arasında olmaktadır.

      Yapacağı görevler:
      • Diş hekimleri hastanın yaptırmak istedikleri kalıpları aldıktan sonra uygun ölçülerde modeller hazırlaması gerekmektedir
      • Hazırlamış olduğu modellerin her türlü bakımını yapması gerekmektedir. Cila atması, protezin düzgün görülmesi, dişe estetik görünümü vermesi gibi görevleri vardır.
      • Yapılan protezlerin kırılması ya da çatladığında bu protezlerin onarılmasını yapacaktır.
      • Hastaya diş hekiminin uygulayacağı tedavi sırasında diş hekimine yardımcı olması gerekmektedir. 
      • Kullanmış olduğu cihazların bakımını yapması gerekmektedir.
      • Geçici dişi çok kısa bir sürede yapabilmelidir. 
      Ağız Ve Diş Sağlığı Bölümü

      Diş teknikerlerinde olması gerekenler:

      • Diş teknikeri olmak isteyen insanlar çok dikkatli olması gerekmektedir.
      • Diş yaparken yapacağı en ufak bir hata o dişin ağıza uymamasına neden olacaktır.
      • Gelişen teknolojiyi yakından takip etmesi gerekmektedir.
      • Diş ile ilgili alanlarda geliştirilen teknoloji aletlerini edinmesi gerekmektedir.
      • El becerisi çok iyi olmalıdır.
      • Doktor tarafından yapılan diş rengi testine uygun dişler yapabilmesi gerekmektedir 
      • Estetik anlayışı olması gerekmektedir.
      • Kimyasal maddeye karşı ve toza karşı alerjisi olanlar bu okula girmemeleri gerekmektedir. 

      Hekimin yanında çalışacak olan teknikerin, aletlerin adını bilmesi ve hekimin istemesi halinde vermesi gerekmektedir. Böylece hekimin daha rahat ve daha üretken çalışmasını sağlayacaktır. Olası herhangi bir ilk yardım konusunda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Birçok devlet üniversitesi ve özel üniversitelerde son yıllarda bu bölümlere artışın çok fazla olmasından dolayı Ağız ve diş sağlığı bölümü açılmaktadır.

      ]]>
      Hamilelikte Ağız Kuruluğu https://www.agiz.gen.tr/hamilelikte-agiz-kurulugu.html Tue, 13 Nov 2018 04:49:17 +0000 Hamilelikte Ağız Kuruluğu,  hamilelik döneminde kadınlarda ağız ve dudak kuruması, susuzluk hissi çok sık rastlanan şikayetler arasında bulunur. Bunun sebebi tam olarak bilinmemekle beraber bu dönemde artan sıvı ihtiyacın Hamilelikte Ağız Kuruluğu,  hamilelik döneminde kadınlarda ağız ve dudak kuruması, susuzluk hissi çok sık rastlanan şikayetler arasında bulunur. Bunun sebebi tam olarak bilinmemekle beraber bu dönemde artan sıvı ihtiyacını karşılamak isteyen vücudun doğal bir tepkisi olarak kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra gebelik şekeri problemini yaşayan anne adayları da ağız kuruluğu sorununu yaşayabilir. Bu durumda olan hamile adayı kan şekeri seviyesini kontrol altında tutarak, ağız kuruluğunun etkisinden kurtulabilir.

    Ağız kuruluğunun sebebi tam olarak bilinmemekle beraber gebelikte artan sıvı ihtiyacını karşılamak için vücudun aldığı bir önlem de olabilir. Gebelikte şeker hastalığı ağız kuruluğunun nadir sebeplerinden biridir, bu durumda kan şekerinin kontrol edilmesi gerekiyor. Gebelikte ağız kuruluğunu önlemek için bol su tüketmek, ağız temizliğine dikkat etmek gerekir. Alkol ve sigara kullanılması da ağız kuruluğunu arttırır, bu yüzden gebelikte bunların kullanılmaması gerekir. Aşırı kahve tüketilmesi ve şekerli gıdalar ağız kuruluğunu arttırdığından az miktarda tüketilmesi gerekir. Ayrıca şekersiz sakız çiğnemek ağız kuruluğunu önlemek için yararlıdır. Ağız kuruluğu şikayeti olan hamile kadınlarda görülen belirtiler;
    • Dudaklarda çatlama
    • Konuşmada zorlanma
    • Ağız kokusu
    • Dilde yapışma 
    • Nefesin kötü kokması
    • Sürekli su ihtiyacı duyma gibi şikayetler beraber görülür.

    Hamilelikte Ağız KuruluğuHamilelikte Ağız Kuruluğu İçin Alınacak Önlemler

    Hamilelik döneminde gerçekleşen bu şikayete engel olmak için, alınan sıvı miktarının arttırılması gerekir. Ayrıca kadınların ağız temizliğine önem vermesi gerekir.  Devamlı olarak yanınızda küçük bir şişede su bulundurmanız iyi olacaktır. Alkol ve sigara kullanma alışkanlığı olan hamile kadınların hem kendi sağlıklarını, hem de bebeklerinin sağlığını tehdit edeceği için bunları bırakması gerekir. Bu alışkanlıklar ağız kuruluğunu dahi daha kötü bir hale getirmektedir. Bu dönemde kafein içeren içeceklerden ve yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Bunlar da ağız kuruluğu yapabilmektedir. Ağız kuruluğu şikayeti olan anne adayları ağız temizliğine dikkat etmeli. Dişlerini günde en az iki kere fırçalamalıdır. Alınan önlemlere rağmen ağız kuruluğu geçmiyorsa, anne adayının ağız ve diş sağlığı açısından başka bir rahatsızlığı olabilir. Bu durumda doktora gidilmesi en doğru olacaktır. Burun tıkanıklığına neden olan herhangi bir rahatsızlık varsa ve bu durum sürekli ağızdan nefes almaya neden olacağı için ağız ve dudak kuruluğuna yol açacaktır.
    ]]>
    Ağızda Aft Neden Çıkar https://www.agiz.gen.tr/agizda-aft-neden-cikar.html Tue, 13 Nov 2018 23:59:41 +0000 Ağızda Aft Neden Çıkar, Ağız içerisinde meydana gelen dil yüzeyi, iç yanak kısımların ve diş etleri üzerinde görülmekte olan ağrılı genellikle solgun beyaz, gri  tonlarında çevresinde aşırı kızarıklıklar olan a Ağızda Aft Neden Çıkar, Ağız içerisinde meydana gelen dil yüzeyi, iç yanak kısımların ve diş etleri üzerinde görülmekte olan ağrılı genellikle solgun beyaz, gri  tonlarında çevresinde aşırı kızarıklıklar olan ağrılı yara oluşumuna denir. Toplumun % 18-20 lik kısmı aft, uçuk ve ağız yaralarını sürekli yaşamakta ve günlük yaşantımızı etkileyen önemli bir sağlık problemidir. Ağızda aft genelde ağız içinde bir bölge de oluşsa da ara sıra ağzın belirli bölgelerinde birden çok alana yayılabilir. Ayrıca ağızdaki aft günlük ihtiyacımız olan yeme içme gibi temel ihtiyaçlarımızın da tüketiminde zorluk yaşayabiliriz. Aft ve ağız içi yaralarının oluşum nedenlerini öğrenmek için birden çok araştırma çalışma yapılmıştır. Ağızda aft oluşumunu etkileyen birden çok neden vardır.

    Ağızda Aft Neden Çıkar

    Toplum olarak tükettiğimiz aşırı tuzlu baharatlı yiyecekler içerisinde aft oluşumuna daha çabuk neden olan en büyük etken maddelerinin içinde olmasıdır. Ağız içerinde ve çevresinde bulunan mukoza dokusunu tahriş ettiğinde ve yıprattığında aft ve ağız içi yaralarının oluşumuna zemin hazırlar. İş hayatında, arkadaşlar veya ev içerinde yaşadığımız stres ağızda aft oluşmasının en küçük nedeni olarak da görülse de aslında en büyük faktörler arasında yer alır. Aşırı gerginlik, yoğun, tempolu  ve stresli çalışmak ağız içinde aft oluşmasına neden olur. Bayanlarda adet dönmeleri öncesi veya sonrası hormonların değişmesi duygusal yoğunluk, o dönem de aşrı stresli  gerginlik  çalışması ağızda aft çıkmasına neden olur. Kişilerin diş ve çene yapısındaki bozukluklar ağızda aft oluşmasına neden olur.

    Ağızda Aft Neden Çıkar

    Dişlerin kapanma kısmının ve çene yapısıyla olan durumların çapraz ve karışık olması sonucu ağız ve yanak içerisinde sürtünme ve ısırma eylemleri meydana gelmektedir. Dişlerimizi düzenli ve doğru bir şekilde fırçalamadığımız ve ağız içerisine gerekli titizliği ve önemi göstermediğimiz durumlarda yıpranan ağız içi dokusu ağızda aft oluşmasına neden olan faktörler arasında yer alır.Kullandığımız diş fırçalarının temizliğine özen göstermeliyiz. Grip, nezle gibi rahatsızlıklarda ardından hemen diş fırçasını değiştirmediğiniz takdirde ağızda aft oluşmasına neden olur. Kullanılan diş macunlarının içerisinde bulunan bir çok kimyasal maddeler ağız içi  dokusunun mukoza denilen yapısıyla uyumsuz olduğunda ağız içinde aft oluşmasına neden olur. Diş macunlarının kalitesini ve hijyenini artırmak için köpük kimyasalları, ağız içerisinde olan hücre duvarının tahrip edilmesine, bakterilere ve bu bakterilerin ağız içinde aft oluşmasına neden olmaktadır. Bulaşıcı ve dermotolojik hastalığa neden olan bir mikrop, enfeksiyon, alerji ağızda aft oluşmasına neden olan faktörler arasında yer alır. Bu sebeple genital siğiller, cinsel yolla bulaşan cilt rahatsızlıkları olan kişiler dermotoloji kliniğine başvurarak genel bir muayenenizi yaptırınız. Toplum olarak farkında olmadığımız bazı vitamin eksikliklerinden dolayı ağızda aft oluşmasına neden olur. B12 ve demir eksikliği sonucunda oluşan ağızda aftların geçme süreci 10-15 gün gibi zaman alır.

    ]]>
    Mideden Gelen Ağız Kokusu Nasıl Giderilir https://www.agiz.gen.tr/mideden-gelen-agiz-kokusu-nasil-giderilir.html Wed, 14 Nov 2018 02:28:02 +0000  Mideden Gelen Ağız Kokusu Nasıl Giderilir, mideden kaynaklı ağız kokusunun çok önemsenmesi gerekir. hatta bu sorun bazı hastalıkların habercisi dahi olabilmektedir. Bu sebeple mideden kaynaklanan ağız kokusuna önem ver  Mideden Gelen Ağız Kokusu Nasıl Giderilir, mideden kaynaklı ağız kokusunun çok önemsenmesi gerekir. hatta bu sorun bazı hastalıkların habercisi dahi olabilmektedir. Bu sebeple mideden kaynaklanan ağız kokusuna önem vermek gerekiyor. Mide ve ağız kokusu arasında nasıl bir bağlantı olduğunu açıklarsak; midenin yiyecekleri öğütmek için kullandığı asitler yemek borusuna gelip yanmaya sebep olurlar. Yemek borusuna mide asitlerinin gitmesine engel olan kapakçığın düzgün çalışmaması halinde,  yemek borusunun yüzeyi aşınacağı için yaralar oluşmasına sebep olur. Zamanla sık sık yemek borusuna ulaşan mide asitleri burada yaralara yol açar. Bu yaraların kapanması için yeterli zaman oluşturulmazsa yemek borusundan ağza doğru kötü kokular gelmesine sebep olur  ki bu da ağızda kötü koku oluşumuna sebep olur. Ağız kokuları, bazen mideden gelen kötü koku şeklinde karşımıza çıkar. Mideden gelerek ağızda koku oluşumuna sebep olan bu durumun önemli nedeni mide ve bağırsak sisteminde oluşan birtakım hastalıklardır. Diğer taraftan reflü rahatsızlığı olarak karşımıza çıkan bu kokuların nedeni, genelde midede ki asitlerin yemek borusundan yukarı çıkacak şekilde harekete geçmesi, bunun yanında boğazın arka kısmının ve ses tellerinin tahriş olması gösterilir. Özellikle midede bulunan sıkışmış gazların ve asit içeriklerinin bu ağız kokularına sebep oldukları belirtiliyor. Bu gibi durumlar karşısında yapılabilecek şey bir KBB uzmanına başvurmak ve  tedavi sürecinin başlamasıdır.

     Mideden Gelen Ağız Kokusu İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Mideden gelen ağız kokuları genelde uzmanlar kontrolünde tedavi edilir ve bu şekilde istenmeyen durumlara karşı önlem alınmaktadır. Eğer bu konuda yanlış adımlar atılmak istenmiyorsa, öncelikle bir doktora görünmeli ve uygulamalara başlanmalıdır. Yani ağızda oluşan kokuların her zaman basit hastalıklar sonucu meydana gelmediğini bilmeniz gerekiyor. Ağız kokusu gün içinde yemek yenmesi, çay içilmesi gibi alışkanlıklar ve ihtiyaçların kullanılmasından sonra yada önce oluşuyorsa, ağızdan gelen koku ya diş probleminden kaynaklı bir kokusudur yada mideden kaynaklanan kokudur. Ama dişlerinizi düzenli bir şekilde fırçalayıp temizliyorsanız bu midenizden gelen kokudur. Bu büyük bir sorun anlamına gelmektedir. Sevgilinizle yakın duramazsınız, kimseyle yakın bir konuşmaya giremezsiniz çünkü bu koku sizi engelleyecektir. Kimseye bu kokuyu hissettirmemek için ya ağzınızda devamlı bir naneli şeker bulundurmanız gerekecek yada size vereceğimiz karışımı yapmanız gerekiyor. Bunun için mersin yaprağından 5-6 tane alıp 1 bardak kaynar suya atıp demlemeye bırakmanız ve ılıyınca her aksam yatmadan önce içmeniz…
    ]]>
    Rahim Ağzı Hastalıkları https://www.agiz.gen.tr/rahim-agzi-hastaliklari.html Wed, 14 Nov 2018 04:52:06 +0000 Rahim ağzı hastalıkları, rahim ağzında bulunan ve tedavi edilmediğinde çok büyük hastalıkların olmasına neden olacaktır. Geçirilen çok basit bir enfeksiyonun ilerlemesi sonucunda rahim ağzı kanserine kadar gidecektir. Kadınl Rahim ağzı hastalıkları, rahim ağzında bulunan ve tedavi edilmediğinde çok büyük hastalıkların olmasına neden olacaktır. Geçirilen çok basit bir enfeksiyonun ilerlemesi sonucunda rahim ağzı kanserine kadar gidecektir. Kadınların altı ayda bir yaptıracağı Smear testi sayesinde rahim ağzında oluşabilecek herhangi bir hastalığın olması kolayca anlaşılabilecektir. Rahim ağzındaki hastalıkların bazıları cinsel yolla bulaşacakken, hijyen kurallarına uyulmaması nedeniyle de rahim ağzında enfeksiyon ya da hastalıklar olmaktadır. Her yetişkin kadının senede 2 defa bir kadın doğumcuya giderek smear vermesi gerekmektedir. Rahim ağzı yaklaşık olarak 3 cm boyutunda olduğundan uzman olan bir kadın doğum doktoru rahim ağzını çıplak gözle görebilmektedir. Rahim ağzında oluşabilecek herhangi bir hastalığın oluşması durumunda erken tedavi hayat kurtarıcı olacaktır. Rahim ağzında oluşan hastalıklar iyi huylu ve kötü huylu olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Sigara içen kadınlarda, çok erken yaşta cinsel ilişki yaşayanlarda, korunmadan birden fazla erkekle cinsel ilişkiye girmiş kadınlarda ve ailesinde rahim kanseri hastası olanlarda daha çok görülmektedir.

    Rahim ağzı hastalıkları:

    Rahim ağzı yarası: Bu hastalık kadınlarda sıklıkla görülmektedir. Genellikle bir enfeksiyon sonucunda olabileceği gibi bazı durumlarda da kadınların geçireceği büyük bir travma sonucunda oluşabilmektedir. Cinsel yönden aktif olan tüm kadınların en azında yarısında bu hastalık görülmektedir. Kadınlarda vajinasından gelen pis kokulu ve iltihaplı bir akıntı gelecektir. Kaşınma ve vajinada yanma gibi belirtileri bulunmaktadır. Smear testinde kolaylıkla ortaya çıkar ve tedavi edilerek hastanın iyileşmesi sağlanır. Sürekli olarak pamuklu iç çamaşırları giyilmesi gerekmektedir. İç çamaşırlarının açık renkli olması akıntıyı görmek açısından faydalıdır. Tuvalet sonrasında hijyen çok önemlidir. Özellikle vajinanızın kuru kalması gerekmektedir.
    Rahim Ağzı Hastalıkları
    Polipler:
    İyi huylu bir hastalık olmaktadır. Rahim ağzından dışarıya doğru bir çıkıntı oluşur. Zamanla büyüyüp değişik boyutları olur. Sıklıkla vajinal kanamanın olmasına neden olacaktır. Özellikle de cinsel ilişki sonrasında kanama meydana gelir. Kadın doğuma gidildiğinde, çıplak gözle yapılan muayene de kolayca ortaya çıkacaktır. Alınma işlemi son derece kolay bir operasyondur. Alındıktan sonra hastanın 2 hafta boyunca cinsel ilişkiye girmemesi gerekmektedir.

    Genital siğiller (HPV): Bu hastalık cinsel yolla bulaşır. Rahim ağzı kanserlerinde sıklıkla genital siğillerin neden olduğu bilinmektedir. Bu siğil türünün 200'den fazla çeşidi bulunmaktadır. Amerika'da yapılan bir araştırmalarda her 4 kadından 3 tanesinde bu siğilden bulunmaktadır. Yaklaşık olarak 3 ay bir kuluçka süresi olduktan sonra rahim ağzında yaraların olmasına neden olmaktadır. İlerledikçe vajina içerisinde de bu yaralardan görülmektedir. Teşhis etmek için mutlaka bir kadın doğum uzmanına gidilmesi gerekmektedir. Çok eşlilik ve korunmadan cinsel ilişki yaşanmaması gerekmektedir. Bunun için geliştirilmiş olan HPV aşılarından mutlaka vurulması gerekmektedir.

    Displazi:
    Tedavi edilmediğinde kanser olumuna sebep olacak bir hastalıktır. Cinsel yolla bulaşır. Çok nadir görülmektedir. Kokulu iltihapların gelmesine neden olur. Leep yöntemi ya da lazer cerrahisi ile tedavi edilmektedir.

    Rahim ağzı kanseri:
    Kötü huylu olan bir hastalıktır. Kemik suyu renginde akıntılar gelmektedir. Kadının adet döngüsünde olmadığı halde vajinadan kan gelmektedir. Cinsel ilişkiye girildiğinde ani oluşan ağrı ya da cinsel ilişki sonrasında kanama gibi belirtileri olmaktadır. Çok hızla yayılabilen bir kanser türü olmaktadır. Kısa süre içerisinde diğer organlara da sıçrayacaktır. Rahim ağzında bulunan birçok hücre bulunmaktadır. Bu hücreler normal boyutlarından anormal hale geleceğinden kanser olacaktır. Sıklıkla 30-45 yaşları arasında görülmektedir. Kanseri önlemek a]]>
    Rahim Ağzı İltihabı https://www.agiz.gen.tr/rahim-agzi-iltihabi.html Wed, 14 Nov 2018 18:40:22 +0000 Rahim ağzı iltihabı, enfeksiyon nedeniyle olmaktadır. Çok sıklıkla görülen bir rahatsızlık olmaktadır. Rahim ağzı hastalıkları içerisinde olan ve cinsel ilişki yaşayan kadınların hemen hemen yarısında görülmektedir. Rahim ağzı iltihabı, enfeksiyon nedeniyle olmaktadır. Çok sıklıkla görülen bir rahatsızlık olmaktadır. Rahim ağzı hastalıkları içerisinde olan ve cinsel ilişki yaşayan kadınların hemen hemen yarısında görülmektedir. Kadınların cinsel ilişki sonucunda oluşan bir hastalıktır. Bazı durumlarda kadınların geçireceği çok ağır olan bir travma sonucunda da olabildiği gözlemlenmektedir. Kasıklar da şiddetli bir ağrının olabileceği gibi, vajinal akıntılarında olabilmesi gibi belirtileri de bulunmaktadır. Kadın doğumcunun çıplak gözle muayene yapması sonucunda teşhis koyabileceği gibi, smear testi alarak da tam sonucu alabilmektedir. Vajinanın çok iyi temizlenmemesi, cinsel ilişki sırasında korunmaması ve birden fazla erkekle cinsel ilişkiye girmesi sonucunda sıklıkla olmaktadır. Cinsel ilişki sonrasında kanama olması durumunda vakit kaybetmeden doktora gitmek gerekmektedir.
    Rahim Ağzı İltihabı
    Rahim ağzı iltihabının tedavisi nasıl olur

    Vajinanızdan kötü kokulu ve iltihaplı bir akıntı oluyorsa vakit kaybetmeden bir kadın doğum uzmanına gitmek gerekmektedir. Kadınların sürekli olarak iç çamaşırı tercihi olarak pamuklu giysiler giyilmesi gerekmektedir. Rahim ağzı iltihabına neden olan birçok bakteri olabilir. Bu bakterilerin yok olması için hastaya doktorun uygun göreceği antibiyotik tedavisi uygulanabilir. Tedavi boyunca hastanın cinsel ilişkiye girmemesi gerekmektedir. Eğer bu durum tedavi edilmediğinde, daha büyük hastalıkların olmasına neden olacaktır. Eğer hastaya uygulanacak olan antibiyotik tedavisi sonucunda hastanın durumunda bir değişiklik olmazsa, iltihaba neden olan hücrelerin yakılması gerekmektedir. Böylece hastanın iyileşmesi gözlemlenecektir. Bu yakma işleminden sonra hastanın iyileşme süresi yaklaşık olarak 2 ayı bulacaktır. Bu hastalıktan korunmak için mutlaka, cinsel ilişki sırasında korunmanız gerekmektedir. Eğer bu hastalık kronik bir hal aldığında kısırlığa neden olacaktır. Hamile kadınlarda böyle bir şikayet olması sonucunda doğan bebeğin enfeksiyon sonucunda akciğerlerinde sorun olmasına neden olacaktır.
    ]]>
    Rahim Ağzı Kanseri Neden Olur https://www.agiz.gen.tr/rahim-agzi-kanseri-neden-olur.html Wed, 14 Nov 2018 19:02:59 +0000 Rahim ağzı kanseri neden olur, rahim ağzı kanseri tıpta bilinen adıyla serviks kanseri artık önlenebilen hastalıklar arasında yerini almıştır. Hastalık smear Pap smear testiyle erken teşhis edilmekte ve tedavisi yap Rahim ağzı kanseri neden olur, rahim ağzı kanseri tıpta bilinen adıyla serviks kanseri artık önlenebilen hastalıklar arasında yerini almıştır. Hastalık smear Pap smear testiyle erken teşhis edilmekte ve tedavisi yapılmaktadır. Bu hastalık 45 yaş altındaki kadınlarda görülen kanser türleri içinde ikinci sırayı almaktadır. Bu hastalıktan kadınlar aşılama ile korunabilir. Rahmin vajene açıldığı dar boyun serviks olarak tanımlanır. Burası enfeksiyonların rahme kadar ulaşmasını engelleyen bir bariyer vazifesi görmektedir. Eğer serviks hücrelerinde anormal olarak kontrolsüz büyüme meydana gelirse, rahim ağzı kanseri oluşur.

    Rahim ağzı kanserinin sebebi nedir

    Bu kanser türünün nedeni olan, Human Papiloma Virüs ( HPV ), genellikle cinsel ilişki sonucunda kadınlara bulaşır. Hastalıktan korunmak için, kadınların 12-26 yaşları arasında 3 doz haline aşılama tedavisi uygulanmalıdır. 

    Rahim ağzı kanseri tanısı ve tedavisi nasıl olur

    Kanserin erken aşamada tespit edilmesi amacıyla pap smear testi yapılmalıdır. Kadınların bu hastalıktan korunmaları için, her yıl bir defa bu testi yaptırmaları önerilir. Tedavide hastalara cerrahi girişim yapılır.

    Rahim ağzı kanseri nedeni HPV virüsü

    Toplumda cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıkların arasında HPV Human Papiloma Virüs ilk sıraları alır. Rahim ağzı kanserinden korunma için HPV aşısı yapılmalıdır. Virüsün bulaşması için cilt teması bile yeterlidir. Virüs bulaştıktan sonra, 6 hafta içinde etkisini göstermeye başlar. Bunun yanında virüs yıllar boyu sessiz bir dönem geçirebilir. Bunun nedeni kişinin bağışıklık sisteminin baskılamasıdır. Virüsün vücuttaki etkileri arasında, rahim ağzı kanseri ve genital siğil gibi rahatsızlıklar bulunur. Erkeklerde ise, virüs taşıyıcı olur. Yani erkekler bunu kadınlara bulaştırır.

    Rahim Ağzı Kanseri Neden Olur

    HPV aşısı ne zaman yapılmalıdır

    HPV aşısı canlı virüs taşımaz. Kişilere 6 ay içinde 3 tane doz uygulanır. Bu hastalıklarda etkili 4 tane virüse karşı koruyucu etki gösterir. Fakat kişinin vücudunda eğer virüs varsa, bu koruyucu etkiyi göstermez. Kadınlara en erken 9 yaşından itibaren HPV aşısı yapılabilir. Fakat genel olarak 12-26 yaşlarının arasında uygulanması esastır. Bunun nedeni kadınların bu yaşlarda cinsel ilişkiye başlamaması ve vücudunda virüs olmaması yüzündendir. Böylece aşıyla tam korunma sağlanır. Cinsel hayatı başlamış olan kadınlarda aşının koruyuculuğu azalır. Eğer kadında HPV virüsü varsa, aşı diğer 3 virüse karşı koruyucu etki gösterir. Doktorlar rahim ağzı kanseri riski taşıyan kadınların mutlaka HPV aşısı yaptırmasını tavsiye etmektedir.

    HPV aşısının koruyuculuğu ne kadar sürer

    Bu aşı vulva, serviks, genital siğil ve vagina prekanseröz rahatsızlıklarına neden olan 4 virüs üzerinde etkili olur. Eğer kişide bu virüslerden biri varsa, diğerleri üzerinde etkisini devam ettirir. Yalnız aşının sadece hastalıkların korunmasında etkili olduğu, hastalıkların tedavisinde ise herhangi bir etkisinin olmadığı bilinmelidir. Sadece vücudunda virüs olmayan kişileri koruyabilir. Aşının koruyucu etkisinin yaklaşık 5 yıl devam ettiği belirlenmiştir. Ancak riskli kişilerin rahim ağzı kanseri için, belirli aralıklarla tetkik yaptırması tavsiye edilir. Bazen aşının koruyucu etkisi azalabilir. Eğer 3 doz halinde yapılırsa, daha fazla koruyucu etkiye sahip olur.

    ]]>
    Ağız Ülseri https://www.agiz.gen.tr/agiz-ulseri.html Thu, 15 Nov 2018 11:16:41 +0000 Ağız Ülseri, Ağzın içindeki bulunan en üst deri tabakasına zarar veren ufak, ortası grimsi, beyaz ya da sarı renkte yaralardır. Ağız ülseri aft olarak da bilinir. Ağız içinde, dudağın ve yanağın iç kısmında, damakta vey Ağız Ülseri, Ağzın içindeki bulunan en üst deri tabakasına zarar veren ufak, ortası grimsi, beyaz ya da sarı renkte yaralardır. Ağız ülseri aft olarak da bilinir. Ağız içinde, dudağın ve yanağın iç kısmında, damakta veya diş etinde oluşur. Genelde ağız ülseri 5 mm'den küçük olur ve 1-2 hafta içinde iyileşir. Çok az kişide uzun sürede geçmeyen ve daha büyük ağız ülseri çıkar. Büyük ağız ülserleri kalıcı izler bırakabilir. Kandaki folik asit, B12 vitamini ve demir oranı düşük ise, glutene (buğdayda bulunan bir protein) karşı hassasiyet varsa, ağzınızın iç kısmını ısırarak yaralamış iseniz, ailenizde bulunan bir kişi sıklıkla ağız ülseri oluyorsa, baharat, çikolata kahve gibi çeşitli gıdalara hassasiyet varsa, çok fazla stres yapılıyorsa, gazlı içecek tüketiliyorsa, ağız ülserine yakalanma oranı çok yüksektir. Ayrıca gargara suları, bazı diş macunları ve hormon dalgalanmalarından dolayı da ağız ülserine yakalanılabilir. Çok az kişi enfeksiyon ve başka hastalıklar sebebi ile ağız ülseri hastalığı yaşar. Ağız ülseri küçükte olsa doktora başvurulmalıdır. Çünkü normalde ağız ülseri sık sık tekrarlayan yaralar değildir. Ağız ülserinin yol açtığı ağrılar çoğalıyor ve kontrol altına alınamıyorsa, ishalle birlikte görülüyorsa, 3 haftadan uzun bir süre iyileşme göstermiyorsa, doktora başvurmak gerekir. Uzman kişi muayenesi sırasında, yaralanma, enfeksiyon ve herpes ihtimallerini elemek için çeşitli testler talep edebilir. Bağırsakları ve bağışıklık sistemini etkileyen bir hastalığın olup olmadığı kontrol edilebilir.

    Ağız Ülserinin Diğer Nedenleri
    • Helicobacteri Pylor; Mide ülserine sebep olan bakteri, ağız içinden oluşan yaralara da sebep olmaktadır.
    • Çölyak Hastalığı; Glüten intoleransı sebebiyle bağırsaklarda sorunlara neden olan Çölyak hastalığı bazı mineral ve vitaminlerin vücut tarafından emilmesine engel olarak ağız ülserlerine yol açabilir.
    • Ülseraktif Kolit; Ülseraktif kolit ile iltihabi ve kronik bağırsak hastalığı olan ''Chorn hastalığı'' tekrar eden ağız ülserlerine neden olur.
    • Ağız Bakım Ürünleri; Sodyum lauril sülfat içeren diş gargara suları ve diş macunlarının ağız ülseri riskini arttırır. Bu tarz ürünleri alırken ambalaj üzerinde bulunan içindekiler bölümünü inceleyerek ''sodyum lauril sülfat'' içerip içermediği hakkında bilgi alabilirsiniz.
    • Kırık Diş; Yanak ısırmalarına sebep olan çarpık ya da kırık dişler ve ağza tam oturmamış dental uygulamalar ağız ülser riskini arttırır.
    • Adet Dönemi; Adet döneminde oluşan hormon dalgalanmaları ağız ülserine sebep olabilir.

    Ağız ÜlseriAğız Ülseri Tedavisi

    Ağız ülseri tedavisinde kullanılacak yöntemler yaraların sebebine bağlı olarak farklılık gösterebilir. Kullanılan ağız bakım ürünlerinde ve tüketmiş olduğunuz gıdalarda değişiklik yapılması gerekebilir. Ağız ülseri tedavisini doktor kontrolü altında verilen ilaçlarla veya evde kendi imkanlarınızla yapabilirsiniz.

    • 250 ml suyla yarım çay kaşığı tuzu karıştırarak, ağzınızı çalkalayabilirsiniz.
    • Yara üstüne direk sürülen ve yarayı uyuşturarak ağrıyı dindiren merhemler
    • Lizyonlara gümüş nitrat uygulaması
    • Yaraların kısa bir süre içinde geçmesini sağlayacak reçeteli merhemler
    • Antiseptik içerikli, özel ağız gargaraları
    • Ağrı şiddetine göre ağrı kesiciler

    Ağız Ülseri Yaralarından Korunma Yolları

    • Çok sert diş fırçası kullanmayınız.
    • Stresi kontrol altına almaya çalışın ve stresli ortamlarda bulunmamaya çalışınız.
    • Ağız gargara suyu ve diş macunu seçerken içinde Sodyum lauril sülfat içermemesine özen gösteriniz.
    • Yemek yerken ya da sakız çiğnerken konuşmamaya çalışınız. Çünkü bu gibi durumlarda yanak veya dudak ısırmaları olabilmektedir.
    • Vitamin ya da mineral eksikliğiniz var ise doktorunuzun önermiş olduğu ilaçları aksatmadan kullanınız.
    • Meyve suyu gibi asitli içeceklerden ve gazlı içeceklerden kaçınınız.
    ]]>
    Ağız Kokusu Giderme https://www.agiz.gen.tr/agiz-kokusu-giderme.html Fri, 16 Nov 2018 11:15:50 +0000 Ağız Kokusu giderme, Yetişkinlerde ve çocuklarda bazen dönem dönem bazen sürekli olmak üzere ağız kokusu meydana gelmektedir. Bu sorunun birçok sebebi olabilir. Ağız kokusu sorununu yaşayanların öncelikle sorunun kaynağını Ağız Kokusu giderme, Yetişkinlerde ve çocuklarda bazen dönem dönem bazen sürekli olmak üzere ağız kokusu meydana gelmektedir. Bu sorunun birçok sebebi olabilir. Ağız kokusu sorununu yaşayanların öncelikle sorunun kaynağını öğrenebilmek için doktora başvurmaları tavsiye edilmektedir. Tanı koyulduğunda eğer iç organlardan kaynaklanan bir problem yoksa Ağız kokusunu gidermek için şunlar yapılabilir.
    • Günde en az üç defa dişler fırçalanmalı ve dil üzeri dezenfekte edilmelidir. Aynı zamanda sünnette olan misvak kullanılması halinde diş etleri ile birlikte sağlıklı bir ağız içi temizliği yapılmış olur. 
    • Ada çayı ile özellikle geceleri gargara yapılarak, ağız içerisinde bulunan bakteriler temizlenebilir. Ada çayının mikrop kırma özelliği bulunduğu için bir bardak kaynamış su içerisine bir tutam ada çayı konulup demlenilerek içilebilir. 
    • Gün içerisinde 2 litre su içmek yine ağız kokusunu gidermek için etkili bir çözümdür. 
    • Gece yatmadan önce tatlı bir şeyler yememekte ağız kokusunu önlemek için yeterli bir davranış olacaktır. Gece 23.00 dan sonra midede başta olmak üzere birçok organ uyku moduna geçtiği için, bu saatten sonra yenilecek ve içilecek gıdalar mide içerisinde geç öğütüleceği için ağız kokusunun başlıca sebeplerinden bir tanesi olmaktadır. 
    • Ağız kokusunu geçici olarak gidermek için dereotu ve maydanoz, çiğnenmesi doğru bir seçim olacaktır. Yine bu konuda kişilere yardımcı olacak diğer bir şifa kaynağı yeşil nanenin çiğnenmesi, ağız kokusunu giderecektir. 
    • Karanfil emmek veya çiğnemek hemen çözüm arayanlar için iyi bir seçenektir. 
    • Bir gün önceden tüketilip, ertesi gün kokusu kalan, soğan, sarımsak ve benzeri gıdaların kokusunun giderilmesi için, sabah aç karna bir bardak soğut süt yeterli bir önlem olacaktır. 
    • Ağız kokusunu büyük ölçüde giderebilmek için, yarım çay bardağı suyun içerisine bir çay kaşığı nane yağı ilave edilip gargara yapılarak kokudan geçici bir süreliğine kurtulmak mümkündür. 
    • Sabahları ağır ağız kokusu meydana gelmektedir. Bu sorundan kurtulmak için küçük bir parça ekmek yenilip, mide içerisinde bulunan ve kokuya sebep olan sıvı ekmek sayesinde çekilip, koku büyük ölçüde azaltılabilir. 
    Ağız Kokusu Giderme
    Ağız Kokusuna Sebep Olan Faktörler

    Günlük yaşam içerisinde yenilen soğan, sarımsak, pırasa ve benzeri yiyeceklerden dolayı 2 gün boyunca sürecek olan bir ağız kokusu hasıl olabilmektedir. Yine gün içerisinde sigara, çay, asitli içeceklerin tamamı kişilerde ağır bir ağız kokusuna sebep olmaktadır. Böbreklerde olası bir hastalık, akciğer veya karaciğerde olası rahatsızlıkların belirtisi olarak ağız kokusu meydana çıkabilmektedir. Dişler üzerinde tartar ve çürük gibi rahatsızlıklar ağır bir ağız kokusu meydana getirebilir. Ağız içerisinde yaralar ve diş eti hastalıklarında da ağız kokusu meydana gelmektedir. Sindirim sisteminde meydana gelen bir rahatsızlıktan dolayı aynı sorunla karşılaşmak muhtemeldir. Vücudun fazla su kaybetmesi sonucu ağız kokusu ortaya çıkabilmektedir. Mide içerisinde bulunan küçük veya büyük yaralanmalarda ağız kokusuna neden olmaktadır. 
    ]]>
    Bebeklerde Ağız Pamukçuğu https://www.agiz.gen.tr/bebeklerde-agiz-pamukcugu.html Fri, 16 Nov 2018 13:49:01 +0000 Bebeklerde Ağız Pamukçuğu, pamukçuk küfünden oluşan çoğunlukla bebeklerde görülen ve bir mantardan ileri gelen, çok seyrek olarak soluk borularında görülen, sindirim organında, ağızda ortaya çıkan iltihapl Bebeklerde Ağız Pamukçuğu, pamukçuk küfünden oluşan çoğunlukla bebeklerde görülen ve bir mantardan ileri gelen, çok seyrek olarak soluk borularında görülen, sindirim organında, ağızda ortaya çıkan iltihaplı, beyaz pamuğumsu görünüşlü yaraya verilen bir addır. Pamukçuk, yarınlarımızın en kıymetli varlığı olan yavrularımızdaki problemlerden biridir. Bebeklerin sağlıklı yaşam kalitesini düşürmekte, huzursuzluklarına sebep olduğundan bu hastalık aileye rahat bir nefes aldırmaz. Pamukçuk, genellikle 1 yaşından küçük bebeklerde görülen ve ağızda oluşan Candida albicans adlı bir mantarın sebep olduğu bir hastalıktır. Pamukçuk mantarı, vücutta yaşar ve faydalı mikroorganizmalar tarafından kontrol altında tutulmaktadır. Fakat denge bozulduğu vakit hastalık belirtileri nüfus eder. Ağız içi ve dudak ve yanaklardaki görüntüsü, beyaz bir pamuğu anımsattığı için pamukçuk adıyla adlandırılmıştır. Bebeklerde genellikle hastalık sonucu antibiyotik kullanımlar sonrası ortaya çıkan ve bebeklerimizin sağlığını olumsuz yönde etkileyen pamukçuk oluşumu da, annelerin korkulu rüyası olur bu sebeple pamukçuk bebek hastalıklarının başında gelmektedir. Çok hızlı bir şekilde yayılan bir hastalıktır. Aynı zamanda mantar yayılma aşaması içerisinde önlemi alınmadığında, bebeğin ağzının içini ve her tarafını kaplamakta ve beslenmesini de olumsuz yönde engellemektedir.

    Bebeklerde Ağız Pamukçuğunun Belirtileri

    • Ağız içinde dil üzerinde, dudaklarda, sert damakta ve yanak içinde görülen beyaz ya da sarı noktaların oluşması ilk belirtileri gösterir.
    • Bebeklerin beslenmeyi reddetmesi ile başlayan hırçınlaşmalar, devam eden öfkeli ağlamalar, beslenememesinden dolayı hırçınlaşması, doğal olarak huysuzlanması vs. rahatsızlıklar.
    • Bebeklerde sıkça rastlanan bir belirti olmasa da ateş yükselmesi görülmektedir.
    • Pamukçuk rahatsızlığı olan bebekler anne sütü alırken hastalığı memeden emme yoluyla  annelerine geçirebilirler.
    • Ağız içinde yumuşak, sert damakta, yanaklarda, dilde görülür. Beyaz bir küfle örtülmüş gibi görünen bebeğin dil ve damağındaki lezyon kazınırsa altındaki temizlenmiş deri yanmış gibi görünür ve kanayabilir. Kan sızıntısı olup yüzeysel bir ülser belirebilir. Şayet tedavi edilmezse ağrılı durumla r olabilir. 

    Bebeklerde Ağız Pamukçuğu Sebepleri Nelerdir

    • Özellikle anne sütü ile beslenmeyen bebeklerin bu rahatsızlığa yakalanması daha çabuk olmaktadır. Bebeklerin ağız pamukçuğunu anne sütü alan bebeklere oranla almayan bebekler arasında fark her türlü kendini göstermektedir. Anne sütünün ağız sağlığı için önemi büyüktür. Anne sütü her şeye karşı bebeği korur.
    • Bebeğin düzensiz ve yeterli miktarda beslenmemesi de bu rahatsızlığın nedenlerindendir.
    • Birde sık olarak antibiyotik kullanılan bebeklerde sıklıkla görülmektedir.
    • Özellikle dezenfekte edilmeyen biberon ya da emziğin de ağız içi mikrobik enfeksiyonlara ve pamukçuğa neden olabilir.

    Bebeklerde Ağız PamukçuğuBebeklerde Ağız Pamukçuğu Tedavisi

    Genelde uygulanan tedavi şekli, ağız içindeki veya dilin üzerinde o bölgede oluşan mantara yönelik ''Nystatin'' adı verilen basiit ama etkili bir ilaç tedavisidir. Eğer ki pamukçuk rahatsızlığı anneye de bulaşmışsa, tedaviye anneyi de almamız gerekmektedir. İlaç tedavisinin yanısıra Ayrıca basit ama etkili bir tedavi yöntemi olarak halk arasında bilinen ''Karbonat'' tedaviside uygulanmaktadır. Bu tedavi yöntemi şöyle yapılmaktadır. Bir fincan suya bir çay kaşığı karbonat döküp karıştırın. Temiz bir bez parçası, pamukla veya temiz bir tülbentle bu karbonatlı su ile bebeğinizin ağız içini dilinin üzerini ve de damağını günde 3-4 kez temizleyin.

    Bebeklerde Ağız Pamukçuğu Rahatsızlığından Korunmak İçin Neler Yapmalıyız

    Özellikle bebeğimizin beslenmesine dikkat etmeliyiz. Anne sütü ile düzenli bir şekilde beslemeliyiz. Anne bebeğini he]]> Ağız Yapısı https://www.agiz.gen.tr/agiz-yapisi.html Sat, 17 Nov 2018 02:37:47 +0000 Ağız Yapısı, Bu konuyu incelerken 3 konu dikkatimizi çekti ağız yapısını çözmek için 1. konu ağızın kendisi 2, konu dişler ve yapısı 3. konu ise ağız yapısının insan davranışları üzerindeki etkileri. Bu üç konu Ağız Yapısı, Bu konuyu incelerken 3 konu dikkatimizi çekti ağız yapısını çözmek için 1. konu ağızın kendisi 2, konu dişler ve yapısı 3. konu ise ağız yapısının insan davranışları üzerindeki etkileri. Bu üç konuda siz değerli okuyucularımıza ağız yapısını anlatmak için dikkat çekecek unsurlar olacak.

    Ağız: Ağız yapısının başlangıcı dudaklardan oluşup arka kısmında geniz eti ve yutak boşluğu bulunmaktadır. Yan kısımlarında yanaklar ve üst kısım damak kısmını oluşturan sert kemikten alt kısım ise yumuşak dokulardan oluşur.

    Sindirim organları deyince akla ilk gelen yer ağız. Bunun nedeni ağız yapısı sindirim sistemine çok uygun şekilde tasarlanmış. Besinler Ağıza dudak yoluyla alınıp dişler ve dil aracılığıyla küçük parçalara bölünür. Tükrük bezlerinin görevlerini yerine getirmesiyle salgılanan tükrük, küçük parçaları içinde bulunan enzimlerle parçalayarak ezilmesini sağlar ve yemek borusundan geçmesine yardımcı olur. Eğer ağız yapısı bu kadar mükemmel olmasaydı insan oğlu nişastanın sindirim işlemini gerçekleştiremezdi. Nişata sindirimi ağızda başlar ve daha sonra ise tükrük bezlerinde bulunan amilase maddesi nişastayı glikoza çevirerek mideye ulaşmasını sağlar. Ayrıca ağız tat alma sayesinde adeta bir yemek denetleme merkezidir. Bu merkezin amacı yeninlen gıdanın kokusunu duyan burundan bilgileri alır ve daha sonra aldığı tatla birleştirerek yiyeceğin bozulup bozulmadığını bizlere bildirir.

    Ağız yapısındaki dişler çene kemiklerinin çukur kısımlarına vida gibi montelenmiştir. Ağız yapısı iki delikten meydana gelir bunlar önde dudak kısmı arkada ise boğaz deliği bulunur. Ağız boşluğunun içi mukoza ile çevrili canlı hücrelerden oluşan bir zarla kaplıdır. Ayrıca birden fazla tükrük bezi ağız yapısında yerini alır. Üç çift büyük tükrük bezi ana görevi yerine getirir. Ağızın yapısını tamamlayan tükrük bu tükrük bezleriyle kanallar aracılığıyla salgılanır.

    Ağız Yapısı

    Dişler: Ağız yapısınının temel unsurlarından biriside diştir. Bu dişler yetişkin bir insanda tam bulunduğunda 28 adet bulunur. Bu rakamın 32 olarak bilinbmesinin sebebi ise büyük azılar gurubuna giren dört ayrı 20 lik diş olarak bilinen dişlerin çıkmasıyla 32 ye tamamlanır ancak bu dişler ana dişler değildir. Bir insanın dişleri 4 ana gruptan meydana gelmektedir.

    • Kesici dişler( 4 Alt ve 4 Üst)
    • Köpek dişleri ( 2 Alt ve 2 Üst)
    • Büyük azı dişleri ( 4 Alt ve 4 Üst)
    • Küçük azı dişleri ( 4 Alt ve 4 Üst)

    Ağız yapısındaki dişlerin bu gruplarının her birinin ayrı görevi vardır. Süt dişleri 1 ila 5 yaşındaki çocuklarda bulunan dişlerdir. 20 adet bulunan bu dişler 3 yaşında tamamen çıkar ve 5 yaşında dökülmeye başlar ve daimi dişler çıkmaya başlar. 13 yaşında ise daimi dişler çıkmaya başlar, Bu sürecin kontrol altında tutulması ilerde ağız yapısı bozukluklarının önlenmesine yardımcı olur.

    Kesici dişler ismindende anlaşılacağı gibi yiyecekleri öğütülmesi için büyük ana parcadan ağız yapısına uygun küçük parçlara ayırır. Daha küçük parçalara bölünmesi için arka dişlerin görevini daha rahat yerine getirmesini sağlar. Alt kesicilir ortalama 6 milimetre, üst kesiciler ise yan küçükler 6 milimetre orta kesiciler ise 10 milimetredir.

    Köpek dişleri ise yiyecekleri daha küçük parçalara ayırarak azı dişlerine gönderir. alt üst olmak üzere 4 tanedir. uzun bir yapıya sahiptir. Kesici dişlerden hemen ayrılır. Gözle görülür bir farklılık vardır. Uçları sivri yapıdadır.

    Azı dişeri alt ve üst toplam 16 tane bulunur.  Bu 16 azının 8'i küçük 8'i büyük azı olarak ayrılır. Ağız yapısının ana iskeletini oluşturur. Bu ana iskletteki görevi ise sindirimin en önemli unsuru olan öğütme işlemidir.  Küçük ve büyük azılar tüberkülleriyle daha çok öğütmek ve ezmek işlemini mükemmel bir şekilde yerine getirir. Ağız yapısı içinde bulunan 20lik diş olarak bilinen dişler nesil küçüldüğü için artık çoğu insanda çıkmamaktadır. Çıkanlardada genelde sorun çıkarmaktadır]]> Rahim Ağzı Kaşıntısı https://www.agiz.gen.tr/rahim-agzi-kasintisi.html Sat, 17 Nov 2018 08:29:03 +0000 Rahim Ağzı Kaşıntısı, Öncelikle bu rahatsızlığın altında yatan sebebin ortaya çıkarılması için bir jinekoloğa gitmekte yarar vardır. Bayanlarda görülen bu rahatsızlığın bakteriyel bir sebepten dolayı gelişmiş olma Rahim Ağzı Kaşıntısı, Öncelikle bu rahatsızlığın altında yatan sebebin ortaya çıkarılması için bir jinekoloğa gitmekte yarar vardır. Bayanlarda görülen bu rahatsızlığın bakteriyel bir sebepten dolayı gelişmiş olması tedavi aşamasında zor olmayan bir süreçle geçebildiği söylenmektedir. Eğer bir bayanda bu sıkıntı yılda 10 defadan fazla görülüyorsa bu rahatsızlığın acil olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

     
    Rahim Ağzı Kaşıntısına Sebep Olan Durumlar
    • Bu rahatsızlık hamile bayanlarda sıkça görülmektedir. 
    • Dış etkenlerden veya cinsel münasebet sebebi ile mikroba bağlı meydana gelebilmektedir.
    • Ortak kullanılan tuvaletlerde yaşanan kirlilikten dolayı mikrop kapma sebebi ile görülebilir.
    • Naylon içeren ve hava almayan iç çamaşırı kullanımı vajinal bölgede mantar gibi rahatsızlıklara sebep olabilir.
    • Sıkı giyilmiş iç çamaşırı nedeni ile hava almayan rahim ağzı bölgesi kaşıntı yapabilir. 
    • Uzun süreli pet kullanımlarında yine aynı sorun ortaya çıkabilmektedir. 
    • Vajinal bölgenin iyi kurulanmaması ile beraber aynı sorun meydana çıkabilir. 
    • İdrar yolu enfeksiyonu aynı sorunu yaşatabilir.
    • Herhangi bir sorundan dolayı kullanılmakta olan antibiyotik, rahim ağzı bölgesinde kaşıntı meydana getirebilir.
    • Fazla baharat kullanımı yine kişilerde bu sorunu ortaya çıkarabilir.
    • Adet kanaması ile beraber bu sorun ortaya çıkıp, kanamanın sonunda ortadan kendiliğinden kaybolabilir.
    Rahim Ağzı Kaşıntısı
    Rahim Ağzı Kaşıntısının Tedavisi:

    İşin uzmanları tarafından yapılan tanı sonrasında, oral yolla alınacak olan ilaç tedavisi, fitil uygulaması ve kaşıntıyı giderecek krem verildikten sonra, verilen ilaçlar itina ile kullanılmalıdır. Bu tedavinin yanı sıra evde kişilerin kendi kendine uygulayabileceği yöntemler sırası ile şöyledir. İlk olarak mümkün olduğunca tırnak ve benzeri sert cisimler ile kaşınmaması gerekmektedir. Aksi taktirde bakteriler azalmaz, aksine hızlı bir şekilde diğer bölgelere de sıçrayabilir. Yine mutlaka pamuklu iç çamaşırı kullanılmalıdır. Bu süreçte olabildiğinde geniş iç çamaşırı tercih edilmelidir. Bikini bölgesine, ütü ile ısıtılmış havlu veya benzeri bir pamuk içerikli kumaş konulmalı ve bu gün içerisinde 7-10 kez tekrarlanmalıdır. Yine tedavi süresince tuvalet sonrasında ılık suyla temizlenmelidir. Eğer kişilerde dayanılmaz bir kaşıntı meydana gelirse, banyoda duş fıskiyesi ile dayanılabildiği kadar sıcak su ile duş aldırılmalıdır. Tedavi sürecine destek verecek bir diğer yöntem batik onla kaşıntı olan bölgeyi gazlı bez ile silmektir. İlaç kullanamayan hamileler için öneri, saf ve katkısız gül suyu ile silmeleri ve sıcak suyla duş aldırmalarıdır. Bu süreçte asitli içecekler ve acılı yiyeceklerden uzak durmak tedaviye destek verecektir. Eğer bu sorun esnasında kaşınma sonucu söz konusu bölgede yaralar açılmış ve bu yaralar idrar yapma sonrasında yanmaya maruz kalıyorsa, kişiler katkısız zeytinyağı ile yaralı bölgeye pansuman yapabilirler. Böylece zeytinyağı yara üzerinde ince bir kaygan katman meydana getirir ve idrar yara üzerinde beklemeden akar gider. Yine bu yöntemi hamilelerde kullanabilirler.   
    Geçmiş olsun

    ]]>
    Ağız Kokusuna Çözüm https://www.agiz.gen.tr/agiz-kokusuna-cozum.html Sun, 18 Nov 2018 08:00:15 +0000 Ağız kokusuna çözüm, ağız kokusu ağızda hoş olmayan kişinin kendisi ile çevresini ciddi anlamda rahatsız eden bir sorundur. Sigara, aşırı baharatlı yiyecekler, ağız kuruluğu, ağız içinde enfeksiyon, diş ç Ağız kokusuna çözüm, ağız kokusu ağızda hoş olmayan kişinin kendisi ile çevresini ciddi anlamda rahatsız eden bir sorundur. Sigara, aşırı baharatlı yiyecekler, ağız kuruluğu, ağız içinde enfeksiyon, diş çürükleri, ağız hijyeninin yeteri kadar yapılmaması, bazı sağlık sorunları, kullanılan ilaçlar ve daha birçok faktör ağız kokusuna yol açabilir. Ağız kokusu dilde beyazlık, ağız kuruluğu ve ağızda hoş olmayan tat ve koku gibi belirtiler ile kendini gösterebilir.

    Ağız kokusuna çözüm getirebilmek için sigarayı bırakmak, ağız hijyenini sağlamak, kötü beslenme alışkanlıklarından kurtulmak ve gargara yapmak gibi önlemler alınabilir. Dişlerin düzenli fırçalanması, gargara sularını kullanılması ve ağız kokusuna yol açabilecek gıdaların tüketilmemesi ile ağız kokusuna çözüm getirilebilir. Ağız kokusu bazen kronik olabileceği gibi geçici bir sorun olarak da ortaya çıkabilir. Ağız kokusuna karşı her önlemin alınmasına rağmen kokuya bir çözüm getirilemiyorsa ağız kokusu bazı hastalıklar nedeniyle oluşmuş olabilir. Dolayısı ile uzman bir doktora başvurmak ve ağız kokusunun neden kaynaklandığını araştırma gerekir. Kokunun nedeni tespit edilerek nedene yönelik tedavi başlatılır ve ağız kokusuna çözüm getirilebilir.

    Ağız Kokusuna Çözüm

    Su Tüketiminin Arttırılması: Yeteri kadar su içmemek ağızda kuruluğa yol açarak kokuya neden olabilir. Yetersiz su tüketimi ağız içinde bulunan bakterilerin temizlenmesine engel olur ve ağız içindeki bakteriler her geçen gün çoğalır. Dolayısı ile ağız kokusu yaşanabilir. Bu nedenle ağız kokusuna çözüm getirebilmek için su tüketimine özen gösterilmelidir.

    Çinko Eksikliği: Çinko ağırlıklı beslenmek ağız kokusunu engelleyebilir. Vücutta yaşanan çinko eksikliği ağız içinde mikropların oluşumuna yol açar. Çinko eksikliğini gidermek için kakao, kabak, kabak çekirdeği tüketilebilir. Bu sayede ağız kokusu çinko eksikliğinden kaynaklanıyorsa önlenmiş olur.

    Probiyotikler: Bağırsak problemleri ağız kokusuna neden olan faktörler arasında yer alır. Bağırsak problemleri nedeniyle ortaya çıkan ağız kokusu probiyotiklerin düzenli tüketimi ile ortadan kaybolabilir. Yoğurt, kefir, lahana turşusu ağız kokusunu giderebilir.

    Ağız Kokusuna Çözüm

    Sebze Ve Meyve Tüketimi: Neredeyse tüm meyve ve sebzeler sağlık açısından faydalıdır. Her sebze ve meyvenin farklı faydaları vardır. Ancak direkt olarak ağıza temas ettikleri için ağız hijyeni ve sağlığı açısından oldukça faydalıdırlar. Ağız içinde oluşan zararlı bakterileri yok ederek ağız kokusunu önlerler.

    Isırgan Otu Çayı: Ağız içinde oluşan kötü koku vücutta biriken maya, metaller ve farklı toksinler nedeniyle ortaya çıkan bir sorun olabilir. Ağız kokusu sağlıklı bir diyet programı ile kontrol altına alınabilir. Isırgan otu ya da ısırgan otu çayı ağız kokusunu önlemek için kullanılabilir. Vücutta biriken toksinleri atmak için kullanılabilecek ideal bitkilerden biri ısırgan otudur. Gün içinde 1-2 fincan ısırgan otu çayı ağız kokusu için içilebilir.

    Çaylar: Siyah çay ve yeşil çay ağız kokusunu gidermek için kullanılabilir. Siyah çay antioksidan bakımından oldukça zengin bir içeriğe sahiptir. Bu özelliği ile dişlerde plak oluşumunu engeller ve dolayısı ile ağız kokusuna karşı iyi gelir. Yeşil çay tıpkı siyah çay gibi ağızda oluşan kötü kokuyu giderici etkiye sahiptir.

    Ağız Kokusunu Gideren Bitkiler

    • Maydanoz
    • Karanfil
    • Rezene
    • Adaçayı
    • Meyan kökü
    • Ekinezya
    • Dereotu
    • Elma
    • Traçın
    • Aloe Vera
    • Kereviz
    • Havuç
    • Nane
    • Limon olarak sıralanabilir.

    Ağız Kokusu Nedenleri

    • Tütün ve tütün ürünleri
    • Tüketilen bazı gıdalar
    • Yetersiz diş temizliği
    • Sağlık sorunları
    • Ağız içi enfeksiyonları
    • Protez kullanımı
    • ]]> Rahim Ağzı Siğilleri https://www.agiz.gen.tr/rahim-agzi-sigilleri.html Mon, 19 Nov 2018 00:41:13 +0000 Rahim ağzı siğilleri, bu hastalık cinsel ilişki sırasında kadınlara bulaşan çok ciddi olan bir hastalık olmaktadır. Zaman içerisinde kadınların hayatlarını olumsuz olarak etkileyen, birçok hastanın siğilleri zamanla kansere Rahim ağzı siğilleri, bu hastalık cinsel ilişki sırasında kadınlara bulaşan çok ciddi olan bir hastalık olmaktadır. Zaman içerisinde kadınların hayatlarını olumsuz olarak etkileyen, birçok hastanın siğilleri zamanla kansere dönüşen hastalıkların başında gelmektedir. Son yıllarda ülkemizde her dört kadından birinde bulunmaktadır. Bu siğiller sadece kadınlarda bulunmaz. Sıklıkla erkeklerin cinsel organında da bulunduğu bilinmektedir. Human popilloma adı verilen virüs bulaşan kadının rahim içerisinde ya da vajina bölgesinde karnabahar görünümlü yaraların oluşmasına neden olmaktadır. Genellikle toplu halde olurlar. Bazı hastalarda tek tek olduğu da gözlemlenmiştir. Büyüklüğü toplu iğne kadar olabilecekken, zaman içerisinde büyüyüp 4 santime kadar ulaştığı gözlemlenmiştir. Human popilloma virüsu bir defa vücut içerisinde kendisine yer ettiğinde, zaman zaman geçtiği gözlemlense bile asla iyileşmeyecek ve tedavisi olmayan bir hastalık olmaktadır. Bu siğillerin 200'den fazla türü olduğu bilinmektedir. Siğillerin türlerine göre değişir, fakat 20 türü çok zararlı olup, kadınlarda üreme sistemine zarar vermektedir. Bulunan 5 siğil türü rahim ağzında olan hücrelerin zaman içerisinde değişikliğe uğramasına neden olmaktadır. Rahim ağzı kanseri hastalığına yakalanan kadınların gerekli inceleme yapıldığında bu siğillerin neden olduğu anlaşılmaktadır.

      Rahim ağzı siğili nasıl bulaşır

      Siğiller cinsel ilişki esnasında korunmayan kadınlarda sıklıkla bulaşan bir hastalık olmaktadır. Genital bölgeye herhangi bir cinsel temas esnasında kolayca bulaşabilir. Bu siğillerin türüne göre kuluçka süresinde değişiklik olmaktadır. Bazı siğiller herhangi bir belirtisi olmadan kadınların vücudunda bulunabilir. Bazıları birkaç yıl, bazıları bir ay içerisinde belirti verecektir. Virüs cinsel yol dışında bulaşmaz. Siğili olan bir insanla tam bir cinsel ilişkiye girilmese bile, temas olması durumunda bulaşacaktır. En çok cinsel ilişki yaşayan 18-25 yaşındaki kadınlarda sıklıkla görülmektedir. Çok eşli insanlarda ve cinsel ilişki sırasında korunmayan kadınlarda daha sık görüldüğü gözlemlenmiştir.
      Rahim Ağzı Siğilleri
      Rahim ağzı siğillerinin belirtileri nelerdir

      Her siğil belirti vermez. Rahim ağzı siğilleri bulaştığında, savunma sistemi devreye girip etkisiz hale getirilmektedir. Bu virüslerin değişik türleri olacağından, bazı virüs türleri hiç bir belirti vermeden vücut içerisinde durur. Virüsü taşıyan hastanın herhangi bir şikayeti olmadığından bilinmeyecektir. Belirti olmadığından girdiği cinsel ilişki sonucunda hastalığın yayılma olasılığı olduğundan cinsel ilişkiye korunmasız girdiği her insana hastalığı bulaştıracaktır. Çoğu türünde kuluçka süresinden sonra oluşan çok küçük siğiller oluşur. Kadınların çıplak gözle vajinalarına baktıklarında çok küçük beyazımsı bir rengi olan, yumuşak görünümü karnabahara benzemektedir. İlk çıktığında kabarık olurlar. Tek olacağı gibi aynı bölgede birden fazla olduğu da görülmektedir. Zaman içerisinde kabarıklık gider ve cilt ile aynı hizada bulunur. Hastanın oral ilişki yaşamasından sonra, ağız içinde veya ağız çevresinde sıklıkla çıkacaktır. Kaşıntı ve yanma gibi belirtileri bulunmaktadır. Siğiller tedavi olunmadığında, hızla büyüyüp hızla bulunduğu bölgeye yayılacaktır. Tedavisi tamamen yok etmez. Sadece yayılmasını ve büyümesini engellemektedir. Herhangi bir rahim ağzı hastalığı bulunuyorsa, daha sıklıkla hastalığın yayılması hızlanacaktır. Genellikle iç kısma doğru yayıldığı gözlemlenmiştir. Kadınlar arasında sıklıkla görülen kanser türleri arasında rahim ağzı kanseri 2. sırada yer almaktadır. Rahim ağzı kanserinin oluşmasında en büyük neden bu siğiller olmaktadır.

      Kadınların aktif cinsel hayatları olması durumunda her altı ayda bir kadın doktoruna gitmeleri gerekmektedir. Senede bir defa smear adı verilen rahim ağzında oluşabilecek olan bütün hastalıkları anlayan testten geçmeleri gerekmektedir. Bu siğillere neden olan virüs kana bulaşmaz. Kan t]]>
      Ağız Tadı Bozukluğu https://www.agiz.gen.tr/agiz-tadi-bozuklugu.html Mon, 19 Nov 2018 06:07:54 +0000 Ağzı tadı bozukluğu, insanların yedikleri yiyeceklerin tadını tam olarak alamama ya da daha önceden yediği bir yiyeceğin tadının bozulduğunu hissetmelerine neden olan bir rahatsızlık olmaktadır. Birçok nedeni bulunmaktadır. S Ağzı tadı bozukluğu, insanların yedikleri yiyeceklerin tadını tam olarak alamama ya da daha önceden yediği bir yiyeceğin tadının bozulduğunu hissetmelerine neden olan bir rahatsızlık olmaktadır. Birçok nedeni bulunmaktadır. Sıklıkla sigara içen insanlarda, aşırı alkol tüketenlerde, madde bağımlılarında, sürekli olarak ilaç kullanmak zorunda olanlarda, genellikle hamile kadınlarda vücuttaki demir oranının yükseleceğinden yiyeceklerin tadını alamazlar. Koku alma ve tat alma gibi duyular birbirleri ile bağlantılı olmaktadır. Eğer insanlar koku almakta güçlük çekiyorlarsa, yiyecekleri gıdaların tadının bozulduğunu hissedebilirler. Eğer hastanın birden fazla yiyecekte, yediklerinin tadını alamıyorsa bir sorun olacağından tedavi olması ve nedenini bulmak gerekmektedir.

      Tat alma duyusunun zayıflamasının nedenleri
      • Uzun yıllar boyunca sigara kullanımı
      • Geçirilen bir kaza
      • Travma
      • Sürekli olarak ilaç kullanımı
      • Ağız hijyeni eksikliği
      • Madde ve alkol kullanımı
      • Solunum yolu hastalıkları
      • Kemoterapi ve radyoterapi görülmesi
      • Baş bölgesinde oluşan yaralanmalar
      • Kulak burun boğaz hastalıkları
      • Bazı hastalıkların belirtisi de olmaktadır

      Kişilerin kullandığı antidepresan ya da kronik bir rahatsızlıktan ötürü alması gerekli olan ilaçlar, kısa süreli kullanacağı antibiyotiklerde tat değişiminde çok büyük etken olmaktadır. Kişinin doktor tarafından verdiği ve kullanmış olduğu ilaçlara bağlı olarak tat değişikliği geçici olmaktadır. İlaçlar bırakıldığında kısa bir süre sonra tekrar eski tat almaya başlarlar.

      Tat alma bozukluğunun türleri:

      Ageusia: Hastalığın belli bir nedeni olmadan ağızda tat alma bozuklukları olur. Sigara içmeyen, ilaç kullanmayan ya da tat alma bozukluğu yaşamasına neden olacak olan herhangi bir sorun olmadan olan rahatsızlıktır. Kişinin en sevdiği yiyecek olsa bile hiç bir tat almaz. Ne içtiklerinden ne de yediklerinden tat almamaya başlar. Bir anda oluşan bir hastalıktır.

      Hypogeusia: Sigara ya da ilaç kullanımı sonucunda oluşabilecek bir durumdur. Hastanın tat alma duyusu çok zayıflayacaktır. Yediği bir yiyeceğin ya da içeceğin eskisi gibi tadını tam olarak alamayacaktır. İnsanların tatlı, acı ve ekşi tatları asla alamazlar.

      Ağız Tadı Bozukluğu

      Dysgeusia: Bu rahatsızlıkta kişinin tat almasında değişiklikler olacaktır. Tuzlu yediklerinden şekerli ya da şekerli yediklerinden acı hissedebilmesi gibi durumlar olacaktır. Ya da yediklerinde metal bir tat kalacaktır. Ağızda bir anda kaşıntı ve yanma gibi hisler oluşabilir. Herhangi bir yiyecek yemeden ya da içecek içmeden de ağız içerisi boşken tat oluşabilecektir. 

      Tat alma bozukluğunun tedavisi:

      İnsanlarda tat alma bozukluğu ortaya çıktığında, Kulak Burun Boğaz doktoruna giderek muayene olması gerekmektedir. Doktor tarafından yapılacak olan testler sonucunda hastalığın ismi konulur ve tedavisi için uygun yol belirlenir. Doktor bu duruma neden olan durumu bilmesi halinde daha kolay tedavi edecektir. Genellikle geçici olmaktadır. Tat alma duyusunun kaybı çok ciddiye alınması gereken hastalıkların başında gelmektedir. Bazen hastanın Alzheimer hastalığı ya da karaciğer hastalıklarının belirtisi olabilir. Eğer yaşadığınız şehirde hava kirliliği varsa ya da sürekli olarak şiddetli kokuya maruz kalıyorsanız tat alma duygunuzda sorunlar olabilecektir.

      ]]>
      Hamilelikte Ağız Kokusu https://www.agiz.gen.tr/hamilelikte-agiz-kokusu.html Tue, 20 Nov 2018 03:59:42 +0000 Hamilelikte ağız kokusu konusunda, gebelik döneminde artan östrojen ve progesteron seviyelerine bağlı olarak gebe kişinin vücudunda meydana getirdiği değişiklikler gibi diş etlerinde de büyük değişimler meydana gelebilmek Hamilelikte ağız kokusu konusunda, gebelik döneminde artan östrojen ve progesteron seviyelerine bağlı olarak gebe kişinin vücudunda meydana getirdiği değişiklikler gibi diş etlerinde de büyük değişimler meydana gelebilmektedir. Gebelikteki dokuların mikroorganizmalara karşı cevabı daha fazla olmaktadır. Bu nedenle diş eti kanamaları arttığı gibi bebeğin anne karnında gelişerek organlarının oluşmasıyla annenin ağız yapısında kokular da meydana gelmektedir. 

      Hamile kalmak isteyen ve hamile olan kişilerin özellikle ağız diş sağlıklarına gebeliğin ilk 3 aylık döneminde daha da dikkat etmeleri gerekmektedir. Çünkü bu dönemde bebeğin organ gelişimi olduğundan diş taşı temizliği istenmeyen sonuçlar doğurabilmektedir.  Hamilelik döneminde özellikle hormon seviyelerinde değişim olduğundan diş ve diş etlerinde hassasiyet artmaktadır. Bu sebeple uygulanan ilaç tedavisi özellikle diş taşı temizliği ve kullanılması gereken kimyasal ilaçlar yüzünden gebelik döneminden önce diş tedavisi yapılmalı gebelik döneminde sadece kontrollere gidilmelidir.

      Hamilelik gingivitisi genellikle hamileliğin ikinci ayında başlayarak sekizinci ayında en üst seviyelere çıkmaktadır ve bu durum doğumdan sonra kendiliğinden geçerek iyileşme göstermektedir. Ancak yine de hamilelik döneminde yenilen yiyecekler özellikle gece atıştırmaları ve aşerme durumlarının giderilmesi için vakitsiz yemek yenmesi dişlerin fırçalanmaması ve sürekli yiyecek tüketimi sonucunda ağızda koku meydana getirebilmektedir. Bu durumun en aza indirgenmesi için karbonatla gargara yapılarak ağız kokusunun oluşumu engellenebilmektedir. 

      Hamilelikte Ağız Kokusu

      Özellikle yanlış bilinen bir gerçeğe değinmek gerekirse, her çocuk doğurma olayında hamile kadının bir diş kaybedeceği inancı oluşmaktadır. Bu oldukça yanlış hurafe yönünde bir inanış şeklidir. Zira anne karnında gelişen çocuk hamile kadının dişindeki kalsiyumu alması söz konusu değildir. Ağız kokusuna sebep olan etkenlerden biri de hamileyken az sıvı tüketimi dolayısıyla ağız yapısında oluşan kurulukta buna mahal vermektedir. Ağız iç çevresinde oluşan bakteriler de hamilelikte ağız kokusunun oldukça yaygın olmasına neden olmaktadır. Bu nedenle bakterilerin giderilmesi ve ağız sağlığının etken biçimde olması için eğer hamileyken diş macunlarını mideniz kaldırmıyorsa yemeklerden sonra ağzınızı çalkalamanız gerekmektedir.

      Hamilelikte oluşan kötü kokuların engellenmesinde ağız sıvısının kurumaması en önemli etkenlerdendir. Stres anında hızlı kalp atışı ve gerginlik gibi durumlar da ağız kuruluğuna yol açarak koku oluşmasına neden olmaktadır. Bu yüzden stres anında bilinçli gevşeme yöntemi uygulamanız gerekmektedir. Huzurlu ortamlar düşleyerek sık ve derin nefes alarak kendi kendinizi gevşetmeniz ve sonucunda rahatlayarak ağız kuruluğunuzu engellemeniz mümkündür. Eğer bu gevşeme yöntemi yeterli gelmiyorsa şekersiz naneli sakız çiğneyerek de ağız kokusunu gidermeniz mümkündür.

      Hamilelik döneminde ağız bakterilerini doğal yöntemlerle gidermenin yöntemlerinden biri de yarı ılık yarı hidrojen peroksit karışımı ile ağzınızı çalkalamanız yeterli olacaktır. Tüm yöntemleri denediğiniz halde rahatsız edici ağız kokunuz devam ediyorsa mutlaka alanında uzman bir doktor tarafından muayene olmanız gerektiğini unutmayınız.

      ]]>
      Ağız Kokusu Nasıl Anlaşılır https://www.agiz.gen.tr/agiz-kokusu-nasil-anlasilir.html Wed, 21 Nov 2018 03:39:40 +0000 Ağız kokusu nasıl anlaşılır, doğuştan olan bir rahatsızlık değildir. Daha sonradan oluşan, insanların ağız hijyenine gerektiği kadar bakım yapmadığından ya da başka hastalıkların habercisi olacaktır. Yemek borusu ya da Ağız kokusu nasıl anlaşılır, doğuştan olan bir rahatsızlık değildir. Daha sonradan oluşan, insanların ağız hijyenine gerektiği kadar bakım yapmadığından ya da başka hastalıkların habercisi olacaktır. Yemek borusu ya da midede oluşan bazı hastalıkların şiddetli ağız kokusu olmasına neden olmaktadır. Ağız kokusu tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Ağız kokusu yaşayan bir insanın karşısında konuştuğu bir insanı rahatsız etmemek amacıyla konuşmaktan çekinecek ya da konuşurken ağzını eliyle kapatacaktır. Ağız kokusu olanların birçoğunda anksiyete yaşandığı gözlemlenmiştir. Ağız kokusu sabah uyanıldığında daha şiddetliyken, yemek yenildikten sonra, dişler fırçalanıp, ağız gargarası yapıldığında koku yok olacaktır. Bazı durumlarda bütün bakım uygulandığı halde bir türlü koku geçmez. Hastanın hem kendisini şiddetli rahatsız edecek koku, yakınlarının da rahatsız olmasına neden olacaktır. Ağız kokusu utanç verici bir durumdur. Ağız kokunuzdan şüpheleniyorsanız, bir yakınınıza sorup koku olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Eğer sormaya utanıyorsanız, ağız kokusunu anlayabilmeniz için özel olarak geliştirilmiş olan gaz kromatografları ve yine ağız kokusu için özel üretilen sülfitler sayesinde kendiniz yapacağınız test sonucunda kokunuz olup olmadığını anlamış olacaksınız. Plastik bir kaşığın arka kısmını dilin alt bölümünden, ön tarafa doğru bastırıp sürükleyin. Bunu üç kez art arda tekrarladığınızda ağzınızın kokup kokmadığını da kolayca anlamış olacaksınız.
      Ağız Kokusu Nasıl Anlaşılır
      Ağız kokusunu gidermek için yapılması gerekenler:

      Hastanın sigara ya da tütün kullanmaması gerekmektedir. Kötü kokulu olan yiyeceklerden uzak durması ve ağız hijyenine çok iyi bakması gerekiyor. Yemeklerden sonra dişlerin arasında kalan parçaların çıkarılması gerekmektedir. Bu yemek parçalarının çok şiddetli kokuya neden olacaktır. Mide hastalıkları da ağız kokusunun olmasına neden olmaktadır. Bademcik iltihaplarının olması da ağız kokusuna neden olacaktır. Ağız kokusundan kurtulmak istiyorsanız, neden olduğunu öğrenmeniz gerekmektedir. Eğer soluğunuzda kötü bir koku hissediyorsanız akciğerlerinizden kaynaklı olacağını da bilmelisiniz.]]>
      Gece Ağızdan Su Gelmesi https://www.agiz.gen.tr/gece-agizdan-su-gelmesi.html Wed, 21 Nov 2018 17:48:04 +0000 Gece Ağızdan Su Gelmesi, Genellikle birçok kişinin şikayet ettiği ve rahatsızlık duyduğu bir olaydır. Gece yatarken uyku sırasında ağızdan su gelmesi veya ağız akması insanların rahatsızlık duymalarına sebebiyet vermektedi Gece Ağızdan Su Gelmesi, Genellikle birçok kişinin şikayet ettiği ve rahatsızlık duyduğu bir olaydır. Gece yatarken uyku sırasında ağızdan su gelmesi veya ağız akması insanların rahatsızlık duymalarına sebebiyet vermektedir. Çocuk yaşlardan ileri yaştaki yetişkin bireylere kadar görülebilen ağız akmasının birden çok sebebi bulunmaktadır. Gece yatarken uyku esnasında rahat nefes alınamazsa yada burun tıkalı halde duruyorsa ağız açık kalır ve nefes ağız yoluyla alınmaya başlanır. Açık kalan ağız ise buradan dışarı ağız akıntısının ve salyasının akmasına neden olur. Bireylerin ağzının açık bir şekilde uyumaları sadece salya akıntısı için değil, gece boyunca ağza bakteri girişi olabileceği için enfeksiyonlarında oluşmasına neden olabilir. Burun tıkanıklığı gece ağızdan su gelmesine dolaylı yoldan etki eden bir faktördür. Burun tıkanıklığı yaşayan insanlar yada nezle ve grip rahatsızlıklarında burnu tıkanan insanların hemen hepsinde ağız akıntısı oluşmaktadır. Bunun nedeni ağızdan uyurken nefes almaya çalışmaktır. Ağız akmalarının birden çok sebebi bulunmaktadır. Rahatsızlık duyan kişinin bu sebeplerden hangisinin kesin olduğunu öğrenmesi için kulak-burun-boğaz doktoruna başvurması gerekmektedir. 

      Gece Ağızdan Su Gelmesi
      Gece Ağız Suyunun Akmasının Nedenleri :
      • Bağırsak parazitlerinden olan kıl kurdu bu konuda ki en büyük sebeplerdendir. Bu gibi durumlarda bir hekime başvurulup inceleme başlatılmalıdır.Bağırsak paraziti olan kıl kurdu gibi parazitler konusunda ne kadar erken davranılırsa o kadar iyi olabilir.
      • Mide de ve yemek borusunda oluşan bazı problemlerde ağızdan geceleri su gelmesine neden olabilmektedirler.
      • Parazitler bu rahatsızlık verici durumun baş nedenlerinden olabilmektedir. Genel anlamda bağırsakta bulunan parazitlerden olduğu söylense de bu gibi durumlarda bir KBB hekimine veya dahiliye doktoruna danışmakta fayda vardır.
      • Nefes almaya engel olan burun eti, geniz eti gibi solunum yolu rahatsızlıkları ağızdan su gelmesine büyük çoğunlukla neden olur.
      • Grip, nezle ve solunum yolları enfeksiyonları sırasında burun tıkanıklığı yaşamakta ağızdan su gelmesine neden olmaktadır.
      ]]>
      Rahim Ağzı Yetmezliği https://www.agiz.gen.tr/rahim-agzi-yetmezligi.html Thu, 22 Nov 2018 13:35:29 +0000 Rahim ağzı yetmezliği, hamile kalan kadınlarda sıklıkla görülmektedir. Rahim organı vajinada bulunan ve en alt kısımda bulunan bölgedir. Hamile olmayan kadınlarda bu kısım açıkken, hamileliğin ilerleyen günlerinde rahim kapa Rahim ağzı yetmezliği, hamile kalan kadınlarda sıklıkla görülmektedir. Rahim organı vajinada bulunan ve en alt kısımda bulunan bölgedir. Hamile olmayan kadınlarda bu kısım açıkken, hamileliğin ilerleyen günlerinde rahim kapalı kalması gerekmektedir. Doğum başlayıp, sancılar gelene kadar hamilelik süresinde kapalı kalan rahim açılacaktır. Bazı durumlarda rahim ağzı kapalı kaldığında bebek büyüyeceğinden, ağırlığı kaldıramayacağından rahim ağzı kapalı kalmayacaktır. Doğum süresi başlamadan, sancılar artmadan açılan rahim ağzı olacaktır. Bu durum da rahim ağzı yetmezliğine neden olacaktır. Yapılan araştırmalara göre her hamile kalan 100 kadından 12'sinde rahim ağzı yetmezliği görülmektedir. Bu durumun oluşmasının birçok nedeni olmaktadır. Çok zor olan doğumlar, sık sık yapılan doğumlar, 12 haftadan önce yapılan düşükler ya da kürtajlar nedeniyle olabilmektedir. Hamile kalmak isteyen anne adayı mutlaka kontrolden geçmesi gerekmektedir. Herhangi bir rahim ağzı yetmezliği riski olan kadınların tedavi edilmesi gerekmektedir.

      Rahim ağzı yetmezliği yaşayanların karşılaşacağı problemler:

      Birçok nedenden kaynaklı olarak rahim ağzı yetmezliği oluşacaktır. Anne karnında bulunan bebek bir su kesesi içerisinde durmaktadır. Su kesesi erken patlaması sonucunda oluşabilmektedir. Hamile kalan bir kadın normal olarak 37 hafta ya da 40 hafta içerisinde doğum olması beklenir. Normal doğum sırasında, ilk önce bebeğin bulunduğu su kesesi yırtılarak rahimden su akar. Ardından rahmin açılması beklenir. 36 hafta öncesinde olan doğumlar erken yapılan doğumlardır. Her yüz kadından on ikisinde görülmektedir. Rahim ağzı yetmezliği yaşayan kadınların hamilelikten bir süre sonra su kesesi yırtılarak su boşalacaktır. Rahmin kapalı olması gerekirken, rahim açılacağından düşük olacaktır. Rahim ağzı yetmezliğinin belirtileri, kokulu bir akıntı, sıklıkla karın ağrısı, şiddetli kasık ağrısı, yüksek ateş, sırt ağrısı, cinsel ilişkiye girildiğinde şiddetli bir ağrı olacaktır.

      Rahim ağzı yetmezliği tanısı nasıl konulur

      Gebe kadının şikayetleri üzerine gideceği kadın doğum doktorunun, yapacağı muayene ve ultrason incelemesinde ortaya çıkacaktır. Rahim ağzının uzunluğu çok etkili olacaktır. Rahim ağzı yetmezliği gebeliğin ikinci döneminde sıklıkla görülmektedir. Eğer hasta daha önceden gebe kalarak hamileliğinin ikinci döneminde bebeğini kaybetmesi durumunda kadının öyküsünü kadın doğum doktoruna anlatması gerekmektedir. Bu sorunu olan annenin mutlaka doktor kontrolünde olması gerekmektedir. Doktorun ön gördüğü tarihlerde muayene olmalı ve ultrason çektirmesi gerekmektedir.

      Rahim ağzı yetmezliğini önleyebilmek için yapılması gerekenler:

      Hastanın hareket etmemesi, yukarı doğru uzanmaması ve ağır kaldırmaması gerekmektedir. Eğer ikiden fazla gebe kalarak hamileliğinin ikinci döneminde bebeği düşüren anne adayları için geliştirilen serklaj tedavisi yapılacaktır. Bu sayede gebelik boyunca rahim ağzının kapalı kalmasını sağlayacaktır. Bu uygulama hamile kadına 12. haftada yapılması gerekmektedir. Rahim ağzı yetmezliği olan kadınların %90'ında başarılı olmuştur. Fakat bu işlem hastaya genel anestezi verilerek yapılacağından çok tercih edilen bir yöntem değildir. Eğer hastaya serklaj takıldıktan sonra şiddetli ağrısı, yüksek ateşi ve kanaması oluyorsa vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerekmektedir.
      ]]>
      Oruçluyken Ağız Kokusu https://www.agiz.gen.tr/orucluyken-agiz-kokusu.html Fri, 23 Nov 2018 09:30:24 +0000 Oruçluyken ağız kokusu, her insanın başına gelebilen bir durumdur. Ramazan ayının her gününde gün boyunca sürdürülen açlık ve sıvı şeylerin tüketiminin olmamasının sonucunda ağız kokusu meydana gelmektedir. Bazı Oruçluyken ağız kokusu, her insanın başına gelebilen bir durumdur. Ramazan ayının her gününde gün boyunca sürdürülen açlık ve sıvı şeylerin tüketiminin olmamasının sonucunda ağız kokusu meydana gelmektedir. Bazı profesörlerin bu duruma karşın sunacağı en başlıca çözüm, orucu bozmamak şartıyla sıvıyı yutmadan dikkatlice dişleri temizlemektir. Ramazan ayın da oruç tutarken diş fırçalamak en başlıca çözüm olarak görülmektedir. Bunun yanı sıra gün içerisinde oruçluyken macun kullanmadan diş fırçası ile dişlerinizi fırçalama yaparak ağzını çalkalayabilmeniz mümkündür.

      Oruçluyken ağız kokusu, oruç tutan kişiyi rahatsız ettiği gibi çevresindeki kişileri de rahatsız etmektedir. Ağız kokusu, bireylerin sabah kalktıkları zaman sindirim kanallarında birikmiş olan gaz veya dil arkasında üremiş olan bakterilerden kaynaklanmaktadır. Yapılan araştırmalar neticesinde oruçluyken ağız kokusunun yüzde 87’si dil ve diş eti iltihabından meydana geldiği belirtilmektedir. Bu tür olaylar doktorların küçük muayeneleri sonucunda kolaylıkla anlaşılabilmektedir. Oruçluyken ağız kokusu, sadece açlık nedeniyle kaynaklanmış olmayabilir. Bu akciğer enfeksiyonları, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği veya metabolizmadaki bozuklukların bir haberciside olabilir. Bu tür olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kalmamak için sık sık doktorunuza başvurunuz.

      Oruçluyken Ağız Kokusu

      Oruçluyken ağız kokusunu, minimize etmek için tükürüğü nötr yapacak gıdalar tüketilmesi gerekmemektedir.. Bu tip gıdaların başında herkesin bildiği gibi su gelmektedir. Ramazan ayında bol bol su tüketilmesi ağız kokusunu azaltacaktır. İftar ile sahur vakitleri arasında çok fazla olacak şekilde çay ve kahve gibi sıvılar tüketilmemesi gerekir. Bu tip sıvıların yerine tükürük maddesinin akışkan hale getiren suyu sizlere tüketmeniz önerilmektedir.. Sahur zamanı yenilen yemeklerin sonrasında ezan vakti gelene kadar ağızda az miktarda taze nane veya karanfil bulundurulabilir.  Böylece ağız kokusu en aza indirgenir.  Ayrıca sahurda yediğiniz uygun yemeklerin içerisine tarçın ilave ederek ağız kokusunu azaltabilirsiniz. Bu yemeğin ardından diş aralarında kalan yemek kalıntılarından kurtulmak için diş ipi kullanmanız gerekmektedir.. Bu sayede yemek kalıntılarının ağızda koku yapmasının önüne geçmiş olabilirsiniz. Ağız kokusunu sona erdiren yiyeceklerin başında şunlar gelmektedir; limon, maydanoz, biberiye, elma, armut, havuç, turp, nane, tarçın ve yoğurt. Bu tür gıdalar tüketilerek ağız kokusunun önüne geçebilirsiniz.

      ]]>
      Rahim Ağzı Kanseri https://www.agiz.gen.tr/rahim-agzi-kanseri.html Fri, 23 Nov 2018 16:12:39 +0000 Rahim Ağzı Kanseri, Rahim ağzındaki normal hücrelerin, anormal halde bir şekil alıp, bilinçsiz bir şekilde artmasıyla oluşan bir tümördür. Rahim ağzı kanseri tıp dilinde serviks kanseri olarak adlandırılır. Rahim Ağzı Kanseri, Rahim ağzındaki normal hücrelerin, anormal halde bir şekil alıp, bilinçsiz bir şekilde artmasıyla oluşan bir tümördür. Rahim ağzı kanseri tıp dilinde serviks kanseri olarak adlandırılır.

      Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri

      Rahim ağzı kanserinin ilk dönemlerde pek bir belirtisi görülmemektedir. Düzenli adet kanamalarının yanı sıra vajinadan normal olmayan, farklı renkte kanlı akıntı rahim ağzı kanseri belirtisi olabilir. Cinsel ilişki sonrası sık sık kanama olması rahim ağzı kanseri belirtilerinden olabilir. Ayrı cinsel ilişki sonrası rahimde sürekli şiddetli ağrı olması rahim ağrısı kanserine belirtileri olabilir. Farkında olmadan rahim ağzı kanseri ilerledikçe anormal bir şekilde adet sonrası kasık ağrısı olabilir. Belli bir yaştan sonra menopoz giren bayanlar da kanamalar ve ilişki sonrası ağrı, kokulu akıntı artışı ve şiddetli kasık ağrıları rahim ağzı kanserinin belirtileri olabilir. Bu belirtileri beklemeden düzenli olarak kadın doğum uzmanına kontrollerinizi yaptırın 

      Rahim Ağzı Kanseri Nasıl Yayılır

      Rahim ağzı kanseri, rahime yerleştikten belli bir zaman süre derilere doğru uzanarak komşu ve doku ve organlara serpebilir. Rahim ağzının çevresi geniş bir kan ve lenf damarlarını oluşturan ağlar vardır. Böbreklerde idrar torbasına yayılan idrar yolları da rahim ağzına çok yakından geçer. Rahim kanserinin ilerlemiş olgu döneminde bu dokular hastalığın ilerlemesi ile büyük ölçüde etkilenerek tıkanmalar meydana gelir ve bu yüzden böbreklerde anormal genişlemeler ve idrar kanallarında şişme ve genişlemeler meydana gelir ve idrar kanallarında şişme ve genişlemeler ortaya çıkar. Bu nedenle lenf damarlarının tutulumu ile kanser hücreleri rahmin başka uzak bölgelere de yayılabilmekte.

      Rahim Ağzı Kanseri
      Rahim Ağzı Kanserinin Teşhisi ve Tedavisi

      Rahim ağzı kanserinde erken teşhis tanısı konması erken olma şansı vardır. Cinsel hayatı aktif olana bir bayanın düzenli olarak kadın doğum kliniğine başvurması ve bütün kontrollerini yaptırması gereklidir. Muayene sırasında hastalarda PAPSMEAR testi yapılmakta ve sonuçlar normal değil ya da şüpheli ise kolkoskopi adı verilen bir mikroskopik büyüteçle rahim ağzı muayenesi yapılır ve muayene sonrası biyopsi alınmasına gerek duyulabilir. Eğer biyopsi sonucu kanser öncüsü bir değişiklik görülürse leep adı verilen bir yöntemle bu doku alınabilir. Başka bir işlem olarak da hastaya kriyoterpi veya lazer tedavisi uygulanarak rahim ağzı kanseri önlenebilir.
      ]]>
      Rahim Ağzı Kanseri Aşısı https://www.agiz.gen.tr/rahim-agzi-kanseri-asisi.html Fri, 23 Nov 2018 22:32:31 +0000 Rahim Ağzı Kanseri Aşısı, Rahim ağzı kanseri, rahim ağzında bulunan hücrelerin normalin dışında üreyip çoğalmasıyla ortaya çıkan ve erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde her türlü kanser hastalığı gi Rahim Ağzı Kanseri Aşısı, Rahim ağzı kanseri, rahim ağzında bulunan hücrelerin normalin dışında üreyip çoğalmasıyla ortaya çıkan ve erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde her türlü kanser hastalığı gibi kişinin hayatını tehdit eden bir hastalıktır. Rahim ağzı kanseri olan kadınların bir çoğu, tedavi aşamasından sonra iyileşerek kanseri yenseler bile rahimlerini aldırmak zorunda kaldıkları için doğurganlıklarını kaybetmektedirler. Bazıları rahimlerini aldırmadan tedavi olabilseler bile tekrar anne olamamaktadırlar. Dünya üzerinde yılda binlerce kadının ölmesine neden olan ve kadınlarda meme kanserinden sonra en çok rastlanan ikinci kanser türüdür. 

      Rahim ağzı kanseri erken teşhis edilebildiği takdirde yüzde doksanların üzerinde bir oranda iyileşme sağlanmaktadır. Fakat erken teşhis edilmediği takdirde ise, hasta için zorlu ve uzun bir tedavi süreci başlayacak demektir. Bu tedaviler genelde kanserden tamamen kurtulmayı sağlayamamaktadır. Büyük bir oranda sadece hastanın ömrünü uzatmaktadır.

      Epidemiyolojik çalışmalar sonucu bilim adamları, rahim ağzı kanserinin, en büyük bir kısmının HPV (Human Papiloma Virüs) enfeksiyonundan kaynaklandığını saptamışlardır. HPV enfeksiyonu ile rahim ağzı kanserine sebep olma etkisi tıpkı Akciğer kanserine sigaranın etkisi gibidir. Yani birinci derece rahim ağzı kanseri olma sebebidir. Rahim ağzı kanserlerinin yüzde doksan yedilik bir oranında HPV enfeksiyonu tespit edilmiştir. 

      Rahim Ağzı Kanseri Aşısı
      Bilim adamları son yıllarda bu enfeksiyona karşı HPV aşısı geliştirmişlerdir. Rahim ağzı kanserinin yüzde yetmişe yakınında etkili olan bu aşı, Avrupa ve Amerika  pazarında lisans almıştır. Yalnız bu aşı sadece en fazla görülen virüs tiplerine karşı koruyucu olduğu için kadınların yinede her yıl Pap Smear test taramasını ihmal etmemeleri hayati bir öneme sahiptir.

      Rahim ağzı kanserinden korunmanın aşısından bile daha etkili yolu Pap smear test taramasını eksiksiz  ve aksatmadan yaptırmaktır. Bu testi düzenli bir şekilde kadınlar üzerinde uygulayabilen ülkelerde (serviks) Rahim ağzı kanseri görülme oranı yarı yarıya azalmıştır.

      Rahim Ağzı Kanserinin Belirtileri Nelerdir

      Rahim ağzı kanseri bazen çok sinsi ilerlemektedir. Hastaların bazılarında son evrelere kadar pek anlaşılmamaktadır. Hastalık aşamasında görülen bazı belirtileri şu şekildedir.
      • İki adet dönemi arasında düzensiz kanamalar görülebilir.
      • Kasıklarda ağrıya sebep olabilir.
      • Cinsel ilişki sırasında kanama ve yanma hissi duyulabilir.
      • Günlük vajinal akıntının normalden çok fazla boyutlara ulaşabilir.
      • Adet kanamalarının yoğunluğunun artması,
      Not: Bu saydığımız belirtilerin hepsi görülebileceği gibi birkaçı da görülebilir. Rahim ağzı kanserinde hepsi görülebilir diye bir kaide söz konusu değildir.
      ]]>
      Çocuklarda Ağız Kokusu https://www.agiz.gen.tr/cocuklarda-agiz-kokusu.html Sat, 24 Nov 2018 14:05:23 +0000 Çocuklarda Ağız Kokusu, Çocukluk çağında oldukça sık görülen şikayetler arasında yer alan ağız kokusu hafife alınmayacak bir konudur. Genellikle geniz ve diş çürüğü problemlerine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bunu Çocuklarda Ağız Kokusu, Çocukluk çağında oldukça sık görülen şikayetler arasında yer alan ağız kokusu hafife alınmayacak bir konudur. Genellikle geniz ve diş çürüğü problemlerine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun dışında çocuklarda yemek borusu ile mide arasındaki mesafenin kısa olması nedeniyle reflu sıklıkla görülmektedir. Bu durumda çocuklarda ağız kokusuna neden olmaktadır. 

      Çocuklarda Ağız Kokusunun Başlıca Nedenleri 

      Açlık: Çocukların metabolizması hızlı çalıştığı için yetişkinlere oranla daha sık beslenmeleri gerekir. Beslenme saatlerinin aralarının uzun tutulması halinde yetişkin kişilere göre ağız kokusu daha fazla görülür. 

      Ağız Bakımının Özensiz ve Yetersiz Olması: Ağız kokusu probleminin temelinde diş ve ağız bakımının yeterli ve özenli yapılmaması yatar. Diş etleri problemlerinin ve diş çürüklerinin sebebi ağız içinde kalan yemek artıklarının ürettiği bakteridir. Bu süreç hem diş kaybında hem de kötü ağız kokusunda başlıca nedendir.

      Burnun Tıkalı Olması: Ağızdan nefes alan çocuğun ağız kuruluğu problemiyle karşılaşmaması mümkün değildir. Dolayısıyla ağız kokusu kaçınılmaz bir sonuçtur. Tükürük salgısı ağız içi temizliğinde en doğal silahımızdır. Dolayısıyla ağızdan nefes alan çocuk alerji doktoru ve Kulak Burun Boğaz uzmanına gösterilerek ağızdan nefes almasının sebepleri araştırılarak tedavi sürecine girilmesi gerekir. 

      Sinüs Enfeksiyonları: Ağız kokusunun en çok görülen sebeplerinden biridir. Geniz akıntısı ve tekrarlayan akciğer enfeksiyonları ağız kokusuna davetiye çıkarır. 

      Ağız İçi Yaraları: Ağız içinde bulunan yaralar enfeksiyon sebebiyle kokuya yol açar. 

      Burun içinde yabancı madde: Çocuklar oyun amacıyla burunlarına zaman zaman yabancı cisimler sokar. Ailenin durumun farkına varmasında gecikme yaşanırsa iltihabın oluşmasına neden olur. Burundan yeşil akıntı ile kendini gösterir. Ağız kokusunun sebebi olarak kabul edilir. 

      Çocuklarda Ağız Kokusu
      Diş Çıkarma: Bebekler diş çıkarma sürecinde yaşanan diş eti problemleri ağız kokusuna neden olur. 

      Ülser veya Gastrit: Çocuklarda görülen bu tip rahatsızlıklar ağız kokusunun sebebidir. 

      Parazit: Çocuklarda sık görülen parazitler ağız kokusunun nedenleri arasında görülür. 

      Kronik Böbrek, Metabolizma ve Karaciğer Rahatsızlıkları: Amonyak ve üre artışı her yaşta ağız kokusunun başlıca nedenidir. 

      Ağız Kokusunu Engellemek için Yapılması Gerekenler

      Düzenli ve özenli ağız bakımı ile kokunun önüne geçilmesi mümkündür. Yeterli sıvı tüketimi ve eğer varsa sağlık sorunlarının zamanında tedavi edilmesi yine ağız kokusuna engel olacaktır. 
      ]]>
      Kedilerde Ağız Kokusu https://www.agiz.gen.tr/kedilerde-agiz-kokusu.html Sun, 25 Nov 2018 05:02:04 +0000 Kedilerde ağız kokusu, şikayetlerinde en önemli etken ağız boşluğundan kaynaklanan sorunlardır. Ağız boşluğundaki lezyonlar yerine ve oluşma nedenine göre çeşitlidir. Bunun dışında periodontal hastalıklar, di Kedilerde ağız kokusu, şikayetlerinde en önemli etken ağız boşluğundan kaynaklanan sorunlardır. Ağız boşluğundaki lezyonlar yerine ve oluşma nedenine göre çeşitlidir. Bunun dışında periodontal hastalıklar, diş çürükleri ve diş taşları da ağız konusu nedenidir. Diş taşlarının fazla olması ve diş etlerine baskı yapması, diş etini hasara uğratır. Bu bölgeler bakteri üremesine uygun bir ortamdır. Burada gıdaların etkisiyle enfeksiyonlar gelişebilir. Diş etleri hassaslaştığından, kanama etkisi yükselir ve gözle görünecek kadar belirgin hale gelir. Kedilerde hem güçlü bir ağız kokusu, hem de yeme güçlüğü, salya artışı gibi etkilere neden olur.

      Ağız kokusu diş çürüklerinden kaynaklanıyorsa, bu besin maddelerin etkisiyle artış gösterir. Çürükle oluşan kavitede birikim yapan gıdalar bakterilerle birlikte ağız kokusunu oluşturur. Diş taşları da aynı etkiyi gösterir. Ağız mukozasındaki lezyonlar ise, travmalar, kimyasal maddeler, paraziter, oto immün sistem hastalıkları, mantar ve bakteriyel enfeksiyonlara bağlı oluşabilir. Bunlarda kedilerde ağız kokusu nedeni olabilir. Kedilerin yalanmayı sevmesi nedeniyle dilleri yardımıyla mantar ve diğer etkenleri ağız boşluğuna taşıması yüzünden lezyonlar daha kolay oluşur.

      Kedilerde sık görülen enfeksiyöz rhinotracheitis sırasında sinüzitlerde ağız kokusu etkisi yapabilir. İrinli akıntının burunla dışarı akıtılması ve yutakla bağlantı sırasında bunun ağız kokusuna neden olması söz konusudur. Endokrin sistem hastalıkları ile bazı metabolik hastalıklarda ağız kokusu nedenidir.

      Kedilerde Ağız Kokusu

      Kedilerde ağız kokusu

      Yavru kedilerin genellikle altı haftalık oldukları dönemde süt dişleri çıkmaktadır. Kediler 4-6 aylık oldukları zaman süt dişlerini dökerek, yetişkin dişlerini çıkarırlar. Bazı kedilerde dişlerin dökülmesi sırasında diş etlerinde kızarıklık meydana gelir ve nefesleri kokar. Bu etkiler sekiz aylık oldukları dönemde geçmelidir. Halitosis adı verilen kötü kokulu ağız kokusunun yetişkin kedilerde oluşması diş hastalığı, virütik bir enfeksiyon, ağız içinde yangı ve metabolizma sorununun bir belirtisi olarak ortaya çıkabilir. Bu nedenle kediler yaşamları boyunca ağız ve diş muayenesinden geçirilmelidir.

      Kedilerde sistematik hastalıklara bağlı ağız kokusu

      Kedilerde halitosise sebep olan ve en fazla görülen metabolizma sorunu, böbreklerin hastalanmasıdır. Eğer böbrekler normal çalışmazsa, kanda bulunan atık maddeler dışarı atılamaz ve birikime neden olurlar. Diş etlerinde çok sayıda kan hücresi olduğundan ve yüzeye yakın olduğundan, ağızda fazla miktarda atık madde birikir. Bu durum kedilerde ağız kokusuna neden olur. Bu genellikle 10 yaşın üzerindeki kedilerde ortaya çıkar. Çünkü böbrek hastalıkları ileri yaşta daha fazla görülür. Ayrıca şeker hastalığı, solunum yolu ve sindirim sistemi hastalıkları da ağız kokusuna neden olabilir.

      ]]>
      Ağızdan Acı Su Gelmesi https://www.agiz.gen.tr/agizdan-aci-su-gelmesi.html Sun, 25 Nov 2018 12:11:25 +0000 Ağızdan acı su gelmesi, bazı zamanlarda insanların midesinden ağzına acı bir su gelir. Bu suyu tekrar yuttuklarında boğazlarında yanar. Sık sık bu acı su insanların ağzına gelir. Hatta uyudukları zaman da bazen ağza acı su Ağızdan acı su gelmesi, bazı zamanlarda insanların midesinden ağzına acı bir su gelir. Bu suyu tekrar yuttuklarında boğazlarında yanar. Sık sık bu acı su insanların ağzına gelir. Hatta uyudukları zaman da bazen ağza acı su gelmesi nedeyle uyandıkları da olmaktadır. Böyle bir sorun insanların yaşamlarını olumsuz yönde etkileyeceğinden mutlaka doktora gidilmesi gerekmektedir. Yapılan muayene ve doktorun gerekli görmesi halinde endoskopi sayesinde hastalık belli olacaktır. Yutak bölgesinde şiddetli bir ağrı oluyorsa ve göğüs kemiğinin tam arkasında bazen ağrılar oluyor bu reflü hastalığının habercisi olacaktır. Yediğimiz yemeklerin mide içerisindeyken yemek borusuna aniden kaçması sonucunda oluşacaktır. Reflü ilk başlarda tedavi edilmelidir. Aksi takdirde çok büyük hastalıklara neden olacaktır. Bu hastalık yemek borusuna sürekli olarak yemeklerin kaçtığından ilerleyen zamanlarda yemek borusu kanserine neden olacaktır. Reflü hastalığının olmasının nedeni, beslenme sorunu yüzündendir. Kişinin aşırı yemek yemesi ve kilolu olması reflü hastalığının olma nedenlerindendir. Ayrıca yemekleri çok çiğnemeden yutmak da reflüyü tetiklemektedir. Eğer reflünüz varsa ve ya belirtiniz varsa stresten uzak durmanız gerekmeketdir.

      Reflü nedeniyle ağza su gelmesini önlemek için:
      • Çok sıcak ve aşırı soğuk gıdalar tüketilmemelidir.
      • Çok yemek yememeli, mide tıka basa doldurulmamalıdır
      • Kafein, kahve ya da aşırı asitli olan içeceklerden tüketilmemeli
      • Sigara, tütün ve alkol kullanılmamalı
      • Yiyecekleri yağda kızartmak yerine mutlaka ızgarada ya da haşlama olarak tüketmelisiniz
      • Uyurken yastığınızın biraz daha yüksek olması gerekmektedir.
      • Mide bölgenize baskı uygulayacak korse gibi giysiler giyilmemesi gerekmemektedir
      • Çiğ olarak soğan ya da sarımsak yenmemelidir.
      • Çoğu meyveler reflüyü tetikleyip daha kötü olacağından meyve seçimine dikkat etmelisiniz.

      En son çare cerrahi yönteme başvurmaktır.

      Ağızdan Acı Su Gelmesi

      İlk olarak mide koruyucu ilaçlar kullanılması gerekmeketdir. Mide koruyucular midenin salgıladığı asitin normale dönmesini sağlayacaktır. Eğer ilaçlarla herhangi bir iyileşme olmuyorsa o zaman ameliyat olması gerekmektedir. Bu ameliyat sizin gözünüzü korkutmaması gerekmektedir. Çünkü herhangi bir şekilde mideyi kesmeden yapılan bir ameliyat türüdür. Ameliyatlar ağızdan çok ince bir hortum sokularak yapılmaktadır.

      Ağza acı su gelmesiyle birlikte oluşabilecek sorunlar:

      • Sıklıkla mide de aşırı bir yanma olur.
      • Yenilen gıdaların mideden ağza geri gelmesi
      • Yediği yiyecekleri çok zor yutma
      • Özellikle katı gıdaların boğazda takılacağı
      • Kalpte aşırı bir çarpıntı hissi
      • Sürekli olarak hazımsızlık ve şişkinlik hissi

      Ağız hijyeninize çok dikkat etmelisiniz. Yemeklerinizi küçük parçalar halinde koparıp, çok çiğnemeniz ve sulu yemekler tercih etmeniz hastalığın iyileşmesini sağlayacakken olumlu yönde sonuçlandıracaktır.

      ]]>
      Ağız Yanması https://www.agiz.gen.tr/agiz-yanmasi.html Sun, 25 Nov 2018 23:26:21 +0000 Ağız yanması, yüzle ilgili ağrının sınıflandırmasına göre, tıbbi ya da dişlerle ilgili olmayan ağız içinin yanması olarak adlandırılır. Bu bazen ağız içinde değişiklik olmadan sürekli ağzın yanması ya Ağız yanması, yüzle ilgili ağrının sınıflandırmasına göre, tıbbi ya da dişlerle ilgili olmayan ağız içinin yanması olarak adlandırılır. Bu bazen ağız içinde değişiklik olmadan sürekli ağzın yanması ya da buna benzer ağrı olarak tanımlanır. Bu sendrom genellikle dil, damak ve dudakları etkisi altına alır. Genellikle çift taraflı olur ve tek sinirin dağılım yerine uymaz. Ağız yanması tükürük salgısının normal olmasına rağmen, kişide ağız kuruluğu ile tat alma bozukluğunun bir arada olmasıyla görülür. İnsanlarda yaşamı boyunca % 3,7-18 oranında etkili olurken, yaşlı kişilerde % 40 oranında etkili olur. Kadınları erkeklerden daha fazla etkiler. Özellikle menopozda olanları ve menopoz döneminden sonra daha etkili olur. Erkeklerde ise ağız yanması kadınlardan daha erken yaşlarda görülmeye başlar. Yani kadınlarda 50 yaşlarında etkili olurken, erkeklerde 30'lu yaşlarda görülmeye başlar.

      Ağız yanması çok çeşitli nedenler yüzünden, doktorlara tanıda güçlü yaşatır. Bunun tanı kriterleri net olarak belirlenmemektedir. Nedenleri çeşitlidir ve bunlar yeteri kadar anlaşılmış değildir. Rahatsızlığın belirli bir tedavi protokolü de bulunmamaktadır. Çoğu doktor hastaları nasıl tedavi edeceğini bilemez. Bu sorun hastalarda 6-7 yıl içinde biraz gerileme gösterir. Fakat genellikle kişilerin yaşam kalitesini olumsuz etkiler, psikolojik sorunların oluşmasına neden olur.

      Ağız yanması tanı kriterleri

      • Hastalarda her gün çift taraflı olarak ağızda yanma, uyuşma ya da karıncalanma gibi etkiler hissedilir.
      • Ağız mukozasında derinlerde etkili olur
      • 4-6 aydır devam etmesi gerekir
      • Çoğunlukla gün boyu devam etmesi gerekir
      • Uyku düzenini genellikle bozmaz
      • Yemek yemekle kötüleşmediği gibi, hafifleme etkisi gösterebilir
      Ağız Yanması

      Ağız yanmasının diğer belirtileri

      • Tat almada bozukluk olması, ağızda kuruma, ağız içi ve diş etlerinde kaşınma, ağız kokusu ve yutma güçlüğü çekilmesi
      • Susama hissi
      • Kokusal algılama bozukluğu
      • Baş ağrısı etkisi
      •  Çene ekleminde, boyun ve omuzlarda olan kaslarda ağrı hissedilmesi, gerginlik olması
      • Anogenital bölgede yanma olması
      • Kişinin ruh halinde değişim olması ya da ruhsal aksamaların olması

      Ağız yanması nedenleri

      Ağız yanması genel olarak şeker hastalığı, sjögren sendromu, mantar enfeksiyonları, folik asit, demir ve çinko elementleri eksikliği ile B grubu vitaminlerinin eksikliğinden kaynaklanır.

      Ağız yanması tanısı

      Hastalara bazı laboratuvar tetkikleri yapılır. Öncelikle kan örneği alınır, tam kan sayımı, Helicobacter pylori, demir, folik asit, çinko gibi taramalar yapılır. Mantar enfeksiyonlarının belirlenmesi için, damaktan ve ağız içinden kültür alınır. Ağız yanması başlangıcı  genellikle diş bakımı, stresli bir yaşam ve fiziksel hastalıkla tetiklenir. Bunun yanında anksiyete, kronik yorgunluk, depresyon gibi psikiyatrik bulgular görülebilir.

      Ağız yanması tedavi yaklaşımları

      Öncelikle ağız yanması etkisini arttıracak besinlerden kaçınılmalıdır. Bu besinlerin arasında alkol, asitli içecekler ve baharatlı besinler bulunur. Tıbbi tedavi yaklaşımlarında ise, anti depresanlar, anti konvülzan, analjezikler, bilişsel terapi gibi uygulamalar vardır. Tükürük salgısını arttırıcı ilaçlarda ağız yanmasında başarılı sonuçlar verir. Bunun dışında düşük enerjili lazer tedavisi, dil koruyucu, psikoterapi, dil sinirinin bloke edilmesi gibi tedavi yaklaşımları uygulanabilir.

      ]]>
      Ağızdan Salya Akması https://www.agiz.gen.tr/agizdan-salya-akmasi.html Mon, 26 Nov 2018 13:39:29 +0000 Ağızdan salya akması, problemi çocuklarda dahil olmak üzere yetişkin insanlarda da görülebilen bir sağlık problemidir. Bu problemin kesin olarak ne tür sebeplerden dolayı görüldüğü bilinmemektedir. Çünkü bu rahatsızlığı Ağızdan salya akması, problemi çocuklarda dahil olmak üzere yetişkin insanlarda da görülebilen bir sağlık problemidir. Bu problemin kesin olarak ne tür sebeplerden dolayı görüldüğü bilinmemektedir. Çünkü bu rahatsızlığın ortaya çıkmasına neden olan birçok farklı neden bulunmaktadır. İzlenecek en doğru yol bir KBB uzmanına başvurmaktır.

      Özellikle gece yattıktan bir süre sonra ortaya çıkmaktadır. Ağızdan akan su salya şeklinde yapışkan bir madde şeklinde olabilmektedir. Bu sağlık sorunu genelde bağırsak parazitleri nedeniyle ortaya çıkmaktadır ama kesin bir tanı için mutlaka bir doktor ile görüşülmelidir. Eğer sorunun bağırsak parazitlerinden kaynaklı bir durumdan şüpheleniyorsa o zaman soruna neden olan parazitlerin cinsleri belirlenmelidir. Parazitlerin hangi cinsten olduklarını belirlemek için gaita tahlili yapılabilir. Ağızdan geceleri akıntı olmasının bir diğer nedeni mide hastalığı olan reflüden kaynaklanabilir. Bu durumda kişinin dahiliye veya genel cerrahi servisleri görüşmesi gerekir.Yemek borusunda yada midede var olan sağlık sorunları bu tür bir rahatlığı ortaya çıkarabilir.

      Ağızdan Salya Akması
      Ağızdan Akıntı Olması Başka Sorunlara Neden Olur mu

      Ağızdan akıntı olması çeşitli sağlık problemlerinden kaynaklı olarak ortaya çıkabilmektedir ama geceleri ağzın açık olması nedeniyle bakterilerin kolayca ağza girmelerine neden olacağı için bu durum çeşitli enfeksiyonların oluşması riskini de beraberinde getirir. Ağızdan akıntı olması kişinin rahat soluk alıp vermesini zorlaştırmakta bu nedenle çoğu zaman kiş ağzı açık uyumak durumundadır.

      Ağızdan Sıvı Akmasının Kessin Bir Nedeni Varmıdır

      Adı geçen rahatsızlığın kesin olarak neden kaynaklandığını söylemek mümkün değildir. Çünkü bu sağlık sorunu bir takım sorunlar neticesinde ortaya çıkabilmektedir. Ama bilinen rahatsızlık sebepleri şunlardır ;
      • Bağırsaklarda parazitlerin varlığı
      • Kişinin geniz etinde sarkma olması
      • Çocuklarda yeni diş çıkarma durumu
      • Burundaki tıkanıklıklar
      • Düzgün nefes almayı zorlaştıran yastıklar
      • Ağız içinde yaraların olması
      • Mide fıtığı hastalığı ve yemek borusundaki problemler
      ]]>
      Ağız Estetiği https://www.agiz.gen.tr/agiz-estetigi.html Mon, 26 Nov 2018 14:56:32 +0000 Ağız estetiği, ortognatik cerrahi olarak adlandırılmaktadır. Alt çene ucunun büyütülmesi alt çene ucu küçük ya da geride olan kişilerde alt çene kemiği kesilerek daha önde olacak bir pozisyona getirilir. Çene kemiği kesilme Ağız estetiği, ortognatik cerrahi olarak adlandırılmaktadır. Alt çene ucunun büyütülmesi alt çene ucu küçük ya da geride olan kişilerde alt çene kemiği kesilerek daha önde olacak bir pozisyona getirilir. Çene kemiği kesilmeden bir çene proteziyle aynı sonuç elde edilebilmektedir. Bunun dışında alt çene ucunun küçültülmesi, alt çene ucu aşırı çıkıntılı ise çenenin ön kısmı törpülenerek ya da çene kemiği kesilerek geriye doğru çekilerek sorun ortadan kaldırılmaktadır. Çene dişlerin kapanışıyla ilgili bozuklukların düzeltilmesi ise Ortognatik cerrahi ile gerçekleştirilmektedir. Bu amaç ile alt çene, üst çene ya da her ikisi de birlikte kesilerek doğru bir şekil verilebilir. 

      Ortognatik Cerrahi Nedir

      Ortognatih cerrahi adı verilen yöntem çene ve yüz yapısında bulunan bozuklukları düzeltmek, alt çene ve üst çene dişlerinin uygun kapanma ilişkisini düzgün yüz estetiğini sağlamak için cerrahi girişimleri içerir. Ortognatik cerrahi sonrasında çenelerin uygun olan pozisyona getirilmesi ile sağlıklı bir çiğneme fonksiyonu sağlanabilmektedir. Fonksiyonel olduğu kadar yüz estetiğinin sağlamasında da son derece önemli ve gerekli olan bir yaklaşımdır. 

      Diş hekimliği ve Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi işbirliğiyle gerçekleştirilmektedir. Ortodonti diş hekimliğinin diş dizilim bozuklukları ile birlikte çarpışık olmasıyla uğraşan ana bilim dalıdır. Halk arasında dişlere tel takılması olarak bilinen yaygın uygulama sanıldığından çok daha da zor olmaktadır. Kompleks planlamalar ve ciddi tecrübe gerektirmektedir. Ortodontist, çene kemiğinde ve yüz kemiğinde belirgin bir sorun olmayan, sadece diş ile ilgili problemlerde tek başına hareket ederek aylar boyunca süren dizilim-açı düzeltme işlemi gerçekleştirilir. Dişlerin sağlıklı bir anatomik düzene kavuşturulması hasta için aynı zamanda önemli bir estetik kazanç sağlamaktadır. Çok daha zor olan hasta grubu ise kemik yapı anormallikleri ile diş dizilim bozukluklarının beraber olduğu gruptur. Çünkü bu grupta olan hasta sefalometrik analiz yapılarak kemikler de bulunan problemin ne olduğu ortaya çıkarılmalı ve bir kemik düzeltme operasyonu planlanmalıdır. Bu analizle yüz kemiklerinin açıları, birbiri ile olan ilişkileri ve pozisyonları tüm ayrıntıları ile açığa çıkar. Ortodontist ve Plastik Cerrah birlikte hareket ederek hasta olan kişiye bir tedavi planı uygulanır. Daha sonrasında aylarca sürecek olan dişleri düzenleme çalışmaları gerçekleştirilir. Sonrasında da kemiklere şekil vermek için ortognatik cerrahi uygulanır. Bu aşamada gerekli kemikler hareketlendirilir ve fonksiyon ile birlikte görüntüyü düzeltecek biçimde anatomi yeniden oluşturulur. 

      Ağız Estetiği
      Normal çene kapsamında üst kesici dişler, alt kesici dişlerin birkaç milimetre önünde ve onları hafif bir şekilde örter durumdadır. Bu ilişkinin bozulduğu başlıca klinik durumlarda Alt çenenin ileride olması yani prognatizm, üst çekenin ileri olması retrognatizmya da çenelerin birinin yana kaymasıdır. Yani laterognatizm. Bazı durumlarda ise dişler birbirine değecek şekilde yer almaz ve açık ısırma deformitesi adı verilen durum oluşmaktadır. Alt çene ucu deformitesi benzer bir şekilde çenenin ileride ya da geride olması, küçük veya büyük olması ya da çenenin asimetrik olması şeklinde özetlenmektedir.Diş dizilimi normal bir şekilde olduğu halde sadece çene ucu deformiteleride görülebilmektedir. Göz çevresinin bozuk olması ve elmacık kemiklerinin bozuk olması olaya eşlik etmektedir. Bu gibi durumlarda çene kemikleri ile birlikte üst yüz bölgesinde bulunan kemiklerinde şekillenmesi için plan yapılmalıdır. Plastik Cerraha yüz estetiği yaptırma kaygılarıyla başvuran birçok hasta gerçek deformitenin ne olduğunu ayırt edememiş olabilir. Burun büyüklüğünden şikayetçi olan bir hastanın aslında gerçek sorunu burun büyüklüğü değil çenenin küçük olması olabilir. Burunu küçültmek yerine çeneyi büyütmek çok daha iyi bir estetik sonuç orta]]> Ağız Anatomisi https://www.agiz.gen.tr/agiz-anatomisi.html Tue, 27 Nov 2018 09:21:11 +0000 Ağız anatomisi; ağız sindirim sisteminin giriş boşluğudur Bu boşlukta diş arkları ve dil bulunmaktadır.Ağız anatomisi şu şekilde incelenebilir. Ağız Boşluğunun SınırlarıÜst tarafta Ağız anatomisi; ağız sindirim sisteminin giriş boşluğudur Bu boşlukta diş arkları ve dil bulunmaktadır.Ağız anatomisi şu şekilde incelenebilir. 

      Ağız Boşluğunun Sınırları

      Üst tarafta damak ( Paltum ) bulunmaktadır. Damak iki kısımdan oluşur. Ön tarafta sert damak arka tarafta ise yumuşak damak bulunur. Sert damak maksillanın alt parçası olup ağız boşluğunu burun boşluğundan ayırmaktadır. Yumuşak damak ise os palatini tarafından oluşturulan gevşek ağız mukozasıdır. Küçük dil yani uvula palatina tarafından oluşturulan submandibular ve sublingual tükürük bezlerini içermektedir. Mandibulanın corpusu ise ağız tabanını çevrelemektedir. 

      Ağız Anatomisi
      Ağız Boşluğunun Bölümleri
      • Vestibulum Oris: Diş dizisi ile dudaklar ya da yanaklar arasında ki bölümdür. 
      • Cavitas Oris Proprium: Asıl ağız boşluğu, önde ve yanlarda dişlerle sınırlanmış olarak boğaz geçidine kadar uzanan boşluktur. 
      Ağzın İşlevleri
      • Sindirim siteminin ilk açıklığı olup besinlerin alınarak, dişlerle mekanik, tükürükte bulunan amilaz ile kimyasal olarak ilk sindirimin başlatılması. 
      • Ağızda bulunan dil organı, ayrıca tükürük ile ıslanarak çözülmeye başlayan gıdaların tat duyusunu alır.
      • Fonasyon konuşma esnasında ses çıkartmak için akciğerlerden gelen havaya dil, dudaklar ve dişler yardımı ile son şeklini verir ve konuşma sesleri oluşmaktadır.
      • Solunum temel olarak solunum sisteminin giriş açıklığı olan burun boşluğunun görevidir. Ancak burun boşluğunda oluşan tıkanıklıklar ya da hava açlığı duyulan durumlarda ağız yardımcı bir solunum aygıtıdır.
      • Ağzı ve ağzı oluşturan ya da ağzı çevreleyen yapılar, yüz estetiğinin temel elemanlarıdır. 
      ]]>
      Ağız Kokusu İlaçları https://www.agiz.gen.tr/agiz-kokusu-ilaclari.html Tue, 27 Nov 2018 21:56:59 +0000 Ağız kokusu ilaçları, ağız kokusunun birden fazla nedeni olacağından, ağız kokusunun neden kaynaklandığını anlamak gerekmektedir. Özellikle insanların ağzının kokması çok strese neden olacaktır. Birçok insanda görülen Ağız kokusu ilaçları, ağız kokusunun birden fazla nedeni olacağından, ağız kokusunun neden kaynaklandığını anlamak gerekmektedir. Özellikle insanların ağzının kokması çok strese neden olacaktır. Birçok insanda görülen bu rahatsızlık nedeniyle insanların gündelik hayatını olumsuz etkileyecektir. Ağzı kokan insanlar yakın temastan kaçınacaktır. Konuşurken karşısında ki insanı rahatsız etmemek amacıyla eliyle ağzını kapayacaktır. Bu durum ağzı kokan insanlarda anksiyete gelişmesine neden olacaktır. Eğer koku çok şiddetli olmaması halinde insanlar kendi ağızlarının koktuğunu fark etmezler. Çoğu kişi karşısında olan bir yakınının ağzının koktuğunu söylemesiyle bunun farkına varacaktır. Eğer kişi sabah kalktığında ağzında bir acımsı tat ve ya koku duyuyorsa utandığından da kimseye soramıyorsa o zaman mutlaka bir plastik kaşığın tersiyle dilin üzerine sürülür. Kaşık koklandığında kötü kokuyorsa kişinin ağzı kokuyor demektir. Ağız kokusunun nedenleri arasında kişinin ağız hijyenine gerekli özeni göstermemesidir. Yemek yedikten sonra dişler arasında kalan parçaların kalması nedeniyle de koku olacaktır. Bu yüzden diş bakımına çok özen gösterilmesi gerekmektedir. Bademciklerin iltihap olması sonucunda gelişen çok kötü kokuların olmasına da neden olacaktır. Dişimizi fırçalarken eğer dilimizi fırçalamadığımızda da koku yapacaktır.

      Ağız kokusunu önleyecek ilaçlar, Bu ilaçlar mutlaka doktor tarafından verilmektedir. Ama ağız kokusuna iyi gelecek olan birçok bitkisel tedavi uygulayabilir. Özellikle ağız kokusu olanların karanfil çiğnemesi çok iyi olacaktır. İçtiği suyun içerisine yarım çay kaşığı tarçın koyması halinde ağız içerisinde olan bakterilere çok iyi gelerek ağız kokusunu önleyecektir.

      Diş bakımları ve ağız bakımı önemlidir, Ağız kokuları insanları rahatsız edeceğinden tedavi edilmesi gerekmektedir. Ağız içerisinde bulunan birçok bakteri olmaktadır. Öncelikle bu bakterilerin yok olmasına ve ağız kokusunun giderilmesi için mutlaka hijyene özen gösterilmelidir. İnsanların günde iki defa dişlerini fırçalaması gerekmektedir. Mutlaka diş iplerini kullanan insanların diş arasında herhangi bir kalıntı olmayacağından koku da olmayacaktır. Ayrıca üretilmiş olan ağız gargaraları ağzınızda olan bakterilerle savaşarak gerekli hijyenin olmasını sağlayacaktır. Diş ipleri, diş macunu ya da gargaralar gerekli bakımı yapsa da bu sadece ağız içinde olan sorunlara iyi gelecektir. Fakat ağız kokusu başka bir organdan kaynaklanıyorsa ağzınızın içerisine ne kadar bakım uygulasanız bile koku bir türlü geçmeyecektir. Bundan dolayı, ağız kokusu şikayetiniz varsa ve bütün hijyen kurallarına uyduğunuz halde hala koku devam ediyorsa doktora gitmeniz gerekmektedir.
      Ağız Kokusu İlaçları
      Kulak Burun Boğaz doktoruna gitmelisiniz, Eğer diş hekiminin söylediği bütün her şeye uymanız halinde hala devam eden kokunun nedenini bulmak için bir KBB uzmanına görünmeniz halinde size neden ağız kokunuzun olacağını söyleyecektir. Genellikle bademcik iltihaplarının ya da bademcik üzerinde olan boşluklara yemek parçalarının girmesiyle de ağız kokusu oluşacaktır. Bu yüzden KBB uzmanı tarafından verilecek olan ilaçlara kullanması gerekmektedir. Böylece ağız kokunuz eğer bademciklerinizden kaynaklanıyorsa sorunun ortadan kaldırılması sağlanacaktır.

      Endoskopi yaptırın, Ağız kokularına sıklıkla neden olan diğer bir etkense, insanların midesinde sorun olmasıdır. Midede herhangi bir belirti olmaması halinde bile ya da mide hastalıklarının bir başlangıcı olarak ağız kokusu olmaktadır. Bu yüzden doktor tarafından gerekli görülmesi halinde endoskopi yapılması gerekmektedir. Hastanın geçireceği bazı mide ameliyatları sonucunda da sıklıkla şiddetli ağız kokusu olacaktır. Bu durumu doktorunuza söyleyip, uygun ilacı istemelisiniz.
      ]]>
      Ağız Akıntısı https://www.agiz.gen.tr/agiz-akintisi.html Wed, 28 Nov 2018 06:41:11 +0000 Ağız akıntısı, bu sorun ağızdan salya akıntısının olması, ağız dışına istem dışı tükürüğün akması şeklinde tanımlanır. Bu ağız çevresindeki kasların zayıflamış olmasından ya da gelişimlerinin Ağız akıntısı, bu sorun ağızdan salya akıntısının olması, ağız dışına istem dışı tükürüğün akması şeklinde tanımlanır. Bu ağız çevresindeki kasların zayıflamış olmasından ya da gelişimlerinin yetersiz olmasından yaşanır. Tükürük salgısı tükürük bezleri tarafından üretilir. Bu bezler ağzın altında, yanaklarda ve ön dişlere yakın olarak konumlanmış, toplamda 6 tanedir. Normal olarak bezler günlük 950 ml - 1,9 ml arasında tükürük üretmektedir. Bu üretim fazla olduğunda, salya şeklinde ağız akıntısı olabilir. Bu yaşamın ilk iki yılında normal kabul edilir. Çünkü bebeklerde 18-24 ayda yutma ve ağız kaslarını kontrol etme yeteneği kazanılır. Özellikle bebeklerin diş çıkarma döneminde ağız akıntısı daha fazla görülür. Bunun dışında serebral palsi tarzında nörolojik bozuklukları bulunan kişilerde bu sorunu yaşayabilir.

      Toplumda özellikle geceleri oluşan ağız akıntısı sorunu daha fazla yaşanır. Bu durum çocukluk çağından, yetişkinlik dönemine kadar herkesi etkileyebilir ve farklı nedenlere dayanabilir. Rahat nefes alınamadığında, uykuda ağız aşık bırakıldığından, salya akıntısı oluşur. Bu durum salya akıntısına neden olduğu gibi, ağız açık olduğundan bakteri girişine zemin hazırlanır ve enfeksiyonların oluşumu hızlanır.

      Ağız akıntısı nedenleri

      Ağız akıntısı kişide tıbbi bir durumdan, gelişme geriliğinden ya da bazı ilaçları kullanmak gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Yani tükürük üretilmesine, yutma zorluğunun oluşmasına ya da kasların kontrolüne engel olan her türlü etken ağız akıntısına neden olabilir.

      Dudaklarda ve dilde kas kontrolünü etkileyen, dolayısıyla salya akıntısına neden olabilen durumların başında, serebral palsi, inme, parkinson hastalığı, multipl skleroz MS gibi rahatsızlıklar gelir. Bunun dışında alerjiler, gebelik, reflü, mide ekşimesi, tonsil ve sinüs enfeksiyonu gibi boğaz enfeksiyonları da ağız akıntısı nedenleri arasındadır.

      Ağız akıntısı açısından riskler

      Yaş: Ağız akıntısı doğumla birlikte başlar, bebeklerde 3-6 ayda doruk noktasına ulaşır.

      Nörolojik bozukluklar: Kişide yüz kaslarının kontrolünü azaltan nörolojik bir rahatsızlık varsa, ağız akıntısı riski yükselir.

      Ağız Akıntısı

      Diyet: Beslenmede asidik içeriği yüksek olan besinlerin tüketilmesi, ağız akıntısı riskini arttırır.

      Tıbbi durumlar: Ağızda tükürük miktarını arttıracak boğaz enfeksiyonları, gebelik gibi durumlar, alerjiler, sinüzit, tümör oluşumları bulunursa, salya akıntısı riski yükselir.

      Ağız akıntısı tedavisi

      Bu sorun her zaman tedavi edilmez. Özellikle 4 yaşın altında olan çocuklarda ya da uykuda ağız akıntısı olan kişilerde tedavi önerilmez. Salya akıntısı şiddetli olduğunda tedavi edilmesi tavsiye edilir. Ağızdan akan salyanın giysilerin üzerine akması, günlük aktiviteleri aksatması, kişinin sosyal sorunlar yaşamasına neden olması halinde tedavi edilmelidir. Bu sorun kişilerde ciğerlere tükürük kaçmasına ve dolayısıyla pnömani oluşmasına neden olabilir.

      Tedavi sırasında konuşma ve mesleki terapistleri hastalarda dudakların kapanmasına ve yutmayı geliştirecek pozisyon almaya, postür kotrolü sağlamaya yardımcı olurlar. Ayrıca diyetteki asidik gıda miktarının ayarlanması için, hasta diyetisyene yönlendirilebilir.

      Hastanın tedavisinde ağzına yerleştirilen özel cihaz sayesinde dudakların kapanmasına yardımcı olunur. Hastada belli oranda yutma kontrolü varsa, bu tedavi ağız akıntısında oldukça faydalı olur. Ayrıca tükürük üretimini kontrol altına alan bazı ilaçlarda tedavide yardımcı olur. Bu sorunda uygulanan botoks enjeksiyonları hastalarda yüz kasları sıkıştırılarak, ağız akıntısı azaltılabilir. Tedavi içi cerrahi girişimler tercih edilirse, salyanın ağızdan akmasını önleyecek şekilde tükürük bezleri ağzın arkasına yönlendirilir ya da tükürük bezlerinin hepsi alınır.

      ]]>
      Ağız Gargarası https://www.agiz.gen.tr/agiz-gargarasi.html Thu, 29 Nov 2018 05:28:32 +0000 Ağız gargarası, ağız gargarası ağız içinde oluşan yaralara, ağız kokusuna, ağız kuruluğuna, ağız içi hijyeni sağlamaya ve dişlerin arasında kalan artık gıdaları temizlemek için kullanılabilir. Ağız garg Ağız gargarası, ağız gargarası ağız içinde oluşan yaralara, ağız kokusuna, ağız kuruluğuna, ağız içi hijyeni sağlamaya ve dişlerin arasında kalan artık gıdaları temizlemek için kullanılabilir. Ağız gargarası ev ortamında kolaylıkla hazırlanabileceği gibi market ve eczanelerden de kolaylıkla temin edilebilir. Satın alınan ağız gargaralarının içeriğinde genellikle hijyen sağlayan maddeler bulunmaktadır.

      Ağız Gargarası Tarifleri

      Ağız Kokusuna Karşı Ağız Gargarası

      • Yarım çay bardağı adaçayı
      • 1 tane limon
      • 2 damla lavanta yağı
      • 1 litre kaynatılmış su

      Hazırlanışı: Ağız kokusuna karşı hazırlanacak gargara için adaçayı yaprakları bıçak kullanılmadan elle ufak parçalara bölünür. Üzerine bir limon suyu ve kabuğu rendesi, lavanta yağı eklenerek 1 litre kaynatılmış suyun içine eklenir. Karışım 15 dakika kadar bekletildikten sonra karışım süzülerek cam bir kavanoza alınır. Soğuduktan sonra gargara suyu olarak kullanılmaya başlanabilir. Ağız kokusuna karşı hazırlanan gargara suyu buzdolabında 1 hafta kadar saklanabilir.

      Ağız Ve Diş Sağlığı İçin Kekik Gargarası

      • 1,5 çorba kaşığı kekik
      • 2 su bardağı su

      Hazırlanışı: 2 su bardağı su uygun bir cezveye alınarak kaynatılır. Su kaynamaya başlayınca içine kekik ilave edilir ve su ocağın altı kapatılır. Cezvenin ağzı kapatılarak oda sıcaklığında 10 dakika kadar demlenir. Demlenen çay süzgeçten geçirilerek gargara suyu olarak kullanılmaya başlanabilir. Kekik gargarası günde 2 defa kullanılabilir. Hazırlanan gargara cam bir şişenin içinde saklanarak kullanılacağı zaman yudum yudum alınabilir.

      Ağız Gargarası

      Ağız Gargarası

      • 4 su bardağı aloe vera suyu
      • 8 su bardağı içme suyu
      • 4 kahve fincanı hamamelis

      Hazırlanışı: 8 su bardağı su hamamelis ve aloe veranın üzerine eklenerek homojen bir şekilde karıştırılır. 2 dakika kadar dinlendikten sonra cam bir kavanoza alınarak ağzı hava almayacak şekilde kapatılır. Karışım kuvvetli bir şekilde en az bir dakika çalkalanır. Yarım saat kadar oda sıcaklığında bekletildikten sonra buzdolabına alınır. Kullanmadan önce 1 gün süre ile buzdolabında bekletilmelidir. 1 gün süre ile buzdolabında bekletildikten sonra 1 kahve fincanı kadar sıcak suyun içine 2 yemek kaşığı gargara suyundan eklenerek ağız gargarası olarak kullanılmaya başlanabilir.

      ]]>
      Ağız Suyu https://www.agiz.gen.tr/agiz-suyu.html Thu, 29 Nov 2018 06:49:31 +0000 Ağız Suyu son dönemde piyasaya sürülen ve insanlar tarafından kullanılmaya başlayan ürünlerin genel adı olan ağız suyu ağız bakım suyu olarakta anılmaktadır. Yakın tarihimize baktığımızda ülkemizde kullanımı yayg Ağız Suyu son dönemde piyasaya sürülen ve insanlar tarafından kullanılmaya başlayan ürünlerin genel adı olan ağız suyu ağız bakım suyu olarakta anılmaktadır. Yakın tarihimize baktığımızda ülkemizde kullanımı yaygın olmadığı için insanlar yeni yeni alışmaya başlamışlardır. Kullanımının zamanla çoğalması ağız suyunun ürün piyasasında daha fazla boy göstermesini sağlamıştır.

      Ağız suyu ağız bakımı işleminin son halkasını oluşturur. Usulüne göre fırçlanan dişler daha sonra diş ipi yardımıyla temizlenir. Bu işlemin yeterli olmadığını anlayan bilim adamları, insan vücudundaki baktarilerin en çok ağızda bulunduğunu fark etmiş ve bunları gidere bilmek için ağız suyunu icat etmişlerdir. Asıl amacı ağız kokusunu gidererek ferah bir gülümsemeyi sağılmaka olan ağız suyu dişlerde oluşabilecek sarı plak tabakalarını önleyerek temizliği ve beyaz dişlerin oluşumunu sağlar. Ağız suyu kullanımının artmasıda ağız bakım ürünleri üreten üreticilerin sektöre fark katmak için ağız suyunun çeşitli varyasyonlarını üretmişlerdir. Çeşitli tatlarda ve çeşitli özelliklere sahip ağız bakım suları birden fazla üretici tarafından piyasaya sunulmuştur.

      Ağız suyu nasıl kullanılır:
      Ağız bakımı tam anlamışla yapıldıktan sonra( diş fırçalama ve diş ipi kullanımı) ağız suyu ağıza doldulurarak gargara yapılır. Yutmamaya özen gösterilmesi gerekir. 40 ila 45 saniye gargara yapılır. Daha fazla süreler zararlıdır içinde bulunan alkol ve mentol her ne kadar ferahlık versede daha sonra yakmaya başlar. Ağız suyunun içinde bulunan alkol 0-13 yaş gurubu için zararlıdır. Ancak son dönemde alkolsüz ağız bakım suyu piyasaya sunulmuştur. Bu nedenle çocuklarınızın bu ürünleri kullanması bilim adamları tarafından önerilmektedir. Dikkat edilmesi gereken bir önemli konu ise ağız suyunun içinde bulunan etken maddeler. Bu maddeleri dikkatli okumak ve alarjiniz olan ürünleri kullanmamanız gerekir. Örneğin naneye alerjiniz varsa ve naneli bir ağız bakım suyu kullanırsanız, ağız bakımı yapayım derken sağlığınızdan olabilirsiniz. Florür içeren ürünler diş plaklarını çözmek için kullanılır. Dikkat edilmesi gereken nokta ise florürün hassas diş etlerine zarar verdiği gerçeğidir. Eğer hassas bir diş etine sahipseniz bitki aromalı ve alkolsüz ürünler sizin için daha sağlıklıdır. Ağız kokusunu önlemek için ise mentol veya nane aromalı ağız suyu kullanılması tavsiye edilir.
      Ağız Suyu
      Ağız suyu nerelerde satılır: Ağız suyu piyasaya son dönemde bir çok ürün vermektedir. Size uygun ağız suyunuzu eczcınıza veya diş hekiminize sorarak sağlıklı bir ağız suyu almış olursunuz. Ayrıca bu pazarın bu kadar etkili olması bu ürünün marketlerde hatta küçük mahalle bakkallarında bile bulmamıza olanak sağlar. Çeşitli kampanyalar yapan firmalar diş macunu, diş ipi, diş fırçası, ağız suyu gibi ağız bakım ürünlerini bir arada tek paket halinde satarakbu satışın artmasını sağlamaya çalışmışlar ve bunlardada başarılı olmuşlardır. Bu tip paketler kullanıcı dostu ve bir insanın ağız bakımının düzgün yapılması için fazlasıyla yeterli bir pakettir

      Ağız suyunun fazla kullanılması tat kaybına neden olabilir. Bu nedenle ağız suyu kullanımına dikkat edilmesi gerekir. Aşırı kullanımda ağız içi uyuşukluk, diş eti rahatsızlıkları ve tat almama gibi sorunlarınız olduğunda uzman bir diş hekimine başvurmanızı öneririz. Sağlıklı bir ağız yapısı ve bembeyaz gülüşler dileriz.
      ]]>
      Ağız Sulanması https://www.agiz.gen.tr/agiz-sulanmasi.html Fri, 30 Nov 2018 03:44:24 +0000 Ağız Sulanması, iki çeşit olarak ortaya çıkmaktadır. bunlardan en fazla görüleni psikolojik olarak ortaya çıkan, yani limon gördüğünüzde veya ekşi erikten bahsedildiğinde hemen her insanın ağzının sulanması gibi vey Ağız Sulanması, iki çeşit olarak ortaya çıkmaktadır. bunlardan en fazla görüleni psikolojik olarak ortaya çıkan, yani limon gördüğünüzde veya ekşi erikten bahsedildiğinde hemen her insanın ağzının sulanması gibi veya çok sevdiğiniz bir yiyecek aklınıza geldiğinde veya adını duyduğunuzda, kokusunu duyduğunuzda ağzınız sulanabilir. bu durum en fazla hamilelerde meydana gelir. Özellikle aşeren hamileler, bu durumla çok fazla karşılaşır. bu çeşit durumlar beyninizin dile gönderdiği bir sinyalden dolayı dilin gösterdiği refleksten kaynaklanmaktadır. Bazı kimselerde ise bu durum bir tike dönüşmüştür. bu insanlar limonu karşılarında görseler, bile perişan olurlar. böylesi durumlar bir hastalık sebebi ile değil, dilin ve beynin işlevini eksiksiz olarak yerine getiriyor olmasından kaynaklanmaktadır. Tamamen  psikolojik bir durumdur.

      Ağız sulanması tıbbi sorunlardan kaynaklanabilir

      Ağız sulanmasının bir diğer nedeni biyolojik olarak ortaya çıkanlardır. Örneğin ağız içindeki iltihaplanmalardan, dilde ve ağzın içinde çıkan aft, pamukçuk gibi yaralardan, kaynaklana bilmektedir. Genelde yeni doğmuş bebeklerde görülen salya akıntısı pamukçuk sebebi ile görülmektedir.

      Diş etlerinde ve dişlerde oluşan sorunlardan, diş etinin içinde kalmış diş köklerinden olabilir. Yeni takılan takma diş alışana kadar ağız sulanmasına neden olabilir.

      Ağız Sulanması
      Bazı mide rahatsızlıkları, ülser, reflü, mide iltihapları gibi rahatsızlıklar ağız sulanmasına neden olduğu gibi, ağızdan acı su gelmesine ve sürekli ağızda acı ve ekşi bir tat hissine sebep olabilir.

      Ağız sulanması kullanılan bazı ilaçların yan etkisi olarak ortaya çıkabilmektedir. Kullanılan ilacın çeşidine göre, bazen ağız sulanması normalin çok üzerine çıkabilir. Böyle bir durumda, eğer çok rahatsız oluyorsanız doktorunuza yeniden başvurarak ilacı değiştirmesini isteyebilirsiniz...

      Boğaz iltihaplanmaları  nedeniyle ortaya çıkan yutkunma zorluğundan dolayı ağız sulanması ve tükürüğün ağızda birikip dışarı akması gibi durumlar yaşanabilir. 
      ]]>
      Mideden Gelen Ağız Kokusu https://www.agiz.gen.tr/mideden-gelen-agiz-kokusu.html Sat, 01 Dec 2018 02:49:37 +0000 Mideden gelen ağız kokusu, sıradan bir sağlık sorunu olarak değerlendirilmemelidir. Çünkü bu sağlık sorunu başka sorunlardan dolayı ortaya çıkabilir yada başka sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Midedeki sağlık sorun Mideden gelen ağız kokusu, sıradan bir sağlık sorunu olarak değerlendirilmemelidir. Çünkü bu sağlık sorunu başka sorunlardan dolayı ortaya çıkabilir yada başka sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Midedeki sağlık sorunları nedeniyle ortaya çıkması muhtemel olan ağız kokması sorunu tıbbi olarak halitosis olarak adlandırılmaktadır. Örneğin midede reflü hastalığı varsa yemeklerin sindirimi esnasında yemek borusundan ağza doğru yükselen asitler yemek borusunda yanma hissi oluşturmakla beraber bu tür bir soruna da yol açabilmektedir. Ayrıca ağızda kokuya neden olabilen bir diğer sebep mide ve bağırsaklarda meydana gelen sağlık sorunları olabilir. Doktorlar tarafından özellikle belirtilen bir diğer konu midede bulunan gazların sıkışması ve mide asitlerinin ağızda koku oluşmasına neden olabilmeleridir.  Bu nedenle bu tür bir sorunu olan kişinin öncelikle bir KBB doktoruna görünmesi sorunun kaynağını tespit için yeterli olacaktır. 

      Ağızda Koku Oluşmasına Karşı Çözümler

      Eğer ki yaşadığınız bu sorunun reflüden kaynaklı olarak ortaya çıktığı belirlenir ise öncelikli olarak reflü hastalığının tedavisi yapılmalıdır. Reflü sorununa karşı acı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durmak etkili bir çözüm yoludur. Burada şu önemli noktayı vurgulamakta yarar vardır, eğer reflü problemi ilerlemiş aşamalara gelmiş ise o zaman yemek borusuna kaçarak ilerleyebilen asitler yemek borusunda yanıklar oluşturabilir ve bu durum başka sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu neden ile mutlaka bir doktora görünmeli ve tavsiyelerine uyulmalıdır. 

      Mideden Gelen Ağız Kokusu
      Ağız Kokusunun Oluşmaması İçin Nelere Dikkat Edilmelidir

      Günlük hayat akışı içerisinde yemek yemek, çeşitli içecekler içmek ve bazı sosyal alışkanlıklar ağızda kokmaya sebebiyet verecek durumların ortaya çıkma nedeni olabilirler. Ağız kokusu mideden yada bakımsız dişlerden kaynaklı olarak oluşabilir. Dişlerinizi temizliyor ve düzenli fırçalıyorsanız o zaman ağızda oluşan koku midedeki sorunlardan kaynaklanıyor demektir. Ağızda oluşan kokmalara karşı doktor tavsiyelerinin dışında ağızda anason çiğnemek, rezene tohumu kullanmak, maydanoz gibi doğal besinlerden yararlanmak mümkündür. Ama asıl tedavi yöntemi öncelikle doktorun vereceği tavsiyelerdir.

      Ağız kokusunun sadece başka sağlık sorunlarının habercisi olduğunu düşünmemek gerekir. Sosyal hayat içerisinde de çeşitli sorunlara yol açabilmektedir. Bu aşamada hastalık kaynaklı olmasa bile ağız kokusu psikolojik etkilerinden dolayı kişi kendisine duyduğu güveni zedeleyici durumlara girebilir.
      ]]>
      Ağız Bakım Suyu https://www.agiz.gen.tr/agiz-bakim-suyu.html Sat, 01 Dec 2018 11:47:30 +0000 Ağız bakım suyu, Ağzımızda çeşitli mikro organizmalar yaşar.Diş plağı,bakteri plağı dediğimiz dişin sert kısmında mikroplar koloni oluşturur ve en çok rastlanan diş çürümesi ve diş eti hastalıkları ağız yaralar Ağız bakım suyu, Ağzımızda çeşitli mikro organizmalar yaşar.Diş plağı,bakteri plağı dediğimiz dişin sert kısmında mikroplar koloni oluşturur ve en çok rastlanan diş çürümesi ve diş eti hastalıkları ağız yaraları gibi birçok hastalığa davetiye çıkarır.Bu gibi sorunlar yaşamamamız için size maddeler halinde neler yapacağınızı aktarmak istiyorum.

      Ağızdaki mikroplardan kurtulmanız için ilk aşama: Dişlerinizi fırçalama

      • ilk olarak ağız sağlığınız için sevdiğiniz aromalı bir diş macunu ve fazla sert olmayan diş fırçasıyla nohut büyüklüğünde sıkarak öncelikle dişlerimizin ön yüzeylerini daireler çizerek fırçalıyoruz daha sonra iç yüzeyler damakları ve bulunan birçok mikrobu fırçalayarak birazda olsun ağız mikroplardan kurtuluyoruz.
      • Diş etlerinin birleştiği noktalar itinayla fırçalanmalıdır.
      Ağzınızdaki diğer mikroplardan kurtulmak için diğer adım: Diş ipi
      • Ağzınızdaki her iki dişin birbiriyle temas eden araları diş ipiyle dikkatlice diş etlerinin dibine kadar ulaşarak hafifçe kazıyarak tek tek diş aralarının hepsini temizliyoruz.
      Ağzınızdaki bir diğer nokta ise: Dil temizliği
      • Ağzımızdaki yemek artığı mikro organizmaların en çok ürediği dilimizi fırçanın arka yüzeyi yada fırçalarla ileri geri şeklinde fırçalamanız gerekir eğer bu şekilde fırçaların yetersi geleceğini düşünüyorsanız bunun için özel dil kazıyıcıları bulunmaktadır.
      Ağız Bakım SuyuAğzımızdaki neredeyse son işlem ve son nokta dediğimiz: Ağız bakım suyu
      • Günlük kullanıma uygun olarak kullanılan birçok çeşidi ve markası bulunan antiseptik ve florür içeren ağız çalkalama suyunun çoğunda alkol bulunmaktadır eğer bu durum sizi rahatsız ediyorsa çocuklarda ve yetişkinlerde sorun yaratmayacak alkolsüz ağız bakım suları vardır.Eğer alerjik durumlarınız varsa hafif olan lavanta ve  papatya gibi doğal içerikler içeren ağız suları vardır bunlar bakterilere etki ederek ağız sağlığının korunmasına yardım sağlar.
      • Ağız suyunu ne şekilde kullanabileceğiniz yöntemlerden bahsetmek istiyorum ilk olarak diş fırçalama ve diş ipini kullandıktan sonra ağız çalkalama suyunu ağzımıza alıyoruz ve yutmamaya özen göstererek 40-45 saniye ağızda dağıtarak her yere değecek şekilde çalkalayarak ağızdan çıkarılır o an ağzımızda muhteşem bir ferahlık ve hafif bir yanma söz konusu olabilir.
      • Ağız bakım suyuna eczanelerde ve marketlerde takım halinde satılan diş macunu,diş fırçası,ağız bakım suyunu tek pakette alarak ağzınızdaki temiz mikropsuz bir hayata adım atarsınız.
      • Fakat bütün bahsettiğim yöntemleri uygularsanız adata ağzınızda baharın başlangıcını yakalayabilirsiniz.
      ]]>
      Ağız Maskesi https://www.agiz.gen.tr/agiz-maskesi.html Sun, 02 Dec 2018 06:45:48 +0000 Ağız maskesi, insanlar arasında birbirilerine bulaşacak olan enfeksiyonlar ya da virüsler en çok ağız yoluyla bulaşmaktadır. Özellikle grip salgını olduğunda, bulaşıcı bir hastalık olacağında herhangi bir hastalığı insan Ağız maskesi, insanlar arasında birbirilerine bulaşacak olan enfeksiyonlar ya da virüsler en çok ağız yoluyla bulaşmaktadır. Özellikle grip salgını olduğunda, bulaşıcı bir hastalık olacağında herhangi bir hastalığı insanlara bulaştırmamak ya da hastalığı kapmamak için mutlaka sizlerde ağız maskesi kullanmanız gerekmektedir. Ağız maskesi havada bulunan insanların çıplak gözle görmedikleri virüsleri solumayı ve virüslerin size bulaşmasını engelleyecektir. Ayrıca kronik bir hastalığı olan insanların takması da doktor tarafından tavsiye edilmektedir. Çok hassas olan insanların, bağışıklık sistemi yavaş olanların takmaları gerekmektedir. Birçok hastalık ağız yoluyla bulaşmaktadır. Solunum yollarının koruması için üretilen bir maske olmaktadır. Genellikle lastik ve hammaddesi olarak kağıt kullanılmıştır. Maskenin de çok farklı türleri bulunmaktadır. Bu maskelerin üretilme amacı insanların daha rahat nefes alabilmeleridir.

      Organ nakli olanların ağız maskesi takarak korunması gerekiyor.

      Organ yetmezliği sonucunda organ nakli olan insanların kendilerini korumaları gerekmektedir. Bağışıklık sistemi çok düşük olacağından ve vücut direnci de normal insanlar gibi olmayacağından kendilerini korumak amacıyla mutlaka solunum yollarına dikkat etmeleri gerekmektedir. Herhangi bir hastalığa yakalandıklarında iyileşme süresi daha uzun süreceğinden, korunmak amacıyla ağız maskesi takmaları gerekmektedir. Özellikle de hastanelerin çok iyi bakıldığı yerler olsa bile, hastaların kalmasından dolayı enfeksiyon virüsleri çok olmaktadır. Sizi herhangi bir virüsten koruyacak olan maskeler sayesinde sağlığınızı koruyacaksınız. Doktorlar ya da ameliyathanede çalışanların da ağız maskesi takmaları gerekmektedir. Ameliyat edilecek insanların çok hassas olacaktır. Bu yüzden doktorların ya da çalışanların ağızlarından herhangi bir virüsün ve enfeksiyonun hastaya bulaşmasını engellemiş olacaklardır.
      Ağız Maskesi
      Sizi toza karşıda koruyacaktır.

      Özellikle inşaat işinde çalışanlar ya da toza maruz kalacak olan insanların toz yutmalarını engelleyecektir. Sadece ağzınızı değil, burnunuzu da kapatacağından sizin herhangi bir toz yutmanızı ya da solumanızı engelleyecektir. Lastikli olduğundan ağzınızı ve burnunuzu tamamen kapatacak ve başınızın arkasından tutturulacaktır. Böylece hareketlerinizi daha kolaylaştıracak ve ağzınızdan düşmeyecektir. Toza alerjisi olanların da kullanması durumunda daha rahat bir yaşam süreceklerdir. Bu maskeler kullan at maskeler olmaktadır.

      Gaz ağız maskeleri:

      Herhangi bir olumsuzluk sonucunda gaz ya da zehirli havayı soluyup zararlı gazları ciğerinize doldurmanızı engeller. Gaz maskelerinde bulunan filtre sayesinde zararlı olan gazların filtreden geçirilip temiz hava solumayı sağlar. Eğer herhangi bir zehirli olan ya da sağlığa zararlı olan gazlara maruz kalacak olan bir iş yerinde çalışıyorsanız (madenci gibi) mutlaka maskeyle çalışmanız gerekmektedir. Bu gaz maskelerinin kullanım süresi her maskede uygulanan filtrenin kalitesine göre değişmektedir. Kullanılan maskenin içerisine göre en son kullanma tarihi yazmaktadır. Bu tarihten sonra kullanılmaması gerekmektedir.
      ]]>
      Ağızda Tuz Tadı Neden Olur https://www.agiz.gen.tr/agizda-tuz-tadi-neden-olur.html Mon, 03 Dec 2018 03:27:58 +0000 Ağızda tuz tadı neden olur, Ağzımızda genelikle anlamsız bir tuz tadı hissederiz sürekli yediğimiz yemekler bile yavan tatsız tuzsuz gelir yediğimiz yemeğin lezzetini bile anlayamayız yemek adeta bizim için işkenceye döner bun Ağızda tuz tadı neden olur, Ağzımızda genelikle anlamsız bir tuz tadı hissederiz sürekli yediğimiz yemekler bile yavan tatsız tuzsuz gelir yediğimiz yemeğin lezzetini bile anlayamayız yemek adeta bizim için işkenceye döner bunun nedeni bir çok neden olabilir kullandığımız ilaçların yan etkisi olabilir çok sayıda ilaç ağızda tuz tadı hissetmenize neden olabilir.

      Bu ilaçlara örnek vermek gerekirse;
      • Dekonjentasyanlar,diüretikler,tansiyon ilaçları,antideprasanlar,antihistaminikleri örnek verebiliriz.
      • Ayrıca fazla sigara nargile,kafeinli içecekler alkol tüketimi ağzımızda tuz tadına neden olan durumlardandır.
      • Çeşitli diş eti rahatsızlıkları ve ağız yaralarıdır.
      • Mide problemleri ve sistematik hastalıklar romatizmal hastalıklar özellikle şeker hastalıklarının  ve psikolojik olarak kendini mutsuz hisseden kişilerde daha çok olarak rastlanmaktadır. 
      Bu durundan en iyi şekilde kurtulmanızı yediğiniz yemekten zevk almanızı sağlayacak bazı yöntemlerden bahsedeceğim;
      Ağızda Tuz Tadı Neden Olur
      • Sık sık su tüketmeniz gerekir bunun için yanınızda su şişesi bulundurmanız size kolaylık sağlayacaktır.
      • Gece yatarken ağzımızda kuruluk hissederiz bu durumu en aza  indirmek için yanımızda meyve suyu bulundurmanız yada su bulundurmak ve yudumlamak sizin açınızdan iyi olacaktır.
      • Şekersiz ve naneli sakız ağzınızda ferahlık yaratarak çiğnediğinizde ağzınızdaki tuzun etkisini azaldığını göreceksiniz.
      • Sigara,alkol,nargile,şekerli yiyeceklerden uzak durulmalıdır.
      • Çürükler varsa tedavi edilmeli diş plağını bakımı yapılmalı eğer kendi yöntemleriniz işe yaramadığı takdirde diş doktoruna gidip en acil şekilde tedavisini yapılması gerekir.
      • Jel,gargara (papatya ve lavantalı gargaralar ağzınızdaki tuzun yok edecektir)  frolidli diş macunu kullanılmalıdır.
      • C vitamini kullanınız yada bunu yiyecek ve meyvelerden alarak ta en doğal şekilde C vitaminini alabilirsiniz.
      • Özellikle alkollü ve sodyum lauryl sülfat bulunan ağız bakın sularından uzak durup alkolsüz olanlarını tercih ediniz.
      Bu maddeleri düzenli bir şekilde uyguladığınızda ağzınızdaki tuzdan eser kalmayacaktır fakat eğer bu durum hala devam ediyorsa dahiliye ve diş doktorunuza ve KBB uzmanlarına danışarak bu ağzınızdaki tuzlu durundan kurtularak yemeklerin lezzetinin tadını çıkarınız.
      ]]>
      Ağız https://www.agiz.gen.tr/agiz.html Mon, 03 Dec 2018 13:24:10 +0000 Ağız, sindirim sisteminin giriş boşluğudur. Önde dudaklardan başlayarak, arkada geniz ve yutak boşluğu sonlanan, yanlarda yanakların, üstte üst çenenin ağız tavanını yapan yumuşak ve sert damak ile altta alt çe Ağız, sindirim sisteminin giriş boşluğudur. Önde dudaklardan başlayarak, arkada geniz ve yutak boşluğu sonlanan, yanlarda yanakların, üstte üst çenenin ağız tavanını yapan yumuşak ve sert damak ile altta alt çenenin ağız tabanını teşkil eden yumuşak dokulardan oluşan iç tabakanın sınırladığı boşluktur. Sindirim organı denilince ilk akla gelen ağızdır. Yediğimiz yiyecekler önce ağıza, dudaklar, dişler ve dil vasıtasıyla alınıp burada ufaltılırlar. Tükrük vasıtasıyla da kayganlaştırılarak, küçük lokmacıklar halinde yutulurlar. Tat ve koku organları ağıza giren yiyeceğin vasfını kontrol ederek, yiyeceklerin bozuk olup olmadığı da tat ve koku organlarınca anlaşılır.

      Ağzımızın Anatomik Özellikleri Nelerdir:

      Ağız boşluğunun sınırları:

      Üstte: Damak, diğer adıyla palatum bulunmaktadır. Palatum, iki kısımdır. Önde sert damak (palatum durum), arkada yumuşak damak (paltum molle) bulunmaktadır. Sert damak, maksillanın alt parçası olup ağız boşluğunu burun boşluğundan ayırmaya yarar. Yumuşak damak, os palatini (palatinal kemik) tarafından oluşturulan gevşek ağız mukozasıdır. Küçük dil (uvala palatina) yumuşak damağın submandibular ve sublingual tükürük bezleri içermektedir. Mandibula'nın corpusu ise ağız tabanını çevreler.

      Ağız Boşluğunun Bölümleri:

    • Vestibulum Oris: Diş sırası ile dudaklar ya da yanaklar arasındaki bölüme verilen ad.
    • Cavitas Oris: Asıl ağız içi boşluğu, yanlarda ve öndeki dişlerle sınırlanmış olarak boğaz geçidine kadar uzanan boşluğa verilen ad.
    • Ağızdaki dişler, çene kemiklerindeki diş çukuru denen boşluklara oturmuştur. Ağız boşluğunun önde ve arkada olmak üzere iki deliği mevcuttur. Ağız deliği denilen bu bölgenin ön kısmını dudaklar çevirmiştir. Dudaklar kas ve epitel dokudan yapılı iki kıvrımdan oluşmaktadır. Dudakların kalınlıkları cinse, ırka ve yaşa göre değişmektedir. Yeni doğan bebeklerde dudaklar kalın ve büyük olmaktadır. Yaşlılarda, dişsizlerde dudaklar içeri doğru kıvrıktır. 

      Ağız

      Ağızın arka deliğine ''boğaz'' denilmektedir. Boğaz, ağız içi boşluğu ile yutak boşluğunu birleştirmektedir. Boğazı üstte yumuşak damak ve onun ortasındaki küçük dil ile altta dil sırtının arka bölümü sınırlar. Dişler ağız boşluğunu iki kısma ayrılmaktadır. Bunlara ağız yayları denmektedir. Dişlerin önünde ve yanda olanına ''ağız dalızı'' denir. Arkadaki yay şekli ise asıl ağız içi boşluğudur. Dişler birbirine değince, ağız ancak dilin sığabileceği bir boşluk halini alır. Alt çene üst çeneden ayrılacak olursa bu boşluk genişlemektedir. Ağız içi boşluğunun yan duvarlarını oluşturan yanaklar, kas ve örtücü hücre dokularından meydana gelmiştir. Yanaklar ve dudaklara ancak meme emen, yiyecekleri çiğneyen canlılara da rastlanır. Ağız boşluğunun içi, mukoza (salgı) denilen ve canlı hücrelerden meydana gelmiş bir zarla örtülmektedir. Mukozanın alt kısmında sayıları çok fazla olan küçük tükrük bezleri vardır. Ağızda 3 tane ve her birinden 2'şer tane büyük tükürük bezi bulunur. Bunlar da, çene altı bezleri, dil altı bezleri ve kulak altı bezleridir. Bu üç tane çift tükrük bezi yine üç çift kanallarıyla ağız boşluğuna salgılarını boşaltırlar. Ağızda salgılanan salgıların bütününe tükrük denir.

      Ağızın Görevleri:

      • Solunumun temel olarak solunum sisteminin giriş açıklığı olan burun boşluğunun görevidir. Fakat bu burun boşluğu tıkanıklıkları veya hava açlığı duyulan durumlarda ağız yardımcı bir solunum aygıtıdır.
      • Sindirim sisteminin ağız ilk açıklığı olup besinleri vücudumuza almak için, dişlerle mekanik, tükürükteki amilaz ile kimyasal olarak ilk sindiriminin başlatılması. Ağızımızda bulunan dil, ayrıca tükürükle ıslanarak çözünmeye başlayan gıdaların tat duyusunu almaktadır.
      • Konuşma esnasında ağızdan ses çıkartmak için, akciğerlerden gelen havaya, dil dudaklar ve dişler yardımıyla son şeklini verir ve konuşma sesleri oluşur.
      • Ağız ve]]> Rahim Ağzı Yarası https://www.agiz.gen.tr/rahim-agzi-yarasi.html Mon, 03 Dec 2018 14:29:29 +0000 Rahim Ağzı Yarası, Halk dilinde rahim ağzı yarası olarak bilinen ''servisit'' jinekolog uzmanlar tarafından en çok karşılaşılan jineolojik sorunlardan bir tanesidir. Genel anlamı ile rahim ağzı yaraları, servisit rahim ağzı d Rahim Ağzı Yarası, Halk dilinde rahim ağzı yarası olarak bilinen ''servisit'' jinekolog uzmanlar tarafından en çok karşılaşılan jineolojik sorunlardan bir tanesidir. Genel anlamı ile rahim ağzı yaraları, servisit rahim ağzı dokusunun iltihabıdır. Rahim ağzı yaraları genellikle enfeksiyona bağlı olarak görülür fakat iritasyon veya travma sonrasında da görülebilir. Kadınların birçoğu hayatının bir döneminde rahim ağzı yarası hastalığına yakalanır. Rahim ağzı yarası cinsel ilişki sonrasında da görülebilir. O yüzden cinsel ilişki öncesi ve sonrasında temizliğe dikkat edilmelidir. Vajinal akıntısı ve kasık ağrısı görülen kadınların bir çoğunda tek başına veya başka bir rahatsızlıkla bir arada rahim ağzı yarası görülebilir. Hastalığın belirtileri diğer birçok hastalıkla benzerlik gösterdiği ve spesifik yakınmalar oluşturmadığı için kişinin servisit hastalığından şüphelenme olasılığı yok denecek kadar azdır. Genelde başka bir sebepten dolayı yapılan jinekolojik muayene sırasında fark edilir.

        Rahim Ağzı Yaralarının Belirtileri

        Rahim ağzı yarasının ilk belirtisi regl kanamasının bitimi sonrasının hemen ardından görülen vajinal akıntıdır. Diğer belirtileri ise, anormal vajinal kaşınma, kanama, vajinada yanma, cinsel ilişki esnasında ağrı, ilişkiden sonra kanama, bel ağrısı ve idrar yaparken yanma olmasıdır. Hafif düzeyde görülen rahim ağzı yaralarında herhangi bir bulgu olmayabilir fakat hastalık derecesi ilerledikçe kötü kokulu ve iltihaplı bir akıntı meydana gelir. Tedavi edilmemiş ve ileri derece olan servisit salgısının yapısını kötüleştirerek spermlerin servikal kanala girişini bozabilir ve bu durum kısırlığa yol açabilir.

        Rahim Ağzı Yaralarının Tanısı

        Rahim ağzı yaralarında en çok karşılaşılan sorunlar; Servisit ve servikal ''ektoprion'' adı verilen iç epitelin dışa taşınması durumlarıdır. Rahim ağzı yaraları yani rahim ağzı iltihabı, vücudun normal çalışan savunma mekanizmalarının bir sonucu gelişir. Herhangi bir dokuda oluşan yaralanma, enfeksiyon veya irritasyon olduğunda  beyaz kan akyuvarları yani hücreleri o bölgeye yönelirler ve bu bölgedeki kan akımında artış olur. Bu olay rahim ağzında olduğunda, normalde açık pembe olan rahim ağzı şişer ve kızarır. Bu durum muayene sırasında yara şeklinde görülebilir.
        Rahim Ağzı Yarası
        Rahim ağzı yarasının tanısı genelde jinekolojik muayene sonrasında konsada kesin tanı koyabilmek ve tanıdan emin olmak için bazı ek tetkikler yapılabilir.Rahim ağzındaki lezyonları tanımak çok önemlidir. Bazen rahim ağzı kanseri de genellikle erken evrede rahim ağzı yaralar ile karıştırılmaktadır. Rahim ağzı yaralarında kullanılan testler;
        • Smear; Rahim ağzı enfeksiyonun ve erken dönem rahim ağzı kanseri taramasında kullanılır. Semar testi her kadının yılda bir defa yaptırması gereken son derece basit fakat bir o kadar da önemli bir testtir. Rahim ağzı mukozasını (salgısını) ince bir fırça yardımı ile sürüntünün alınıp bir cam üzerine yayılarak patolojik incelemenin yapılmasıdır. Ağrısız ve son derece basit bir işlemdir.
        • Servikal biyopsi; Rahim ağzı ileri düzeyde anormal görünüm de ise lokal anestezi ile şüpheli bölgelerde rahim ağzından parça alımı yapılır.
        • Kolposkopi; Rahim ağzının ve vajinanın ışık altında büyütece benzeyen bir optik ile incelenmesidir. Şüpheli yerleri daha kolay bir şekilde ortaya çıkarmak için kolposkopi öncesi rahim ağzı bir takım kimyasal maddeler ile silinir ve sonrasında boyanır. Boyanın dokunun boya tutmasındaki farklılıklarına göre parça alınacak yer belirlenir.

        Rahim Ağzı Yaralarının Tedavisi

        Eğer rahim ağzı yaralarının durumu ilerlemiş ve altta yatan sebebin tedavi edilmesine rağmen hastalıkta gerileme yoksa bu bölgede oluşan anormal hücreleri yok etmek için bazı cerrahi işlemler yapılabilir. En çok kullanılan krioterapi (dondurma), koterizasyon (yakma) ve lazer tedavisidir. Her üç yöntemde de amaç aynıdır; İltihabı doku öldürülerek yaranı]]> Ağız Kokusu İçin Dua https://www.agiz.gen.tr/agiz-kokusu-icin-dua.html Tue, 04 Dec 2018 07:30:30 +0000 Ağız kokusu için dua; Ağız kokusuna neden olabilecek durumlar aft (Ağız ülseri) genelikle dilin üzerinde damakta ve yanakların iç kısmında görülür. Aft kırmızılık ve beyaz kabarcıkla başlar ve acı verir. Bazen protez di Ağız kokusu için dua; Ağız kokusuna neden olabilecek durumlar aft (Ağız ülseri) genelikle dilin üzerinde damakta ve yanakların iç kısmında görülür. Aft kırmızılık ve beyaz kabarcıkla başlar ve acı verir. Bazen protez dişler aft ta neden olur yada kişi stresliyse yorgunsa grip geçiriyorsa yani enfeksiyonlu bir hastalıkla mücadele ediyorsa ve sindirim problemleri,mide ağrıları ülserle ilgili olabilir bu gibi durumlar etki eder aft oluşmasına neden olarak ağız kokusuna sebebiyet veriyor. Kısacası aft ta ağız kokusuna neden olabilecek bir ağız hastalığıdır.


        Ağız kokusu: İnsanı rahatsız eden kokudur; 
        Aynı zamanda ağız kokusu hastalığına ''halitosis'' olarak da karşımıza çıkar. Bir çok duruma göre ağız kokusu kalıcı olabiliyor kişiler ne yapsa kokudan bir türlü kurtulamıyor. Çünkü ağzınızın yani dilde ve arkasında milyonlarca mikrop barınmaktadır bunlar aşırı bir kokuya neden olur çoğu kişide ağız kokusunu sebebi budur. Ağzın sıcak ve nemli olmasında mikroplar daha çabuk büyümelerine neden olur fakat bu durumdan kurtulmanın yolu ağzımızı günlük üç kere fırçalayarak ve diş etlerini diş ipiyle temizleyerek dişlerin arasında kalan yiyeceklerden kurtularak ağız bakım suyuyla son damgayı vurarak ağız kokusundan kurtulmanızı büyük oranda sağlayacaktır. Bir diğer ağız kokusuna sebep ocak hastalıklar diş çürüğü, hazımsızlık, şeker hastalığı,  akciğer veremi, boğaz iltihabı, devamlı kabız ve ishal durumu ağız kokusuna neden olur.
        Ağız Kokusu İçin Dua
        Ağız kokusundan kurtulabileceğiniz bitkisel yöntemler;
        • Bağışıklık sisteminin güçlenmesi için ginseng ve sarımsak kapsülü kullanınız.
        • Kurt pençesi, ahududu yaprağı, ada çayı, papatya çiçeği, nane deminden oluşan gargara yapabilirsiniz.
        • On damla mira tentürünü, bir bardak sıcak su ekleyip, ağız gargarası yapınız.
        • Bir yemek kaşığı ada çayını bir litre sıcak suyun içine atıp iki dakika kaynatıp beş dakika dem almasını bekleyip karışımı süzün daha sonra bir kaç damla mirsafi tentürünü ilave edin bu karışımı diş etlerine ve aftlı yerlere sürünüz.
        • Meyan kökü bitkisini ezip şerbetini yaparak ağız kokusundan kurtulmanıza yardımcı olacaktır.
        • İki tatlı kaşığı himalaya tuzunu ve oksijenli suyu eritip ağzınızdaki yaralı yerlere sürünüz.
        • Ardıç tohumunu çiğnenmesi durumunda ağız kokularında kurtulabilirsiniz
        • Sirkeyle balı karıştırarak içiniz.
        • Kişnişi kaynatıp ister için ister yiyin
        • Hindistan cevizini maydanozla yerseniz kokudan eser kalmaz.
        • Ağzınızı ada çayı nane suyu ile çalkalayınız günlük nane sayesinde nefesine büyük bir ferahlık sağlamış olacaksınız.
        • Aromatik nane yağıyla çalkalayınız yutulmamalıdır  nane çayı içiniz ve nefesiniz ferahlığını sağlayınız.
        • Bütün bunları yaptıktan ve uygulandıktan sonra koku devam ediyorsa ve alerjik durumlarda uygulamayı bırakıp doktorunuza danışınız.
        En önemlisi ise bütün bunları yaptıktan sonra hala devam ediyorsa ağız kokunu ve nefesinizi; Ortadan kaldırmak için bir nefeste bu salavatı şerifi 11 defa okuyunuz;
        '' Allahümme Salli ve Sellim alen nebiyyil tahiri '' Duasını okuduktan sonra nefesinizin nahoş bir kokuyla dolduğunu fark edip ağzınızın ve yüreğinizin hafiflediğini göreceksiniz.
        ]]>
        Ağız Yaraları https://www.agiz.gen.tr/agiz-yaralari.html Wed, 05 Dec 2018 03:03:22 +0000 Ağız yaraları, birçok kişinin muzdarip olduğu bir konudur. Ağız içi yaraları kadınlarda daha fazla görülmektedir. Aft diye bilinen ağız yaraları(ülserleri) ağızda damakta, yanakta, dilde ve diş etleri gibi hassas bölgel Ağız yaraları, birçok kişinin muzdarip olduğu bir konudur. Ağız içi yaraları kadınlarda daha fazla görülmektedir. Aft diye bilinen ağız yaraları(ülserleri) ağızda damakta, yanakta, dilde ve diş etleri gibi hassas bölgelerde oluşur. Kişinin yemek yemesini, bir şeyler içmesini, konuşmasını engeller hatta bazen tükürük salgılarını bile kontrol edilememesine neden olabilir. Ağız yaraları sarı veya beyaz renkli olabilir. Ağız yaraları 1-2 mm derinliğinde olabilmektedir. Ağız yaraları bir ya da birden fazla olabilir. Ağız yaralarının meydana gelmesinde birçok farklı neden olabilir. Ağız yaralarının oluşmasında ağızda bulunan Candida albicans olarak adlandırılan bir mantar çeşidi sebep olmaktadır. Bu mantar çeşidinin her durumda hastalık yapmamasının sebebi ise bağışıklık sistemimizin bu tür mantarları yok edebilme özelliğidir. Toplumun %18-20' sinde ağız yaraları az veya çok görülmektedir. Ağız içi yaralarının oluş nedenleri birçok kez araştırılmış, fakat aftın oluşmasını hızlandırıcı ve seyrini kötüleştirici birçok faktör saptanmasına karşı oluş sebebi tam olarak bulunamamıştır.

        Ağız yaralarına neden olan etmenler: Ağız yaralarının oluşmasında birçok sebep etken olur. Ama her zaman ağız yaraları çok büyük sorunların olduğuna işaret sayılmaz. Aftın oluşmasındaki temel neden kişini sağlıksız beslenmesi veya bağışıklık sisteminin zayıf zayıf düşmesidir. Ağız yaralarının oluşmasını engellemek için vücut direncimizi artıracak şekilde beslenmeye dikkat etmeliyiz. Kişi kendine bakmadığı takdirde ağız yaraları oluşacak hatta sıklaşacaktır. Sürekli antibiyotik kullanımı da bağışıklık sistemimizin zayıf düşmesine neden olabilir. Bundan dolayı her hastalık dönemimizde antibiyotik kullanımı doğru bir davranış şekli değildir. Antibiyotik kullanımı böbreklere ve aynı zamanda bağırsaklarda yaşayan faydalı bakterileri yok edecektir. Bunun dışında ağızda yaraların oluşmasında etkili olan diğer faktörler stres, yiyecekler, diş macunu, travma, sistemik hastalıklardır.

        Stres: Günümüzde görülen birçok hastalığın en büyük nedenlerinden birisidir. Stres kişinin direncinin kırılmasına neden olur. Direnci kırılan kişide ağız yaralarının oluşması hızlanacaktır. Kadınlarda adet öncesi dönemlerde sıklıkla görülür.

        Ağız Yaraları
        Yiyecekler:Tükettiğimiz besinlerin sertliği, yumuşaklığı, sıcaklığı ve soğukluğu ağız yaralarının oluşumunda çok etkilidir. Sert yiyecekler ağız içini tahriş edebilir. Budan dolayı aft oluşabilir. Fazla tuzlu, aşırı sıcak ve acı gıda tüketimi de ağız yarası oluşumuna neden olacaktır. Bazı kişiler için alerjik olabilen karabuğday, çikolata, çavdar, arpa, fındık, kabuklu deniz ürünleri, soya, domates, bazı patlıcan, elma, incir ve peynir aft oluşumunu hızlandıracaktır.

        Diş macunu: Diş macunları temizleme özelliğini artırmak için içeriğinde köpürtücü madde (sodyum lauryl sülfat) bulunmaktadır. SLS (sodyum lauryl sülfat) mukoza hücrelerinin yıkımını arttıran tahriş edici bir kimyasaldır. SLS bu özelliğinden dolayı ağız yaralarının meydana gelmesinde etkilidir. Günümüzde ağız içi yarası olan insanlar için daha az oranda (%1.25) SLS içeren diş macunları üretilmektedir.

        Travma: Sert besinlerin oluşturduğu tahriş, yumuşak olmayan fırçalama işlemi ve yanak dil dudak ısırmaları ağzın içinde yara oluşmasında etkili olacaktır.

        Sistemik hastalıklar: Genital ülser, retinit, behçet hastalığı, lokositoz gibi birçok hastalıkta sistemik belirtiler yanında ağız içinde oluşan tekrarlayıcı yaralarda bir hastalıktır. Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla beraber tekrarlayan ağız yaraları görülebilir.

        Diğer sebepler: Ağız yaralarının oluşmasında diğer sebepler ise B12 vitamini ve demir noksanlığı, sigara içme, tütün çiğneme gibi alışkanlıklardır.

        Ağız İçi Yaralarının Tedavisi
          <]]> Ağız İçi Epitel Hücresi https://www.agiz.gen.tr/agiz-ici-epitel-hucresi.html Wed, 05 Dec 2018 21:18:48 +0000 Ağız içi epitel hücresi, çok katlı yassı epitel hücrelerden oluşur. Bunlar organizmanın koruyucu epitelini oluşturmaktadır. Bu epitel hücreleri vücudun her zaman nemli olacak bölgelerinde bulunmaktadır. Birbirinin Ağız içi epitel hücresi, çok katlı yassı epitel hücrelerden oluşur. Bunlar organizmanın koruyucu epitelini oluşturmaktadır. Bu epitel hücreleri vücudun her zaman nemli olacak bölgelerinde bulunmaktadır. Birbirinin üzerine yığılan çok sayıda hücre katmanından oluşur.  Bu doku koruma, emme ve salgılama görevlerini üstlenmiş olan bitişik hücrelerden oluşmaktadır. Beslenmesi bağ dokuyla bağlantılı olan, örtü, salgı ve duyu epiteli olarak 3 farklı bölüm ayrılan bir dokudur. Ağız içi epitel hücresi vücutta örtücü görev yapmaktadır. Hızlı bir şekilde çoğaldıklarından vücudun dış yüzeyini korurlar.

          Ağız içi epitel hücresinin yapısı

          Ağız içi epitel hücreleri mikroskopta incelendiğinde, şeklinin yuvarlağa yakın olduğu görülür. Bu hücreler hücre zarı, sitoplazma ve çekirdek bölümlerinden oluşmaktadır. Hücre bilindiği gibi canlı organizmada yapı ve görev açısından kendi başına yaşayan en küçük canlı birimidir. Ağız içi epitel hücresi hayvan hücresidir. Bu hücrelerde hücre duvarı ve kloroplast gibi organeller bulunmamaktadır.

          Ağız İçi Epitel Hücresi

          Ağız içi epitel doku ağız yaralarının hızlı kapanmasında etkilidir

          Çok katlı epitel doku vücudun dışını sarmaktadır. Ağız içi epitel dokuda bunlardan biridir. Bu epitel doku hızlı bir şekilde çoğalır. Ağız içi yaralarının hızlı bir şekilde kapanmasına etki eder. Ağız içinde çıkan aftlar ya da herhangi bir travma sonucu oluşan yaralar, epitel hücrelerin özelliğinden dolayı hızlı bir şekilde dokuyu tamir eder.

          ]]>
          Gastrit Ağız Kokusu Yaparmı https://www.agiz.gen.tr/gastrit-agiz-kokusu-yaparmi.html Wed, 05 Dec 2018 21:38:59 +0000 Gastrit ağız kokusu yapar mı, gastrit Helicobacter pylori adındaki bakterinin neden olduğu hastalıklardan birisidir. Bu bakteri mide ve bağırsak ülserleri, mide kanseri ve gastrit gibi hastalıkların nedenidir. İnsanla Gastrit ağız kokusu yapar mı, gastrit Helicobacter pylori adındaki bakterinin neden olduğu hastalıklardan birisidir. Bu bakteri mide ve bağırsak ülserleri, mide kanseri ve gastrit gibi hastalıkların nedenidir. İnsanların çoğunda bu bakteri bulunsa da, daha az bölümünde yakınmalara neden olmaktadır. Ağız kokusunun nedeni gastrit rahatsızlığı olabilir. Gastrit midede iç yüzeyin tahrişine, iltihaplanmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Kısa süreli olduğunda akut, uzun süreli devam edenler kronik gastrit olarak değerlendirilir. Bunun sebepleri arasında Helicobacter pylori bakterisi dışında, uzun süreli alkol kullanımı, stres gibi etkenlerde bulunmaktadır. Bazı hastalarda fazla belirti vermeden ilerlese de, bazı hastalarda karında ağrıdan, mide bulantısına, kusmaya hatta ağız kokusuna bile neden olabilir. Bu nedenle ağız kokusu yakınması olan hastaların öncelikle bunun ölçümünü yaptırması ve ağızdaki kokunun kaynağının belirlenmesi gerekir. Daha sonra nedene yönelik tedavi uygulanmalıdır.

          Gastrit ve ağız kokusu

          Ağız kokusu nefes alırken ve verirken karşıdaki kişilerin farkına vardığı rahatsız edici istenmeyen kötü kokudur. Bu sorun insanlarda genellikle sosyo psikolojik etkilere neden olur. Bunun çok farklı nedenleri olabilir. Diş ve diş eti hastalıklarından, ağız hijyeninin sağlanamaması gibi nedenlerden, mideyi ilgilendiren hastalıklara kadar yaygın sebepleri vardır. Mide hastalıkları daha az oranda ağız kokusuna neden olsa da, özellikle gastrit hastalarında bu sorun daha fazla görülür. Fakat mideyle ilgili olan bu rahatsızlıklarda hastaların daha önemli yakınmaları da olacaktır. Genellikle hastalarda yemekten sonra ya da bazı besinlerin tüketilmesinden sonra ağız kokusu etkisi ortaya çıkabilir. Bu durumda mide rahatsızlıklarından kaynaklanan bir ağız kokusundan şüphelenmek gerekir.

          Gastrit Ağız Kokusu Yaparmı

          Gastrit nedeniyle oluşan ağız kokusu tedavisi

          Ağız kokusunun gastrit kaynaklı olduğu belirlenirse, mutlaka gastritin tedavisine yönelik uygulamalar yapılmalıdır. Normalde ağız kokusu için kişilerin ağız hijyenine dikkat etmesi, dişlerini her gün 2 defa fırçalaması, ağız gargarası yapılması, diş ipi kullanılması gibi önlemler alması yeterli olurken, gastrit yüzünden oluşan ağız kokusunda bunlar yeterli gelmez. Kullanılacak bitkisel kürlerde bunda etkili olmaz. Mutlaka hastalığın teşhis edilmesi ve buna göre tedavi uygulamaları yapılması gerekir. Gastrit tedavi edildiğinde, hastalarda ağız kokusu yakınması olmaz.

          ]]>
          Ağız Yaraları Nasıl Geçer https://www.agiz.gen.tr/agiz-yaralari-nasil-gecer.html Thu, 06 Dec 2018 16:14:37 +0000 Ağız yaraları nasıl geçer, ağız yaraları ağız bölgesinde aft ve uçuk şeklinde gelişim gösterir. Aft ve uçuk genellikle birbirine karıştırılan oluşumlardır. Çünkü belirtileri birbirine benzerdir. Fakat bunl Ağız yaraları nasıl geçer, ağız yaraları ağız bölgesinde aft ve uçuk şeklinde gelişim gösterir. Aft ve uçuk genellikle birbirine karıştırılan oluşumlardır. Çünkü belirtileri birbirine benzerdir. Fakat bunların birbirinden ayrılan bazı farklılıkları vardır. Aftlar ağız içinde çıkmasına rağmen, uçuk nadiren ağız içinde çıkar. Aftların bulaşıcı özellikleri olmasa da, uçuk bulaşıcıdır. Yine aftlar virüs kökenli olmamasına rağmen, uçuk virüsler nedeniyle oluşur. Aft ağızda her bölgeyi etkisi altına alabilir, uçuk ağız içinde çıktığında sadece hareketsiz olan damak tavanı gibi alanlarda etkili olur. Bu nedenle ağız yaralarının tedavi edilmesi için, öncelikle oluşumların aft ya da uçuk olduğu belirlenmelidir.

          Aft genellikle yanak ve dudak mukozası, dil üstü, yumuşak damak, diş eti ve farenkste oluşan solgun kırmızı renkte haleyle çevrili ve ağrılı lezyonlardır. Kadınları daha fazla etkiler. Çoğunlukla tek olarak izlense de, bazen çoklu yerlerde görülebilir. Uçuk henüz çıkmadan önce kendini belli eden, kişide sızlama, uyuşukluk, kaşınma ve karıncalanma gibi belirtilere sebep olan lezyonlardır. Bunları içi sıvı dolu olan kabarcıklar izler. Bunlarda oldukça acı veren, kuruyup çatlayan ve görünümü bozan lezyonlardır. Bu ağız yaralarının oluşmasında stres, ortak eşyaların kullanılması, beslenme, hastalıklar, travma, diş macunlarında bulunan bazı kimyasalların ağız mukozasının tahriş etmesi gibi etkenler rol oynamaktadır. Antiviral uçuk kremleri ciltten geçerek, uçuk lezyonuna etki ederek, cilde zarar vermesine engel olur.

          Ağız yaralarının geçmesi için ne yapılmalı

          Ağızda uçuk oluşumları için, bunlara dokunmamak, dokunma durumunda ellerin temiz olmasını sağlamak gerekir. Bunların bulaşıcı özelliği olduğundan, başka insanlarla temas edilmemeli, besinler başkalarıyla paylaşılmamalıdır. Herpes simpleks virüsünün neden olduğu uçuk virüsü vücuda girdiğinde, bölgede olan isnir düğümüne yerleşir. İlk enfeksiyonun ardından, vücut direnci düştüğünde yeniden ortaya çıkar. Bu nedenle stres, uykusuzluk, aşırı yorgunluk, enfeksiyonlar, adet dönemi, gebelik gibi durumlarda dikkatli olunmalıdır. Uçuk üzerinde bakteri enfeksiyonunun gelişmesini önlemek için, alkol ve antiseptik ilaçlar kullanılabilir. Ağrının azaltılması için ağrı kesici ilaçlar ve buz uygulaması faydalı olur.

          Ağız Yaraları Nasıl Geçer

          Ağızda çıkan aftlar için herhangi bir tedavi uygulanmasa bile, genellikle 7-10 gün içinde kendiliğinden iyileşir. Bu dönem içinde asidik, sıcak ve tahriş edici besinlerden uzak kalınmalı, aft bölgesi uygun solüsyonlarla temizlenmelidir. Özellikle su ve karbonat karışımıyla hazırlanan krem aftlar için faydalı olur. Bunun dışında su ve tuz karışımıyla hazırlanan sıvıyla gargara yapılması, ağız içi kremler iyileşmeyi hızlandırabilir. Aft başlangıcında suda eritilmiş tetrasiklin tabletiyle hazırlanan gargara yapılabilir ve ağrı azaltılabilir.

          ]]>
          Ağız Yaralarına Bitkisel Çözüm https://www.agiz.gen.tr/agiz-yaralarina-bitkisel-cozum.html Thu, 06 Dec 2018 23:29:25 +0000 Ağız yaralarına bitkisel çözüm, ağız yaralarına maruz kalanlar için oldukça sıkıntılı bir süreç başlar. Farklı sebeplerden kaynaklanan yaraların en önemli sebebi ağız hijyeninin yeteri kadar sağlana Ağız yaralarına bitkisel çözüm, ağız yaralarına maruz kalanlar için oldukça sıkıntılı bir süreç başlar. Farklı sebeplerden kaynaklanan yaraların en önemli sebebi ağız hijyeninin yeteri kadar sağlanamamasıdır. Bunun dışında B12 vitamini eksikliği, demir eksikliği gibi etkenlerde ağız yaralarının oluşmasına neden olabilir. Kahve, domates, fıstık, çikolata gibi besin maddeleri, mide ve ağız ülserlerine neden olan Chron hastalığı ağız yaralarının nedeni olabilir. Sigara alışkanlığı olan kişiler, sigarayı bıraktıkları dönemde ağız yaralarına sıkça maruz kalabilir. Ayrıca kullanılan bazı ilaçlarda ağız yarası oluşumuna zemin hazırlayabilir. Yapılan araştırmalar bu lezyonların genetik faktörler yüzünden kişileri etkileyebileceğini belirlemiştir. Ağız yaralarına karşı bitkisel tedavi yöntemlerinden faydalanılabilir. Bunlar acı ve ağrı veren lezyonlar olduğundan, hem ağız temizliğine önem verilmeli, hem de iyileşme dönemini kısaltıcı uygulamalar yapılmalıdır.

          Ağız Yaralarına Bitkisel Çözüm

          Ağız yaraları için bitkisel tedavi yolları

          • Ağız yaralarına karşı genellikle gargara yapılması ve ağız temizliğine dikkat edilmesi yararlı olacaktır. Her gün dişlerin düzenli fırçalanması tavsiye edilir. Halk arasında bilinen karbonatla gargara yapılması, ağız içi temizliğinde etkili olur ve lezyonlara karşı yararlı olabilir. 
          • İçeriğinde tannik asit ve glisirrettinik asit bulunan meyan kökü ile hazırlanan gargaralar ağız yaralarını rahatlatıcı etki yapar.
          • Aynı şekilde adaçayı ile yapılan gargaralarda yaralar için tavsiye edilir.
          • İçeriğinde tannik asit bulunan okaliptüs, nane ve ahududu çayları gargara için kullanılabilir. Bu bitkilerin kullanılmış çay poşetleri bile ağız yaralarının üzerine konularak, 20-25 dakika bekletildiğinde ağrıyı azaltıcı etki yapar. 
          • Böğürtlen yaprağı, sinirli yaprağı ve mercimek birer yemek kaşığı suyun içinde kaynatılarak, ılık olarak gargara yapılabilir.
          • Anason, kuru üzüm ve bal eşit miktarlarda karıştırılır. Bunlar ezilerek ağız yaralarının üzerine konur.
          • Ağızda kekik çiğnemek yararlı olur.
          • Baldıran suyu, kuru üzüm suyu, gül suyu ve kitre suyu eşit miktarda karıştırılır. Bunu gargara olarak kullanabilirsiniz.
          • Ağız yaralarına pamuklu çubukla dut şurubu ya da nar ekşisi sürülebilir.
          • Ağız yaralarına sürülen karanfil yağının tedavi edici ve acıyı azaltıcı etkisi bulunmaktadır.
          • Maydanoz çiğnemek ağızdaki bakterileri yok eder, yaraları iyileştirici etki yapar.
          • Limon suyu, sirke, soğan suyu, erik suyu, fesleğen suyu  gargara için ideal seçimlerdir.
          ]]>
          Ağızdan Burundan Kan Gelmesi https://www.agiz.gen.tr/agizdan-burundan-kan-gelmesi.html Fri, 07 Dec 2018 06:26:23 +0000 Ağızdan burundan kan gelmesi, durumunda hemen müdahale edilmesinde yarar vardır. Bunun sebebi önemli bir sağlık sorunu olabilir, acilen müdahaleyi gerektirebilir. Bu yüzden ağızdan burundan kan gelmesi mutlaka ciddiye a Ağızdan burundan kan gelmesi, durumunda hemen müdahale edilmesinde yarar vardır. Bunun sebebi önemli bir sağlık sorunu olabilir, acilen müdahaleyi gerektirebilir. Bu yüzden ağızdan burundan kan gelmesi mutlaka ciddiye alınmalıdır. Burun kanamasıyla birlikte olan ağız kanaması için, öncelikle dahiliye ya da hematoloji doktoruna gidilmesi gerekir. Fazla miktarda ağızdan kan gelmesi halinde, hastanın soluk borusunda tıkanma olabilir, kanla birlikte boğulma riski taşıyabilir. Bunun nedeni ne olursa olsun, mutlaka ciddiye alınmalıdır. Öncelikle kanamanın nereden geldiği belirlenmeli ve sebebe yönelik tedavi uygulanmalıdır.

          Ağızdan burundan kan gelmesi neden olur

          Bu sorun çeşitli etkenlerden dolayı oluşabilir. Ancak mide hastalıkları ya da çeşitli organlardan kaynaklanan iç kanamalar nedeniyle oluştuğunda tehlikeli bir durum söz konusu olabilir. Bu nedenle beklemeden acilen doktora gidilmelidir. Bu kişi için hayati bir risk oluşturabilir. Özellikle mide ve on iki parmak bağırsağı ülserleri, gastrit, burun travması, boğaz kanseri, faranjit, akciğer kanseri, zatürre, bronşit, verem, akciğer damarlarının pıhtıyla tıkanması, verem, bronşektazi gibi rahatsızlıklar ağızdan burundan kan gelmesine neden olabilir. Görüldüğü gibi ağız ve burundan gelen kanamalar çok ciddi rahatsızlıkların sonucunda görülebilir.

          Ağızdan Burundan Kan Gelmesi

          Ağızdan burundan gelen kanın miktarına dikkat edilmelidir

          Fazla miktarda gelen kan, kişinin soluk borusunu tıkayabileceğinden, boğulma riski yaratabilir. Kanın bulantıyla birlikte gelmesi halinde, kusmukla karışık olması mideden kaynaklı bir rahatsızlıktan olduğunu anlatabilir. Öksürükle gelen kan balgamla karışıksa ya da kırmızı renkli olursa, büyük olasılıkla akciğerlerden gelebilir. Kişiler bu durumda şiddetli öksürmemeli, kanayan akciğerlere doğru yatırılmalıdır. Fakat bu durumda hastanın akciğer rahatsızlığı biliniyorsa, bu mümkün olabilir. Bilinmiyorsa, acilen hastaneye gidilerek akciğer filmi çekilmelidir. Hastada gelen kanın miktarı az bile olsa, artacağı dikkate alınarak doktora gidilmelidir. Hastanede kişinin midesine verilen suyla, bunun mide kaynaklı olup olmadığı değerlendirilir. Akciğerler içinde film çekilir. Bu alanlarda sorun belirlenmezse, bronşektazi tanısı konulabilir. Ağızdan burundan gelen kanın nedeni belirlendikten sonra, uygun tedavi yollarına başvurulur.

          ]]>
          Ağız Kuruluğu Ve Halsizlik https://www.agiz.gen.tr/agiz-kurulugu-ve-halsizlik.html Fri, 07 Dec 2018 20:20:54 +0000 Ağız kuruluğu ve halsizlik, kişide ağız kuruluğu görülmesi çeşitli nedenlere dayanabilir. Bu sorun ağızda bulunan 6 tane tükürük bezinden yeteri kadar tükürük salgısının üretilmemesinden kaynaklanır. Tükü Ağız kuruluğu ve halsizlik, kişide ağız kuruluğu görülmesi çeşitli nedenlere dayanabilir. Bu sorun ağızda bulunan 6 tane tükürük bezinden yeteri kadar tükürük salgısının üretilmemesinden kaynaklanır. Tükürük vücudun mikro organizmalardan korunmasına yardımcı olan bir salgıdır. Besinlerin ağızda sindiriminde de etkili olmaktadır. İçeriğinde bulunan enzimlerle bakterileri yok eder, besinlerin sindirilmesine yardımcı olur. Bakterilerin beslenmesine engel olarak, yok olmalarında etkili olur. Tükürük salgısı yeteri kadar üretilmediğinde, ağızda kuruluk, halsizlik, ülserler, diş çürükleri daha yoğun şekilde görülür. Tükürük salgısının mide ve bağırsaklarda oluşan hastalıkları önleyici etkisi de bulunmaktadır. Bu nedenle ağız kuruluğu sorunu olan kişilerde, bu tür hastalıklar daha fazla görülür. Kişide ağız kuruluğu ve halsizlik etkilerinin görülmesi, buna neden olan etkenlere bağlı olarak değişebilir. Bu nedenle ağız kuruluğuna sebep olan rahatsızlığın belirlenmesi ve tedavi edilmesi gerekir.

          Ağız kuruluğu neden olur

          Kişilerin kullandığı ağrı kesici, antihistaminik, tansiyon, burun açıcı gibi bazı ilaçlar, şeker hastalığı, kanser tedavileri, parkinson hastalığı, AIDS gibi rahatsızlıklar ağız kuruluğu etkisi gösterebilir. Tükürük salgısının azalmasına neden olacak etkenler, tükürük bezlerinin zarar görmesi de ağız kuruluğuna neden olabilir. Alkol ve sigara kullanımı, menopoz ve hamilelik döneminde olan hormonal değişimler de ağız kuruluğunda etkili olabilir. Şeker hastalığı kişilerde yaygın olarak bu etkiyi gösterir. Romatoid artrit denilen hastalıkta eklem ağrılarının yanında ağız kuruluğu, halsizlik ve yorgunluk etkileri gösterebilir. Bunun dışında tiroit bezleri hastalıkları da ağız kuruluğu ve halsizlik etkileri gösterebilir.

          Ağız Kuruluğu Ve Halsizlik

          Ağız kuruluğu tedavisi nasıl yapılır

          Ağız kuruluğunun neden kaynaklandığı belirlendikten sonra, buna yönelik bir tedavi uygulanmalıdır. Kullanılan ilaçların etkisiyle oluşan ağız kuruluğunda, ilaçların azaltılması ya da muadili bir ilaçla değiştirilmesi gündeme gelebilir. Burun tıkanıklığı nedeniyle ağızdan nefes almaya neden olabilecek rahatsızlıklar içinde, kulak burun boğaz doktoru tarafından tedavi uygulanmalıdır. Ağızda olan diş ve diş eti sorunlarından kaynaklanan sorunların giderilmesi ağız kokusunu engelleyebilir. Şeker hastalığından kaynaklanan ağız kuruluğunda, kan şekerinin kontrol altında tutulması gerekir. Alkol ve sigara alışkanlığının terk edilmesi, beslenmede C vitamini ağırlıklı besinlere yer verilmesi, şekersiz sakız çiğnenmesi ağız kuruluğu etkisini, dolayısıyla halsizliği azaltacaktır. Hedef ağız kuruluğu ve halsizliğe neden olan hastalıkların tedavi edilmesidir.

          ]]>
          Sinüzit Ağız Kokusu Yaparmı https://www.agiz.gen.tr/sinuzit-agiz-kokusu-yaparmi.html Sat, 08 Dec 2018 09:09:02 +0000 Sinüzit ağız kokusu yapar mı, eğer uzun süredir öksürük, ağız kokusu gibi yakınmalarınız oluyorsa, bunlar kronik sinüzit belirtileri arasında yer alabilir. Halk arasında sinüzit belirtileri arasında genellikle Sinüzit ağız kokusu yapar mı, eğer uzun süredir öksürük, ağız kokusu gibi yakınmalarınız oluyorsa, bunlar kronik sinüzit belirtileri arasında yer alabilir. Halk arasında sinüzit belirtileri arasında genellikle baş ağrısı olduğu düşünülür. Fakat hastalar bunun dışında oluşan diğer belirtilere de dikkat etmelidir. Çünkü baş ağrısı genellikle akut sinüzit belirtisi olarak yaşanabilir. Kronik sinüzit hastalarında ise, ciddi bir enfeksiyon ya da akut ataklar olmadıkça baş ağrısı meydana gelmez. Bu hastalarda daha çok ağız konusu, öksürük ve geniz akıntısı gibi şikayetler ortaya çıkar.

          Kronik sinüzit ağız kokusu nedeni olabilir

          Bu hastalarda genellikle balgam, öksürük, geniz akıntısı ve ağız kokusu yakınması bulunur. Eğer hastalar grip olursa, akut ataklara neden olan sinüzitte başta dolgunluk, baş ağrısı, ağırlık gibi yakınmalar izlenir. Hastalarda uzun yıllar devam eden baş ağrısı, ağız kokusu ve geniz akıntısı olur. Dönemsel gribal enfeksiyon geçirdiklerinde ise, baş ağrısıyla ilgili yakınmalar bunlara eşlik eder. Geniz akıntısı sigara içenlerde, alerjik hastalığı olanlarda da görülse, bunlar kronik sinüzitte olduğu gibi fazla rahatsız edici olmaz. Sinüzitte olan geniz akıntısında enfeksiyon eşliği söz konusu olduğundan, daha koyu bir akıntı meydana gelir. Bu boğazda takıntı hissi oluşturur. Yapışkan kıvamda olan geniz akıntısı, solunum yolunda takılma etkisi gösterir. Bu durum hastada öksürük hissine neden olur. Bu etkilerle birlikte hastada ağız kokusu meydana gelir.

          Sinüzit Ağız Kokusu Yaparmı

          Kronik sinüzit hastada burunla ilgili anormallikler olduğunda yani kemik eğrilikleri, burun eti büyümesi, polipler gibi etkenlerden dolayı ortaya çıkabilir. Alerjik hastalığı olan kişilerde sinüzitten sıkça etkilenir. Hastalarda geniz akıntısı, baş ağrısı, burunda kemik eğriliği, ağız kokusu gibi belirtiler olduğunda mutlaka sinüzit açısından değerlendirme yapılmalıdır. Gerekirse sinüs tomografisi çekilmelidir. Bu sorunun teşhisinde yardımcı olacaktır. Sinüslerde olan yapısal sorunlarda hastaya cerrahi girişimler yapılmalıdır. Diğer sorunlarda ilaç tedavisi uygulanarak sinüzit tedavi edildiğinde, ağız kokusu, geniz akıntısı, öksürük gibi sorunlarda giderilmiş olur. Bu nedenle ağız kokusu gibi önemli bir belirtiyi dikkate almalı ve daha ciddi sorunlara neden olabilecek hastalıkların erken teşhis edilmesinde yardımcı bir etken olarak kabul edilmelidir.

          ]]>